Go to content Go to navigation Go to search
Hamilelik&Doğum ile ilgili bilgi ve oneriler...

Doğumda Epidural (Ağrısız Doğum)

Eylül 4th, 2009 yazan admin

Bir çocuğu dünyaya getirmek dünyanın en mutluluk verici olayı olsa da katlanılan doğum acısı beklide en zor acıdır. Doğum sırasında bütün kasların kuvvetli bir şekilde kasılmasıyla kadın vücudunun geçirdiği evrim bir işkenceden farksızdır. Sonunda bir mutluluk olmasa kim katlanır bu acıya. Neyse ki ilerleyen tıp bu acıya da bir çözüm buldu.

Epidural, doğumda kullanılan gölgesel anestezidir. Anne adayının aşırı sancı çekmesini engellemek için epidural iğneleri kullanılır. Epidural diğer anestezilerden farklı bir yöntem. Bilinç kaybı olmadan ve doğum sancısı hissedilmez. Bilincin kaybedildiği anestezilerden daha sağlıklıdır çünkü hamile kadının sağlık seyrin an ve an öğrenilebilir.

Epidural çeşitleri
Epidural iğnesi bel bölgesinden yapılır. Epidural sıvısı, doğum çeşidine göre farklı yerlerden enjekte edilir.

Saf Epidural Anestezi
Saf epidural, normal doğumda ve sezaryan da kullanılır. Normal doğum ve sezaryende epidural sıvısı omuriliğin dış zarına verilir. 15–30 dakika içerisinde beklenen anestezi gerçekleşmiş olur.

Spinal Anestezi
Spinal anestezi sadece sezaryen doğumlarda kullanılır. Epidural sıvısı, omurilik sıvısının bulunduğu bölgeye verilir. Anestezinin başlama süresi yine 15–30 dakikadır.

Kombine Anestezi
Kombine anestezi, saf epidural yöntemiyle Spinal yöntemin bir arada kullanılmasıdır. Gerekli görülen sezaryen doğumlarda kullanılır. Kombine anestezinin etki süresi çok kısadır. Saniyeler içinde anestezi etkileri görülebilir.

Epidural Ne Zaman Yapılmalı ve Epiduralın Zararı Var mı?
Epiduralın asla doğumdan önce yapılmamalı. Doğumdan önce yapılan epidural, doğumun seyrini bozabilir. Gerekli ıkınmalar olmaz ve doğum süreci anlaşılamaz.

Epidural iğnesi aşırı sancılı durumlarda ve doğum başladıktan sonra uygulanmalıdır.

Epidural iğnesinin ne anneye ne de bebeğe zarar vermez.

Hangi Doğum Yontemi?

Nisan 6th, 2009 yazan admin

Bu yazimiza benzer bir cok yazimizi daha oncede sizlerle paylastik. Amacimiz hangi dogumun daha saglikli olacagi konusunda sizleri bilgi sahibi yapabilmek.

Asagida yer alan yazimizda normal dogum ve sezeryan dogum arasindaki karsilastirmalari ve farklari bulabilirsiniz.

Her zaman soyledigimiz gibi hamile bayanlara aksi bir saglik sorunu soz konusu olmadikca normal dogum yapmalarini oneriyoruz.

Uzmanlar uyarıyor: “Sezaryen bir ameliyat. Bu ameliyatta; kan kaybı, enfeksiyon riski, damarlarda kan pıhtısı veya amnios sıvısının oluşturacağı tıkanıklıklar gibi ölümcül olabilen komlikasyonlar daha sık görülür.” Yine de genelde anne adayları doğum sancıları çekmemek ve doğumdan daha hızlı kurtulmak için sezaryeni tercih ediyorlar. Peki hangi durumlarda gerçekten uygulanması gerekiyor.
        
Hangi durumlarda normal doğum tercih edilemez?
 
Sezaryenin sadece riskli durumlarda tercih edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, normal doğumun yapılamayacağı durumları şöyle sıralıyorlar: “İlk bebeğin ters geliyor olması, bebeğin anne karnında yan duruşu, plasentanın önde oluşu, plasentanın erken ayrılması, kordonun bebeğin başının önünde olması, bebeğin suyunun ileri derecede azalması, üçüz gebelik, ikiz gebelikte ilk bebeğin poposunun önde olması, annenin kemik yapısının dar olması, annenin bel fıtığı, kalp hastalığı, yüksek tansiyon gibi ıkınmasının mahsurlu olduğu durumlar, annede genital bölgede herpes (uçuk) ve HPV  gibi virütik enfeksiyon durumunun bulunması gibi durumlarda sezaryen tercih edilir.”
 
Sezaryan Doğumun tehlikeleri nedir?
Uzmanlar sezaryenle doğan bebeklerde ilk günlerde soluk alıp vermede sorun yaşanabileceğini belirtiyor. Bebek anne karnında bir sıvının içinde. Bu sıvı bebeğin hava yollarına giriyor. Normal doğum sırasında vajinadan geçerken bebek sıvıyı atıyor. Oysa sezaryende bebeğin bu şansı yok. Bu nedenle doğum sonrası bebekte sık soluk alıp verme ve bazen geçici de olsa yoğun bakım takibi bile gerekebiliyor. Anne  sezaryen sonrası ağrı nedeniyle bebeğini yeterince besleyemeyebiliyor. Bebek yeni doğan döneminde yeterince beslenemeyince bağırsak hareketleri yeterli olmayabiliyor ve tüm yeni doğan bebeklerde görülen sarılık daha belirgin boyutlara ulaşabiliyor.
 
Normal doğumdan korkmayın
Normal doğum için annenin istekli ve kararlı olması gerekiyor. Birçok anne adayı bu konuda toplumda oluşan ön yargıların olumsuz etkilerinin tesirinde kalıyor. Hamile kadınlar çevresi tarafından maalesef korkutuluyor. Doğum hikayeleri bazen abartılıyor. Anne adayları tanımadıkları kişiler tarafından bile ‘Allah kurtarsın’ diyerek korkuya sürükleniyor. Anneleri ürküten ağrıya bugün tıp çözüm bulmuş durumda. Epidural analgezi (ağrısız doğum) ile anneler çok daha rahat normal doğum süreci yaşıyorlar. Batı ülkelerinde normal doğumun daha yaygın olmasının nedeni epidural analgezinin daha sık kullanılması.
 
Epidural analgezi nedir?
Epidural analgezinin sinirlerin omurilikten çıktığı yere lokal anestezi ile ağrısız bir şekilde uygulanıyor. Epidural analgezi ile normal doğumun artık ağrısız bir şekilde gerçekleştirebildiğini belirten uzmanlar uygulamayı şöyle anlatıyorlar: “Epidural  analgezide doğumun başında bel bölgesine kateter yerleştiriliyor. Ağrı kesici ilaç verilmesi için rahim ağzı 4 cm açılıncaya kadar bekleniyor. Epidural analgezi uygulanmış olan hastalar doğum anında ıkınma hissi duymayabilirler. Fakat doğuma yardımcı olan kişiler ağrıları elle veya monitörden gözleyerek ıkınma zamanını anneye söyleyebiliyorlar.”
 
Normal doğumun avantajları
 
• Bebeğe anestezi uygulanmamış oluyor.
• Doğum esnasında bebek ciğerlerindeki sıvıyı atıyor.
• Anne bebeğini hemen emzirmeye başlıyor.
• Doğumdan sonra yaklaşık 24 saat içinde taburcu olunabiliyor.
• Anne normal hayata daha çabuk geri dönebiliyor.
• Normal doğum yapan kadınlar daha kolay kilo veriyor.
 
kaynak: hurriyet.com.tr

Konu ile ilgili sitemizde yer alan benzer yazilar:

Doğum Hakkında Bilgiler

Doğum Sancıları ve Doğum Yöntemleri

Doğum Yontemi Dogru Secilmeli

Normal Doğum Önerileri

Sezaryen Doğum Hakkında

Dogum Yaklastigini Nasil Anlariz

Kolay Dogum Icin Tavsiyeler

Normal Dogum mu? Sezeryan Dogum mu?

Sezeryan Doğum Görüntüleri

Mart 26th, 2009 yazan admin

Bugun sizlerle yeni bir sezeryan doğum videosu paylasacagim. Anne adaylarimiza genel olarak hep oncelikle normal doğum dusunun denilsede, her doğum yontemi videosunu izlemekte fayda olacagini dusunuyoruz.

Sezeryan doğum mecbur kalinmadikca ve doktorunuz uygun gormedikce dusunulmemesi gereken bir uygulama, cunku her ne olursa olsun bebeginizi kucaginiza aldiginizda tum cektiginiz aciyi unutacaginiza emin olabilirsiniz.

Sezeryan Doğum Görüntüleri

 

Sitemizde yer alan diger dogum videolarini izlemek isterseniz Sezeryan Doğum Videosu , Normal Doğum Videosu , Suda Doğum Videosu , Epidural Doğum Görüntüleri  sayfalarimizi ziyaret edebilirsiniz.

 

Doğum Sancıları ve Doğum Yöntemleri

Şubat 28th, 2009 yazan admin

Hamilelik ve Doğum ile ilgili yazilarimiza dogum sancilari ile ilgili bilgiler vererek devam ediyoruz. Tum anne adaylarinin ortak korkusu doğum esnasinda yasayacagi doğum sancılarıdir. Bu yuzdende cogu hamile bayan sezeryan ile dogum tercih etmektedir. Asagidaki yazimizida dogum ve dogum sancilari hakkinda detayli bilgileri bulabilirsiniz. Eger dogum yonteminize hala karar vermediyseniz ve korkular yasiyorsaniz yazimizi sizler icin yararli olacaktir…

Analjezi tamamen ya da kısmen ağrı duymamanın; anestezi ise bölgesel olarak sinir yollarının daha kuvvetli bloke edilerek ağrı duymamanın yanı sıra kasların gevşemesinin veya hareketsizliğinin sağlanması olarak tanımlanır. Hangi tip yöntemin uygulanacağını, sizin isteğiniz kadar tıbbi durumunuz ve doğum ve anestezi doktorlarınızın seçimi de belirler…

VKV Amerikan Hastanesi Ağrı Kliniği’nden Doç. Dr. Ömür Erçelen’in konu ile ilgili görüşleri:

Doğum
Doğum üç evreden oluşur. Birinci evre, ağrılı kasılmaların başlamasından rahim ağzının tamamen açılmasına kadar sürer. İkinci evre ise, rahim ağzının tam açılmasından başlar ve bebeğin doğmasıyla sona erer. Üçüncü evre, plasentanın atılmasıyla biter. Tüm bu evreler süresince anne adaylarının ağrılarının kontrol edilmesi gerekir. Bu, iki şekilde yapılır:

1- İlaçların damardan veya kas içine uygulanması
2- Epidural analjezi

Birinci yöntemde kuvvetli ağrı kesici ilaçlar, damardan veya kas içine uygulanır. Bebekte yan etkilere yol açmayacak şekilde belirlenen dozlarda uygulanabilir. Ağrıyı kısmen ve ancak kısa bir süre engelleyebilir. Sürekli uygulanamaz. Ani ve hızlı gelişen doğumlarda faydalı olabilir. En etkili yöntem ise epidural analjezidir.

Lokal bloklar
Doğum doktoru tarafından, ya rahim ucuna yakın sinirlere ya da çocuğun çıkım anında yapılan ve epizyo denilen cerrahi kesilerde ağrı duyulmaması için yapılır. Doğum eyleminde ağrıyı belirgin olarak engellemez.

Santral bloklar
Epidural, spinal ya da kombine spinal – epidural olmak üzere üç tiptir. Bu tekniklerden normal doğumda epidural analjezi, sezaryende ise epidural anestezi ve kombine spino – epidural anestezi daha sık uygulanır.

Anestezik gazlar
Sezaryende genel anestezi şeklinde, normal doğumda ise çocuk çıkmasına yakın analjezi için uygulanır.

Dogumda en cok kullanilan yontem Epidural Analjezi:
Beldeki omurların sivri çıkıntıları arasından iğne ile girilerek sinir yollarına yakın bir bölgeye, 1 – 2 milimetrelik çok ince bir plastik boru yerleştirilmesi ile uygulanır. Bu işlem oturma veya yan yatma pozisyonlarında yapılır. İşleme başlamadan önce tansiyonun düşmesini engellemek için damar yolu ile serum verilir. Belden aşağıda ve bacaklarda his değişikliği (uyuşukluk) oluşur.

Doğumun birinci evresinde, yani rahim ağzı tam açık hale gelinceye kadar olan dönemde, rahim kasılmaları devam ederken anne ağrı duymaz ve konforlu bir bekleyiş ortamı oluşur. İlaç genellikle bilgisayarlı bir alet ile verilir. Doğum anında da, ilaç tipi ve dozuna bağlı olarak kas gücü korunduğu için anne rahatlıkla ıkınarak, doğum kanalında çocuğun ilerlemesini ağrı duymadan sağlar.

Kombine Spinal – Epidural Anestezi
Doğumdaki epidural analjeziye çok benzer. Tek farkı, ince boru yerleştirilmeden önce epidural iğnesinin içinden kıl gibi bir iğne geçirilerek, spinal bölgeye ilaç verilmesidir. Böylece 1 – 2 dakika içinde ameliyatın başlaması sağlanarak, tam kas gevşemesi ile sezaryen ameliyatı kolaylaştırılır. Ameliyat sonrası dönemde de epidural kateter ile bilgisayarlı bir aletten ilaç yollanarak, ağrısız, konforlu bir ortam hazırlanır.

Genel Anestezi
Damar yolundan verilen anestezik ilaçlar ile solunum yolundan -bir tüp yerleştirilerek- verilen anestezik gazlar ile uygulanır. Anne sezaryen boyunca tamamen uyutularak, geçici bir süre bilinç kaybı sağlanır.

SIK SORULAN SORULAR

Epidural teknikte ağrısız dönem ne zaman başlar, ne zaman sona erer?
İlaç etkisi, epidural teknikte ortalama 15 dakika içinde; kombine spinal – epidural teknikte ise bir dakika içinde başlar. Yerleştirilen plastik borudan gönderilen ilaçların kesilmesi ile belirli bir süre sonra ilaç etkisi de biter.

Bu tekniklerde yan etkiler nelerdir?
Kan basıncında düşme gözlenebilir. Sıvı ve ilaçlarla kan basıncındaki bu düşme kolaylıkla önlenir. Doğum eylemi ve ilaçlar titreme yapabilir. İlaçlar ve ısıtma ile titreme de yine çok kolaylıkla engellenir. Doğumdan sonra nadiren
24 – 48 saat baş ağrısı gözlenebilir. İlaç tedavisiyle ağrı giderilir.

Riskli midir?
Deneyimli doktorlar, gelişmiş teknoloji ve ilaçlar sayesinde komplikasyonları son 20 yıl içinde belirgin bir şekilde azaltılmıştır.

Doğum analjezisinin bebeğe – anneye etkileri nelerdir?
Çağdaş ilaçların bebeğe etkisi olmadığı gibi anneye de yan etkileri çok azdır. Ağrının engellenmesi, sadece konfor sağlamaz. Ağrı duyusunun engellenmesi ile doğum ağrısında ortaya çıkan enzimler ve hormonlar oluşmayacağı için
hem annenin hem de bebeğin daha sağlıklı olması sağlanır.

Hastaneye gelirken
* Bir şey yememeye çalışın; ihtiyacınız varsa sadece su içebilirsiniz.
* Mümkünse ılık bir duş alın.
* Bol ve rahat giysiler giyinin.
* Lens, takı, saat gibi şahsi eşyalarınızı çıkarın.
* Doğum ve anestezi doktorlarının siz ve bebeğiniz için en doğru ve sağlıklı girişimi planlayacaklarını unutmayın.

arsiv.ntvmsnbc.com/news/468753.asp

Doğum Yontemi Dogru Secilmeli

Kasım 10th, 2008 yazan admin

Asagida yer alan yazimi anne adaylarimizi yakindan ilgilendiriyor, eger henuz hangi sekilde dogum yapacaginiza karar veremediyseniz belki dogum yontemleri secimi ile ilgili yazimiz size yardimci olacaktir

Hangi metod ve hangi yolla olursa olsun, doğum bebeğin anne karnında belli bir süreçten geçip, dünyadaki her türlü fiziki ve ruhsal şarta hazır hale geldikten sonra dünyayla yüzleşmesidir. Bu süreç embriyolojik gelişi ve büyüme ile seyreder. Organların oluşumu 13. gebelik haftasının sonunda tamamlanır. Bu haftadan sonra sanki minyatür bir insan büyüyerek gelişir ve doğuma ulaşır. Gebelik süresi, son adetin ilk gününden başlayarak 40 hafta veya 280 gündür.

Hamileliğin mucize başlangıcı ile beraber doğum ve doğum şekli düşünülmeye başlanır. Ancak doğum konusunda korku ve telaşa yer olmamalıdır. Çünkü hiçbir uçak havada, hiçbir bebek anne karnında kalmaz. Önemli olan ulaşılacak hedefe hangi şartlar ve emniyette varacağınızdır. Gebelerden hasta olarak söz etmemeliyiz. Çünkü gebelik bir hastalık hali değildir. Gebeler ne normal doğumdan ne de sezaryenden korkmamalıdır. Ancak ikisinden birine de kesin hükümle bağlanmamalıdır. Doğum şekli presiplere uyularak seçilmelidir. Çünkü insan aldanabilir, presipler aldanmaz. Doğru sebepler ve gerçeklerle doğru karar vermeli ve uygulanacak metot en iyi şekilde yapılmalıdır. Gebelik takipleri ve doğum, disiplin içinde olmalıdır. Normal doğum tüm memelilerin türlerini devam ettirmek için sahip oldukları bir üreme şeklidir. Ancak insanlar yaradılışlarındaki doğallıklarını koruyamamış ve değişime uğramıştır.

Sonuçta 10 bin yıl öncesine göre bugünkü normal insanın tarifi değişmiştir. Normal bir kadının 3-4 kilometre günlük yürüyüş yapması beklenmekte iken bugün 500 metre dahi yürüme imkanı olmayan insan sayısı hayli çoktur. İç Anadolu, Güney, Güney Doğu, Karadeniz ve diger bölgelerde kırsal alanlarda, tarla ve bahçelerde çalışan bir gebe ile şehirlerin daha farklı şartlarında yaşayan gebelerin doğum seyirleri elbette farklı olabilir. Doğum şeklinde birçok farklı faktör rol alıyor. Anne yaşı, bebeğin büyüklüğü, annenin kalça yapısı, bebek başı ve anne çatısı arasındaki uyum, bebeğin geliş şekli, her biri doğumun yönünü etkilemektedir. Genç gebelerde, kalçayı oluşturan kemikler arasındaki kıkırdak dokular sıvı toplayarak, yumuşar, genişler ve doğuma hazırlık yapar. 30-35 yaşın üzerinde vucüdun bu kabiliyeti azalır. (takvim)

kaynak: http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=369488

Normal Dogum Tercih Edin

Nisan 22nd, 2008 yazan admin

Doğumda canının çok yanacağı ve bir problem çıkacağı endişesine kapılan hamile kadınların doğru bilgilendirilmesi gerekiyor.Eğer anne adayı yakın çevresi ve doktorunun desteği varsa normal doğuma sıcak bakıyor. Aksi bir durumda ise hamile kadınlar doğum ağrısından, süresinden, dikişinden, bebeği veya kendisini etkileyebileceksorunlardan endişe ettikleri için sezaryenle doğum yapmayı tercih ediyorlar.

Acıbadem Hastanesi Bakırköy’de görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Tahir Aslan, “Önceki yıllara göre kadınların daha geç evlenmeleri ve gebe kalmaları, az sayıda çocuk sahibi olmak istemeleri, “riskli gebelik veya kıymetli bebek kavramlarının ortaya atılması ile anne adaylarının gittikçe normal doğumdan uzaklaştığına dikkat çekiyorlar.

Normal doğuma hazırlık
Geleneksel olarak ülkemizde hemilelik, kadınlar yakın çevresinden dinlediği öykülerin ekisiyle doğuma hazırlanıyor. Kırsal kesim kökenli ailelerde doğum normal bir süreç olarak algılanıyor.Kentlerde ise son yıllarda gittikçe artan searyen isteği olduğuna işaret eden uzmanımız, bu kesimde daha çok “sezaryene ruhsal hazırlık” söz konusu olduğunu belirtiyor ve ekliyor:

“Kadının kendini bekleyen tıbbi sürece olumlu bakış fikrine sahip olması, ruhsal hazırlığın yüzde 90′lık kısmını oluşturur.Geri kalan yüzde 10′lukkısımda hastanın doktoruna, doğum yapacağı kuruma ve modern tıbba güveni kapsıyor.Anne adaylarının bu süreçte desteklenmeleri normal doğuma hazırlık için kurslara yönlendirilmeleri gerekiyor.Talep olmaması, yönlendirme olmaması, faydalarının algılanmamış olması, çok kar edilen yönünün olmaması da bu kursların sayılarını ve sürekliliklerini engelliyor. Bu nedenle doğuma bilinçli hazırlanma isteği olan anne adayları bile bu tür organizasyonlara zor ulaşıyorlar.

Normal doğumun süresi
Normal doğumun süresi ilk gebelikte ve daha önce doğurmuş hastada farklılık gösteriyor. Genellikle ilk doğumların uzun sürdüğünü belirten uzmanımız, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Her iki gruptada genellikle süreyi belirleyen 1. evredir.Bu evre hastadan hastaya çok farklılık göstermektedir. Bu süre 7-8 saat sürebildiği gibi 2-3 saat de olabilir. Ancak bilinmelidir ki bu evrede rahim açılması çok artmadığı için, kasılmalar rahmi hazırlayıcı kasılmalar olduğundan ağrının algılanması çoğu zaman abartıldığı kadar olmayacaktır. Anne adaylarımızın çoğu bu süreyi çok rahatlıkla doktoru ile telefon kontağını sürdürerek evlerinde aileleriyle beraber geçirebilmektedirler. Çoğu zaman hastaneye gelme zamanı 1. evrenin sonu ile 2. evrenin başına rastlar. Bu aşamadan sonra bebeğin doğumuna kadarki zaman çok daha kısadır. Eğer herşey yolunda gidiyorsa bu dönem kadından kadına farklılık göstermekle beraber, minimum saatte bir santimetre açılacak bir hızda gerçekleşir. Ikınma ve bebeğin doğumu ortalama ilk gebelikte 50 dakika, doğurmuşlarda 20 dakika olabilir.

Ağrısız normal doğum
Doğum ağrısının şiddeti kişiden kişiye göre değişiyor. İşte bu noktada modern doğum devreye giriyor. Hastaya göre kişiselleştirilmiş, doğum ağrısını azaltmaya yönelik yöntemler kullanılıyor.

Dr. Hatem Doğu, aağrısız doğumun bugünkü literatürde en sık “epidural veya kombine spinal-epidural doğum anestezisi” olarak uyguladıklarını belirterek şöyle devam ediyor:
“Uygun vakalarda uzmanlarınca uygulandığında gerçekten hastanın kasılmalarını engellemeden, ağrı hissini ciddi oranda azaltmasıyla diğer yöntemlere göre üstünlük sağlıyor.”

Normal doğumun sezaryene üstünlükleri:
Yapılan birçok araştırma normal doğumun sezaryene olan üstünlüklerini ortaya koyuyor. Normal doğumun sezaryenin riskini taşımıyor oluşu bu üstünlüklerin en önemlisi. Bilindiği gibi sezaryen belkide dünyada en çok yapılan operasyon. Ancak yine de bir operasyon olması belli riskleri de beraberinde getiriyor. “Büyük ameliyatlarda sözkonusu olan kanama, enfeksiyon, mesane ve bağırsak yaralanmaları, anesteziyle ilgili riskler sezaryen için de geçerli. Oysa normal seyreden bir doğumda tüm bu risklerin istatistiki olarak çok daha az görüldüğünü belirten Opr. Dr. Tahir Arslan, “Tıbbi kanıtlarda bunu doğruluyor. Normal doğum süreci özellikle eşlerin beraber yaşadığı mutlu bir deneyim. Bebeğin doğumunu eşiyle paylaşmak genel anestezi alan hastalarda mümkün olmuyor ve doğan bebeği yaşattığı güzel duygular paylaşılamıyor.” diyor ve şöyle devam ediyor:
“Ayrıca iyileşme ve vücudun normale dönme hızı normal doğum sonrası daha çabuk olmaktadır. Doğum sonrası karında kesi olmadığından karın kasları daha çabuk eski formlarını alabilmektedir. Normal doğum sonrası emzirme daha kolay ve çabuk başlamaktadır. Özellikle isteğe bağlı yapılan sezaryenler sonrası bebeğin ağrıları başlamadan ve erken doğurtulmasına bağlı TTN denilen tablonun oluşma olasılığı daha fazladır ve dünya literatürü de bunu desteklemektedir. Ek olarak normal doğumun maliyetinin düşük olması da ekonomik kaynak kısıtlılığının sözkonusu olduğu durumlarda çok önemli olabilmektedir.

Normal doğumun riskleri
Günümüzde normal doğumun riskleri modern yöntemlerle, tıpkı sezaryende olduğu gibi asgariye indirilmeye çalışılıyor. Doğum eylemi süresince anneyi ve bebeği güvenli bir şekilde takip etmeyi kolaylaştıran yeni metodlar ve monitarizyon cihazları kullanılıyor. Uzmanımız, bebek anne açısından normal doğumun riskli olduğu durumlarda eğer çözüm sezaryen ise doğumun bu şekilde yapıldığını belirtiyor ve “Buna sezaryenin medikal enfeksiyonları denmektedir. Ancak beklenmeyen komplikasyonlar ister normal doğum ister sezaryen olsun her zaman, dünyanın her yerinde olmaktadır ve olacaktır. Bu nedenle doktoru ve doğum yapılacak yeri seçerken dikkatli olunmalı. Genellikle kabul edilen sezaryen risklerinin normal doğum risklerine göre daha fazla ciddi olduğudur” diyor.

http://bebekvecocuk.milliyet.com.tr/Bebek/Default.aspx?aType=ArticleDetail&ARTICLEID=1353&parCATID=56