Go to content Go to navigation Go to search
Hamilelik&Doğum ile ilgili bilgi ve oneriler...

Doğum Sonrası Güzellik

Ekim 14th, 2009 yazan admin

Doğumda alınan fazla kilolar, vücutta oluşan çatlaklar, sarkmalar çözümü olmayan sorunlar değil. Yapacağınız masajlar, egzersizler sonucunda istediğiniz sonucu elde edemiyor iseniz estetik cerrahiden yardım almanız mümkün.

Hamilelik süresinde ve doğumdan sonra bebe yağı ile karın ve bacak bölgenize yapacağınız masajlar çatlak oluşumunu en aza indirerek sorun olmasının önüne geçmektedir. Bebe yağı yanında hindistan cevizi yağı ile de masaj yaparak çatlak oluşumlarının önüne geçebilirsiniz. Doğumdan sonra fazla kilolarınızdan kurtulana kadar bu masajlara devam etmelisiniz. Unutmayınız ki kilo alıp verme vücutta deformasyona ve çatlaklara yol açmaktadır.

Estettik Cerrahide Faydalanabileceğiniz Hizmetler

Doğumdan hemen sonra estetik cerrahiden yardım almamanız sizin ve bebeğinizin sağlığı açısından büyük önem taşımakta. Estetik cerrahiye başvurmak için en az bir yılın geçmesini beklemeniz uzmanlar tarafından önerilmektedir.

Yeni bir doğum yapmamaya karar verdiyseniz yağ aldırma işlemi ile veremediğiniz fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz. Doğurganlığı herhangi bir şekilde etkilemediği halde yağ aldırma işlemini ilk doğumdan sonra önermemek de uzmanlar, bunun nedeni olarak ise yapılan estetik cerrahinin yeni doğum ile bozulacağı ve tekrar operasyon yapılması gerekliliğidir.

Bebeğinizi emzirmeyi tamamen bıraktığınızda meme estetiği ne başvurabilir, doğum sonrası oluşan sarkmaları toparlatıp eski güzelliğinize kavuşabilirsiniz. Göğüs estetiğinde süt bezeleri zarar göreceğinden mutlaka emzirme işleminin tamamen bitmiş olması ve yeni bir doğum düşünülmüyor olması gerekmekte.

Doğum Sonrası Yapılması Gerekenler

Ekim 13th, 2009 yazan admin

Aileniz büyüdü ve yeni bir birey daha atıldı. Bu birey tamamen size muhtaç ve siz onunla ilgilenirken kendinize de zaman ayırmak zorundasınız. Lohusalık döneminde kayınvalideniz, anneniz veya arkadaşlarınızın size sundukları yardım isteklerini geri çevirmeyin. Gerektiğinde yardım istemekten çekinmeyin.

Hastaneden çıkıp eve geldiğiniz andan itibaren mutlaka eşinizi de bebek bakımına yardımcı olması için uyarın ve bakıma dahil edin. Uykusuz geçireceğiniz gecelerde en büyük destekçinizin eşiniz olacağını sakın unutmayın. Doktorunuzun verdiği beslenme şekline uymaya özen gösterin, süt yapsın diye ailenizin sizin önünüze koyduğu her şeyi yemeyin.

Hamilelik süresince alınan kiloları hemen vermek için sabırsızlanmayın, kilolarınızdan kurtulmak için kendinize zaman tanıyın.

Geceleri emzirmek için uyandığınızda sinirlenmemeye özen gösterin, sabah işe gitme derdiniz olmayacağı için rahatça uyuyabilirsiniz. Unutmayın ki sizin sinirlenmeniz bebeğinizi kötü etkileyecektir.
 

Kordon Dolanması Nedir, Nasıl Anlaşılır?

Eylül 16th, 2009 yazan admin

Kordon dolanması çok sık yaşanan bir durum değildir. En azından çok tehlikeli bir durum olduğu söylenemez. Kordon dolanması, bebeğin el, ayak ve özellikle boynunda olur. Kordon dolanmasının tehlikeli olduğu durumlar %10’luk bir dilimi kapsar.

Kordon dolanmasının sebebi
Kordon dolanması, bebeğin hareketlerine bağlı olarak gelişen bir durumdur. Bu durum anne karnındayken de olabilir, doğum sırasında da kordon dolanabilir.

Kordon dolanması halk arasında çok korkulan bir durum. Bacak bacak üstüne atma, ters hareket etme, gibi anne adaylarına birçok ikazlar yapılır. Tabii ki bu durumlar sakıncalı olabilir fakat bunların kordon dolanmasıyla bir alakası yoktur. Kordon dolanması bebeğin hareketlerine bağlı bir olaydır.

Kordon dolanması nasıl anlaşılır?
Kordon dolanması ultrason muayenelerinde ya da doğum sırasında anlaşılır.

Kordon dolanması nelere yol açabilir?
Kordon dolanması nadiren tehlike yaratan bir hamilelik olayıdır. Anne karnında ki kordon eğer çok uzunsa bebeğe dolanma riski daha büyüktür. Sıkı şekilde dolanan kordon bebeğin daha az oksijen ve kan alması anlamına geliyor. Daha az oksijen ve kan bebeğin kalp atışları düşürür. Bu gibi durumlarda annenin yan yatması ve dinlenmesi gerekir. Eğer bu şekilde bebek normale dönmüyorsa acil sezaryen yapılması gereken durumlar ortaya çıkabilir.

Hamilelikte kordonun bebeğin boynuna bir kez dolanması normal bir durumdur fakat kordon üç kez dolanmışsa zor bir doğum gerçekleşecek demektir. Bu durumlardaki anne adayının mutlaka doktor kontrolünde olması gerekiyor.

Erken Doğum Belirtileri ve Nedenleri

Eylül 5th, 2009 yazan admin

Normal bir doğum süreci ortalama 40 haftadır. Eğer doğum 36. haftadan önce gerçekleşirse bu bir erken doğumdur. Çok çeşitli nedenlerle birçok kadın erken doğum riskiyle karşı karşıya kalabilir. Anne ve bebek sağlığı açısından doğum zaman çok önemli. Bu yüzden anne adayları erken doğumun risklerinden kendini korumalı. Özellikle erken doğum bebek için büyük risk taşıyor. Erken doğan bebekler prematüre olabilir.

Erken doğuma sebepleri bebeğe be anneye bağlı olarak iki kısma ayrılıyor.

Bebeğe Bağlı Nedenler

  • Çoğul gebelik
  • Eşin bebekten zamanından önce ayrılması
  • Su seviyesinde anormallik

Anneye Bağlı Nedenler

  • Reşit olmayan, küçük yaşta doğumlar
  • 35 yaş üzerinde deki doğumlar
  • Daha önce geçirilmiş sorunlu hamilelikler
  • Rahim hastalıkları
  • Fazla kilo ve obezite
  • Tansiyon
  • Böbrek yetmezliği
  • Kalp ve damar hastalıkları
  • Akciğer ve karaciğer hastalıkları
  • Kansızlık
  • Dengesiz beslenme
  • Sigara ve alkol kullanımı
  • Stres
  • Yoğun iş temposu

Erken Doğum Belirtileri
Her zamankinden fazla ve farklı sancılar yaşanıyorsa erken doğum başlıyor olabilir. Bel, sırt ve kasık bölgelerin deki sancılar erken doğumun habercisidir. Akıntı ve ishallerde diğer belirtileri destekleyerek ortaya çıkar.

Erken Doğum Onlenebilir mi?
Erken doğum annenin bilinçli olmasıyla ve doktorun takibiyle önlenebilir. Bu konuda en büyük görev annelere düşüyor. Anne adayları kendilerini erken doğum risklerinden korumalıdır. Hamilelik döneminde sıra dışı sancılar ve belirtiler hissediliyorsa mutlaka doktora başvurulmalı. Uzman doktorlar erken doğumu önlemleri alacaktır. Gerekli vitamin ve ilaç takviyesi ile erken doğum önlenir. Erken doğumda erken teşhis bu yüzden çok önemli.

Bu ve benzeri durumlarda mutlaka en yakın sağlık kuruluşundan yardım isteyin.

Doğumda Epidural (Ağrısız Doğum)

Eylül 4th, 2009 yazan admin

Bir çocuğu dünyaya getirmek dünyanın en mutluluk verici olayı olsa da katlanılan doğum acısı beklide en zor acıdır. Doğum sırasında bütün kasların kuvvetli bir şekilde kasılmasıyla kadın vücudunun geçirdiği evrim bir işkenceden farksızdır. Sonunda bir mutluluk olmasa kim katlanır bu acıya. Neyse ki ilerleyen tıp bu acıya da bir çözüm buldu.

Epidural, doğumda kullanılan gölgesel anestezidir. Anne adayının aşırı sancı çekmesini engellemek için epidural iğneleri kullanılır. Epidural diğer anestezilerden farklı bir yöntem. Bilinç kaybı olmadan ve doğum sancısı hissedilmez. Bilincin kaybedildiği anestezilerden daha sağlıklıdır çünkü hamile kadının sağlık seyrin an ve an öğrenilebilir.

Epidural çeşitleri
Epidural iğnesi bel bölgesinden yapılır. Epidural sıvısı, doğum çeşidine göre farklı yerlerden enjekte edilir.

Saf Epidural Anestezi
Saf epidural, normal doğumda ve sezaryan da kullanılır. Normal doğum ve sezaryende epidural sıvısı omuriliğin dış zarına verilir. 15–30 dakika içerisinde beklenen anestezi gerçekleşmiş olur.

Spinal Anestezi
Spinal anestezi sadece sezaryen doğumlarda kullanılır. Epidural sıvısı, omurilik sıvısının bulunduğu bölgeye verilir. Anestezinin başlama süresi yine 15–30 dakikadır.

Kombine Anestezi
Kombine anestezi, saf epidural yöntemiyle Spinal yöntemin bir arada kullanılmasıdır. Gerekli görülen sezaryen doğumlarda kullanılır. Kombine anestezinin etki süresi çok kısadır. Saniyeler içinde anestezi etkileri görülebilir.

Epidural Ne Zaman Yapılmalı ve Epiduralın Zararı Var mı?
Epiduralın asla doğumdan önce yapılmamalı. Doğumdan önce yapılan epidural, doğumun seyrini bozabilir. Gerekli ıkınmalar olmaz ve doğum süreci anlaşılamaz.

Epidural iğnesi aşırı sancılı durumlarda ve doğum başladıktan sonra uygulanmalıdır.

Epidural iğnesinin ne anneye ne de bebeğe zarar vermez.

Hamilelikte Şeker Kontrolü

Temmuz 20th, 2009 yazan admin

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Göksun Ayvaz, şeker hastalığının tespiti için gebeliğin 24-28. haftalarında glukoz yüklemesiyle test yapılmasında fayda bulunduğunu belirterek, “Ancak, birinci derece yakınında şeker hastalığı, açıklanamayan gebelik kaybı ve gebelik öncesi obezitesi bulunan, önceki gebeliklerinde şeker sorunu yaşayanlar, şeker hastalığının gelişimi açısından daha yakın takip edilmelidir’” dedi.

Hamilelik sürecinde fetusun ihtiyaçlarının karşılanması ve gelişiminin devam ettirilebilmesi için annede pek çok hormonal değişiklik olduğunu anlatan Ayvaz, sağlıklı bir kadının bu süreçteki hormonal değişikliklerden olumsuz etkilenmediğini, ancak belli risk grubundakilerin bu duruma yeteri kadar adapte olamaması durumunda, hem kendileri hem de bebekleri için sorunlar yaşayabildiğini bildirdi.

Hamilelik süresince bebeğin glukoz ihtiyacının karşılanması amacıyla anne vücudunda insülin direnci oluşturulduğunu, sağlıklı bir gebelik sonrasında bu durumun kendiliğinden düzeldiğini belirten Ayvaz, bunun hamilelik sırasında da tedavi gerektirmediğini kaydetti.

”Şeker hastalığının tespiti için gebeliğin 24-28. haftalarında glukoz yüklemesiyle test yapılmasında fayda var. Ancak, birinci derece yakınında şeker hastalığı, açıklanamayan gebelik kaybı ve gebelik öncesi obezitesi bulunan, önceki gebeliklerinde şeker sorunu yaşayan, gebelik haftalarına göre iri bebek doğuran, polikistik over sendromu hastalığı tanısı almış olanlar, şeker hastalığının gelişimi açısından daha yakın takip edilmelidir. Bu gebelere şeker yükleme testi daha erken dönemde yapılmalı, test gerekli hallerde belli süre sonra tekrarlanmalıdır. Bu yükleme testi sonrasında gerekli hastalarda tanıyı kesinleştirmek amacı ile daha ayrıntılı şeker yükleme testleri planlanmalıdır. Tanı kesinleştirildikten sonra, bu gebelere kilolarına göre düzenlenmiş, ana besin öğelerini gebeliğe göre uygun oranlarda içeren bir diyet ve uygun egzersiz önerilmelidir. Kan şekeri kontrolü sağlanamadığı durumlarda, diyet ve egzersize ek olarak insüline başlanmalıdır.”

Gebelerde kan şekeri kontrolünde normal diyabetiklerden farklı olarak, tokluğun birinci saatindeki kan şekerine özellikle dikkat edilmesi gereğine dikkati çeken Ayvaz, bu kişilere kan şekeri ölçümüyle ilgili eğitim verilmesinin önemine işaret etti.

Kan şekeri kontrolünün yeteri kadar sağlanamadığı durumlarda, iri bebek gelişimi olduğunu, doğum sırasında omuz sıkışması gibi ölü doğumlara bile neden olabilecek ciddi sorunlar bekleyen bu bebeklerin, ilerleyen yıllarda da şeker ve kalp hastalıklarıyla baş etmek zorunda kalabileceklerini söyledi.

Gebelikte meydana gelen şeker hastalığının, gebeliğin sonlanmasından sonra düzeldiğini belirten Ayvaz, ”Ancak bu hastalar sonraki yıllarında şeker hastalığının gelişmesi açısından risk altındadır. Gebelik sonrası altıncı haftada mutlaka şeker yükleme testiyle tekrar değerlendirilmelidirler” uyarısını dile getirdi.

Şeker Hastasi Hamileler

Tip-1 ya da tip-2 diyabeti olan kadınların gebeliklerinin planlanması gerektiğini vurgulayan Ayvaz, bu kişilerde hamilelik öncesinden başlayan sıkı kan şekeri düzeninin sağlanmasında yarar bulunduğunu kaydetti.

Ayvaz, ”Aksi halde anne karnındaki bebek, organlarının gelişme döneminde anneden gelen yüksek glukoz değerlerine maruz kalır. Bu bebeklerde kalp ve kemik rahatsızlıkları, kromozom bozuklukları gelişebilir” diye konuştu.

Bu hastalara hamilelik öncesinde gebelikte de uygun olan insülin tiplerine, hatta gerekiyorsa uygun hipertansiyon tedavilerine başlanması gerektiğini ifade eden Ayvaz, şunları kaydetti:

”Gebelikte uygun olan tedavi, ‘çoklu insülin enjeksiyonu’ olarak adlandırılan, günde 4 kez uygulanan insülin rejimidir. Kan şekeri kontrolü sağlanamayan hastalarda, ayarlanmış dozlarda vücuda devamlı insülin veren ‘insülin pompası’ olarak adlandırılan tedavi uygulanabilir. Bu kişiler, mevcut şeker hastalığının göz ve böbreğe zararları açısından da incelenmeli, gebeliklerinde de göz ve böbrek hastalıkları yönünden yakın takip edilmelidir.”

Hamilelikte Tiroid Fonsiyon Testleri

Gebelikte vücuttaki hormonal değişiklikler nedeniyle tiroid fonksiyon testlerinin de büyük önem taşıdığını anlatan Ayvaz, tiroid beziyle ilgili sorunu olduğu bilinen her gebenin, bir endokrinoloji veya iç hastalıkları uzmanınca takibinin yerinde olacağını bildirdi.

Bu testler değerlendirilirken, gereksiz tedavinin önlenmesi açısından hamileliğin ilk dönemlerinde tiroid bezinin fazla çalışmasından kaynaklanan gebeliğe bağlı zehirli guatrın dikkate alınması gerektiğini belirten Ayvaz, gebeliğin her dönemi için farklı tiroid fonksiyon test değerleri bulunduğuna dikkati çekti.

”Gebelikte tiroid bezinin fazla da az da çalışması, istenmeyen bir durumdur. Tiroid bezinin az çalıştığı tespit edilen bebek sahibi olmak isteyen kişiler, hamile kalmadan önce en az 3 ay boyunca hormonal durumlarının normale döndüğünden emin olmalıdırlar. Bu kişilerin gebelik dönemindeki ihtiyaçları göz önünde bulundurularak, aldıkları ilacın dozu uygun bir şekilde artırılmalıdır. Tiroidin fazla çalışmasına karşı gebelik ve emzirme döneminde güvenle kullanılabilen ilaçlar bulunuyor. Bu hastalar, gebelik sonrasında da yakından izlenmelidir.”

“Zehirli guatr” denilen hastalığı olan, tiroid bezi fazla çalışan kadınların tedavi tamamlandıktan sonra gebe kalmalarında yarar olduğunu ifade eden Ayvaz, “Ancak tedavi devam ederken gebe kalınmışsa, özel durumlar dışında, bu gebeliğin sonlandırılması için bir neden değildir. Hem zehirli guatr tedavisi, hem de gebelik bir arada devam edebilir” dedi.

Böyle bir durumda gebenin takibinin, kadın-doğum ile endokrinoloji ve metabolizma uzmanlarınca birlikte yapılması gerektiğini kaydeden Ayvaz, bu yapıldığı takdirde gebeliğin tamamen normal ve sorunsuz sürüp doğumun problemsiz sağlanabileceğini belirtti.

Kaynak: www.haberturk.com

Hamilelik ve Pilates Uygulaması

Mayıs 26th, 2009 yazan admin

Hamilelik doneminde spor saglikli bir gebelik ve kolay bir dogum icin gereklidir. Hamilelik doneminde spor yapan bayanlarin yapmayanlara oranla daha kolay dogum gerceklestirdikleri ve dogum sonrasinda daha cabuk toparlandikalari bilinmektedir. Bize bugunku yazimizda sizlerle pilates ve hamilelikte pilates uygulamalarindan bahsedecegiz. Pilates son donemlerde cok buyuk bir populerlik kazandi bu yuzden bir cok hamile bayanda hamilelik doneminde pilates ile ilgili bilgi sahibi olmak istiyor.

Hamilelikte Pilates
Hamilelikte yapılan egzersizlerin oldukça önemli bir yeri bulunmaktadır. Hamilelik durumunda pilates kişide belli amaçlara yönelik yapılabilir. Bunlar;

Hamilelik Boyunca Annenin Bedensel Uygunluğunu Korumak
Anne adayının doğum sırasında ortaya çıkabilecek ağrı ve korkusunu azaltmak:
Doğum sonu normale dönüşü kısaltmak üzere doğum öncesi – doğum sonrası egzersizler ile kas tonusu, kalp damar sistemi uyumu ve anne adayının kendine güvenini sağlamaktır.

Neden Hamilelikte Pilates?
Pilates, doğum öncesi, sırası ve sonrasında kadını güçlendiren, doğuma hazırlayan ve doğum sonrası eski formuna hızlı bir şekilde dönmesini sağlayan sistemdir. Pilates, özellikle bel ve karın kaslarını çalıştırarak omurgayı rahatlatır. Böylece güçlenen kaslar, ağırlığı paylaşarak omurgaya destek olurlar. Pilates’in 5 temel felsefesi vardır. Bunlar: Konsantrasyon, nefes, kuvvet, hareket akışı ve gevşemedir.

Pilates’te yapılan esneme egzersizleri, kasılmaları rahatlatıp, tutulma ve ağrıları azaltır. Nefes egzersizleri, karın içi basıncın artması ile diyafragma kasının, göğüslerin büyümesi, göğüs ve sırt kaslarının kısalması ve hormon etkisiyle zayıflayan göğüs kaslarının kuvvetlenmesini sağlarken; normal doğum icin iyi bir hazırlıktır. Aynı zamanda, egzersizler; hem doğum esnasında annenin daha rahat olmasını hem de güçlenen rahim kasları doğum sonrasında rahmin kendini daha çabuk toplamasını ve cinsel hayatın normale dönmesini sağlar. Ayrıca, el ve ayak bileklerindeki ve bacaklardaki ödemin atılmasına, şişliklerin inerek derinin rahatlamasına ve kan dolaşımının hızlanmasına yardımcı olur. Amerika’da yapılan bir araştırma; hamilelikte yapılan egzersizlerin, anneye olduğu kadar bebeğe de yararlı olduğunu ortaya koydu. Kansas City Üniversitesi’nden Dr. Linda E. May ve ekibi tarafından yapılan çalışmanın sonuçlarına göre; hamilelik süresince egzersiz yapan annelerin bebeklerinin otonom fonksiyonları, yapmayanlara göre daha iyi çalışıyor. Otonom sinir sistemi; vücuttaki kalp atışı, tansiyon, nefes alma oranı ve iç organların fonksiyonları gibi istem dışı faaliyetleri kontrol ediyor.

Hamilelikte Pilates Uygulamasına Ne Zaman Başlanmalı?
Hamilelerde Pilates, gebeliğin ortalama 12.– 16. haftasında başlanmalı ve haftada 1 kez düzenli olarak doğuma kadar devam edilmelidir. Genellikle bu eğitim 4 – 12 kişilik gebe toplulukları ile yapılmaktadır.

kaynak: GebelikveAnnelik.com

Erken Doğum Nasil Anlasilir?

Nisan 9th, 2009 yazan admin

Erken dogum saniriz hic bir anne adayimizin istemedigi bir dogumdur. Ancak yinede eger doğum yaklastiysa ve erken oğum gerceklesecekse neler yapmamiz gerektigini biliyormuyuz? Bu yazimizda sizlerle Doğum kaçınılmazsa ne yapmalıyız? ana sorusunun altinda doğum ile bilgiler verecegiz. Asagida yer alan yazimizda erken doğum, gerekirse sezeryan, suni doğumu başlatmak ile ilgili bilgileri bulabilirsiniz.

Doğum kaçınılmazsa ne yapmalıyız?
Erken doğumu tetikleyen unsurlara dikkat edilmeli. Tüm erken doğumların yaklaşık yüzde 30′luk kısmı Doktor kararıyla gebeliğin sonuçlandırılması şeklinde gerçekleşir. Anne hayatının tehlikede olduğu her durumda bebeğin olgunlaşma derecesine bakılmaksızın suni sancı ile ya da sezeryan yapılır.

Doktor kararıyla gerçekleştirilen erken doğum:
Tüm erken doğumların yaklaşık yüzde 30′luk kısmı Doktor kararıyla gebeliğin sonuçlandırılması şeklinde gerçekleşir. Anne hayatının tehlikede olduğu her durumda bebeğin olgunlaşma derecesine bakılmaksızın doğum indüksiyon (suni sancı) ile ya da sezeryan uygulanarak gerçekleştirilir. Gebeliğin devamının sakıncalı olduğu ağır preeklampsi, eklampsi, HELLP sendromu gibi durumlar, anne adayının ağır kalp hastalığının olması ya da kanamalı placenta previa ve ablatio placenta bu duruma örnek olarak verilebilir.

Gerekirse sezaryen yapılabilir
Fetusun uterus içinde yaşamaya devam etmesinin sakıncalı olduğu durumlarda da doğum gerçekleştirilir. Bunun en iyi örneği fetal distres gelişmesidir. Ağır fetal distres gelişmesi durumunda bebek ölmeden ya da asfiksi gelişmeden önce gerekirse sezaryen ile doğum acil olarak gerçekleştirilir ve bebeğe gerekli tedavi yapılır.

Suni doğumu başlatmak
Doğum eylemini başlatmak amacıyla uygulanan indüksiyon anne adayına uterus kasılmalarını sağlamak amacıyla damar yoluyla serum içinde oksitosin hormonu verilmesinden ibarettir. İndüksiyon öncesi serviks olgunlaşmasına bakılır ve olgun olmayan serviksin olgunlaşmasını sağlamak amacıyla bölgeye jel ya da toz şeklinde prostaglandin uygulanır. Serviks olgunlaştıktan sonra indüksiyona geçilirse indüksiyonun başarıya ulaşma şansı (doğum eylemini başlatma şansı) çok yüksektir. Doğum eylemi indüksiyon ile başlatıldığında sonuç alınamazsa sezaryen ile doğum yolu seçilir. Çok acil durumlarda (aniden gelişen fetal distres gibi) indüksiyon denenmeksizin direkt olarak sezeryan ile doğum gerçekleştirilir.

Doğum kaçınılmazsa hangi yöntem uygulanır?
Doğum şekli birçok faktöre bağlıdır. Genel olarak normal doğum tercih edilmelidir. Ancak bebeğin ağrılar esnasında veya doğum sırasında sıkıntıya gireceğine inanılırsa sezaryen tercih edilebilir.

Erken doğumun durdurulmayacağı Noktalar

- Bebeğin eşinin erken ayrılması
- Şiddetli vajinal kanama
- Gebeliğe bağlı ağır hipertansiyon
- Gebeliği etkileyen enfeksiyon
- Bebeğin tehlikede olması

Yaşamla bağdaşmayan bebek anomalisi Suların miyad dolmadan gelmesi, yani erken membran rüptürü (EMR ) de doğum eylemini başlatan diğer bir etkendir. Suların gelmesiyle açığa çıkan bazı maddeler ve olaya eklenen enfeksiyon erken doğum eylemini tetikler.

Hamilelik Döneminde Egzersiz

Mart 30th, 2009 yazan admin

Hamilelik döneminde yapilan egzersizlerin dogumu kolaylastirdigindan daha onceki yazilarimizda bahsetmistik.

Bu yazimizda yine hamilelik döneminde yapilabilek egzersizleri aciklamalari ile birlikte sizlerle paylasacagiz.

Anne adaylarının kalori yakmasına yardımcı olarak aşırı kilo almasını önler, kasların esnekliğini artırır, dolaşım ve solunum sisteminin düzgün çalışmasında faydalı olup kan şekeri regülasyonuna yardımcıdır. Uykusuzluk, bel, bacak ağrıları ve hemoroit gibi problemlerin azalmasını sağlar.

Araştırmalar gebelik sırasında yapılan egzersizlerin doğumu kolaylaştırdığını belirlemiştir. Fakat henüz doğum süresini etkilediği konusunda yeterli bir kanıt yoktur. Hamilelik sırasında egzersiz yapmayı planlayan anne adayları, mutlaka doktora danışarak doktorun yönlendirdiği uzman kişilerce eğitim almalıdır.

En kolay egzersiz yürüyüştür,
Yürüyüş sırasında rahat, terletmeyen pamuklu kıyafetler giyilmelidir ve süresi 30 dakikayı geçmemelidir. Yüzme de gebelikte en çok önerilen spordur. Ayrıca gebelikte özellikle 2. üç aylık dönemden sonra yapılabilecek bazı egzersizler, kan dolaşımını artırır, bel ve sırt ağrılarını hafifletir ve anneyi doğuma hazırlar.

Nefes egzersizleri
Nefes alırken hem göğüs kafesi hem de karın kaslarımızı kullanırız. Normalde farkında olmadan soluk alıp veririz. Solunum egzersizlerinde göğüs kafesi ve karın kaslarını ayrı çalıştırarak nefesimizi daha bilinçli kullanabiliriz. Nefesi tutma, derin soluk alıp beklemek, küçük nefesler ise (sadece göğüs kafesi ile sık soluk alıp verme) ağrı sırasında faydalı olur. Büyük nefes ise ıkınma sürecinde faydalıdır.

Doğum sırasında doğru nefes alıp vermek, ağrıların daha az hissedilmesini sağladığı gibi rahim kasılmaları sırasında bebeğe giden kan azalır, bu fizyolojik bir durumdur. Doğru nefes alınırsa bebeğe daha çok oksijen gitmesi sağlanır. Ağrılar sırasında küçük, yüzeysel ve ıkınma döneminde derin nefes alarak vermeden baş gövdeye yaklaştırılarak ıkınılır ve bebek itilir. Bu sırada nefesi kaçırmamak ve bağırmadan ıkınmak gerekir.

Karnı şişirmek ve gereksiz panik, doğumu zorlaştırır. Bebeğin başı çıkıyorken ıkınmaya son verilir. Küçük yüzeysel nefesler alınır, aksi halde vajinada istenmeyen yırtıklar oluşabilir. Doktor, bu konuda anneyi uyaracaktır.

Kegel egzersizleri
Pelvis, vajina, mesane ve rektum çevresindeki kasların güçlendirilmesidir. Tuvalette idrar yaparken, durdurmaya çalışırken yaptığımız eylem şeklinde basitçe ifade edilebilir. Kegel egzersizleri günde birkaç kez, perine kaslarını kastıktan sonra 5-10 saniyede gevşeterek uygulanır. Ayakta, otururken, yatarken, her durumda yapılabilir.

Yoga ve pilatesin yararları
Yoga, doğru nefes almayı ve nefesi doğru kullanmayı sağlar. Pilates, pelvik bölgede kasları güçlendirir, doğum sonrası yine bu bölgenin toparlanmasında faydalıdır. Gebelikte özellikle normal doğum planlandığında, takip eden doktorun onayı alındıktan sonra bu konuda eğitilmiş kişilerden yardım alarak doğumu kolaylaştırmak mümkündür. Normal doğum da annenin istekli ve kararlı olması çok önemlidir. Gebeliğin fizyolojik olan fakat tolore edilmesi zor olabilen vücuttaki değişikliklere adapte olan anneler, bebeklerini aktif olarak normal doğumla dünyaya getirmelerinin haklı gururunu taşıyacaklardır. Normal doğum emek ve sabır ister ancak bebek için de faydalıdır.

kaynak: zaman.com.tr

Doğum Sonrası Beslenme

Mart 30th, 2009 yazan admin

Hamilelik donemi ve ardindan dogumun gerceklesmesinden sonra yeni annelerimizin en hassas olduklari konu beslenme konusudur.

Bizde bu konuda yeni annelerimize yardimci olmak adina doğum sonrası beslenme ile ilgili bazi onemli uyarilari sizinle paylasmak istedik.

Kaloriye Dikkat!
Besin seçiminiz süt kaliteniz açısından önem taşır. Özellikle yeni bir anne olarak çok daha fazla enerjiye ihtiyacınız olacak. Bu nedenle eğer emziriyorsanız hamilelik öncesi ağırlığınızı korumak için almanız gereken kalori miktarına günde 400 ile 500 ekstra kalori eklemeniz gerekiyor.

Protein ve Beslenme
Enerjinin yüzde 15’i proteinlerden gelmelidir. Et, tavuk, balık, yumurta ve kurubaklagiller proteinler zengin olan besinlerdir.

Sebze
Her öğünde mutlaka sebzeve meyve tüketmeye çalışın. Sebzeler önce yıkanıp sonra mümkün olduğu kadar büyük parçalar şeklinde pişirilmelidir.

Demir Eksikligi
Demir eksikliğinizi gidermek için bol bol kırmızı et, pekmez, yumurta sarısı tüketin.

Folik Asit
Ezirme döneminde de tıpkı hamileliğinizde olduğu gibi folik asit yönünden zengin besinler tüketmelisiniz. Folik asit en fazla yapraklı yeşil sebzeler, karaciğer, böbrek, yumurta, kabuklu tahıllar, ceviz, badem, fındık, fıstık, mercimek, baklagiller ve taze sıkılmış portakal suyunda bulunuyor.

İyotlu Tuz
Hamilelik dönemi vücudun iyot gereksiniminin arttığı bir dönem. Emzirme döneminde iyotlu tuz kullanmak iyot ihtiyacını karşılamak için yeterli.

Bol Sivi Tuketimi
Doğumdan sonra emzirme döneminiz içerisinde günlük 2,5- 3 litre sıvı almaya özen gösterin.

Vitamin Takviyesi
Emzirme döneminde doktor tavsiyesi ile vitamin takviyesi alınabilir.

Emzirmek
Bebeğinizi emzirmek kilo vermenizi kolaylaştıran en etkili yöntemdir. Çünkü emzirme sırasında bazal metabolizma hızı denilen vücudun harcadığı enerji, normal dönemden daha fazladır. Bu nedenle, bu dönemde uygulanan sağlıklı bir beslenme programı ile hem kilo vermek kolaylaşıyor hem de bebeğinizi daha kaliteli sütle beslemiş olursunuz.

kaynak: bugun.com.tr

« Önceki Konular