Anne sütü ve inek sütü

Anne sütü dünyadaki en besleyici madde olarak kabul görür. Anne sütü bebeğin sağlıklı bir şekilde büyüyüp gelişmesi için en ideal besindir. Bebeğin gerek zihin gelişimi gerek bedensel gelişiminde anne sütü kullanılması, şüphesiz bebeğini düşünen her ebeveynin alması gereken ilk ve en önemli tedbir olacaktır.

Yeni doğmuş bir bebeği, ona zaten doğa tarafından sunulan en faydalı besinden yoksun bırakmak, bebeğe yapılacak en büyük haksızlıktır. Bebeğin zekâ gelişimini ve bağışıklık sistemini güçlendirilmesini, hayata daha güçlü hazırlanmasını sağlar.

Anne sütü ve inek sütü

Anne sütü ve inek sütü

Anne ve bebeğin tensel teması, anne ve bebek arasındaki bağın kuvvetlenmesinin en gerekli yoludur. Bebek psikolojisinin kuvvetlenmesi bu temasla çok alakalıdır. Örneğin yetimhanelerde ani bebek ölümleri görülebilmektedir ki nedeni anneyle olan bağın bebek üzerinde yaptığı kuvvetli etkinin olmamasıdır.

İnek sütü, tüm süt türlerinde olduğu gibi zengin besin içeriğine sahip olmasına rağmen asla anne sütünün yerini alamaz. Anne sütü bebeğe özel üretilmiştir. Aynı şekilde ineğin sütü de esasında kendi yavrusu içindir. Bebeğin inek sütünden aldığı besinler anneden aldığı besinlere göre her zaman daha eksik olacaktır. Eğer herhangi bir sebepten zorunlu olarak anne sütü kesiliyorsa, çocuğa verilemiyorsa hekim tavsiyesiyle tam adapte bebek mamaları kullanılabilir.

Doğum sonrası cinsel yaşam

Doğum sonrasında çiftler uzun ve sıkıntılı hamilelik döneminin sorunlarının geride kaldığını düşünerek rahatlayabilirler. Fakat doğumdan sonra çiftler, bebek bakımı ve cinsel yaşamda değişiklikler gibi yeni ve farklı problemlerle karşılaşmaktadırlar.

Doğum sonrası cinsel sorunsal hormonsal ve bedensel değişimlerden dolayı ortaya çıkmaktadır. Bu değişimler en çok kadınları etkilemektedir. Bu sorunlar arasında öncelikli olanı cinsel isteksizlik olarak görülmektedir. Bunların yanında vajinismus (vajinal kasların penisin vajina içerisine girmesine engel olacak şekilde kasılması), disparoni (kadında genital bölgede ağrı) gibi rahatsızlıklarda ortaya çıkabilmektedir. Erkeklerde de yeni oluşan cinsel koşullara adaptasyon sorunu oluşmaktadır.

Doğum sonrası cinsel yaşam

Doğum sonrası cinsel yaşam

Cinsel isteksizliğin başlıca nedeni kadında anne sütünün üretilmesi için salgılanan prolaktin hormonu vajinal kuruluğa ve isteksizliğe neden olan başlıca etmendir. Ayrıca kadında annelik rolünün getirdiği kutsallık düşüncesi psikolojik olarak cinselliğe karşı soğuma oluşturabiliyor. Kadınlarda vücut yapısında meydana gelen değişmeler estetik kaygılar da cinsellikten soğumanın ağrı bir sebebi. Erkeklerde ise en önemli tahrik unsuru olan vajina ve göğüsler, artık bebeğin doğumu ve beslenmesi görevi olan organlar şeklinde algılandığı için isteksizlik oluşturuyor.

Bebeğin bakımı, emzirilmesi, uykusuz geçen geceler, çiftler arasında birbirine karşı olan ilginin başka yöne kaymış olması cinsel yaşamı olumsuz etkiler. Bu ve benzer sorunlar için çiftlere cinsel terapi önerilmektedir.

Emzirme pozisyonları

Bebek emzirmenin kesin kurallarla belirlenmiş tek bir pozisyonu yoktur. Her anne adayının kendi durumuna uygun olarak seçebileceği pek çok pozisyon türü vardır. Doğum sonrası bebeğin ilk günlerinde emzirilmesi için genelde beşik pozisyonu tavsiye edilir.

Anne oturur pozisyonda sırtını bir yere yaslamalıdır ve sırtı bebeğe doğru hafif eğik olmalıdır. Anne rahat edebilmesi amacıyla kolunu dayaması için bir koltuk kenarına oturması, ayaklarını uzatmak istiyorsa uygun ortam veya dizlerini kırmak istiyorsa yastı benzeri yumuşak cisimler kullanılarak otur pozisyona geçmelidir. Anneni bir koluna veya yastığa bebek uzatılmış şekilde bebek alınır. Anne memesine yaklaşık 45 derecelik açı ile yaklaştırılır. Bebeğin elleri serbest bırakılmalıdır.

Emzirme pozisyonları

Emzirme pozisyonları

Bunun amacı bebeğin anne memesine teması ve meme başını kendisinin bulmasıdır. Anne de diğer
eliyle orta ve işaret parmaklarıyla meme başını bebeğin ağzına götürürken başparmağını kullanarak memesini yukarıdan aşağıya doğru sıvazlayarak sütün gelmesini sağlayabilir. Bebek yatar pozisyonda tutularak emzirilmemelidir. Çünkü bebek memeyi ağzına aldığı zaman sütün gelmesi için ağzıyla vakum yapar. Eğer yatar pozisyondaysa süt bebeğin soluk borusuna kaçabilir veya genzinden kulak boşluğuna girerek enfeksiyona neden olabilir.

Bebeklerde kulak iltihaplanmalarını en büyük sebebi yanlış emzirmedir. Anne kendisi yatar pozisyonda emzirirse hem sütün gelmesi engellenir hem de tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabilir.

Gebeliğin 3 ila 6. ayları arasında neler olur

Hamileliğin başlamasından itibaren yaklaşık olarak on altı hafta boğunca annenin dış görünümünde belirgin bir değişiklik meydana gelmez. Bu döneme kadar geçen süre annenin yorgunluk, halsizlik, mide bulantısı, baş dönmesi gibi şikâyetleri ile doludur. On altıncı haftadan itibaren bu şikâyetler artık geride kalmıştır. Bundan sonraki dönem doğum için hazırlıkların yapılmaya başlanması için uygundur.

On ikinci haftadan itibaren rahim kalça kemiklerinden yukarıya doğru çıkmaya başlar ve yirminci haftada rahip tepesi göbeğe ulaşır. Ama yinede dışarıdan belli olmayabilir. Bu aralıkta belde biraz kalınlaşma olması yeni kıyafet ihtiyacını hissettirmeye başlar.

Gebeliğin 3 ila 6. ayları

Gebeliğin 3 ila 6. ayları

Anne vücudu ikinci bir canlı taşımanın verdiği ekstra sorumluluktan ötürü daha çabuk yorulur. Bu dönemde unutkanlık ve sakarlık çok sık görülebilir. Bu durum sizi endişelendirmesin. Ara sıra gaz sıkışması sorunu ve geğirmeler meydana gelebilir. Hamilelik esnasında anne vücudu fazlaca progesteron hormonu üretir ve bu da sindirim sistemi faaliyetini yavaşlatır. Mide ve yemek borusu arasındaki kasların gevşemesiyle mide asidi yukarıya doğru çıkarak mide ekşimesi yapabilir. Aynı soruna büyüyen rahmin mideye baskı yapması da neden olabilir.

On sekiz ve yirmi dördüncü haftadan itibaren kasık ağrıları, burun tıkanıklığı, burun ve diş eti kanamaları, karın altında deride çizgi oluşumu ve yüz ve yanakta koyulaşmalar doğaldır hamilelik oluşumlarıdır.

Hamileliğin başlangıcı olarak ne kabul edilir?

Hamileliğin başlama tarihi yaygın kanının aksine cinsel başlamanın olduğu tarih değildir. Son görülen adetin ilk günü hamilelik başlangıç tarihi olarak kabul edilir. Bu tarih üzerine 280 gün ekleyerek bebeğin doğacağı tarih tahmin edilebilir.

Bir çok kadın gebeliğini adet döneminin gecikmesinden şüphelenerek anlamıştır. Adetin geciktiği dönemde hamile olduğunuzu öğrenmişseniz 3 hafta önceki cinsel birleşmeden hamile kaldığınız anlaşılabilir fakat hamilelik başlangıç tarihi 4 hafta önceki son adet günü tarihi temel alınarak hesaplanır ve gebelikle ilgili hesaplamalar bu tarih baz alınarak yapılır. Yani bu durum 4 haftalık hamile olduğunuz anlamına gelir.

Hamilelik başlangıcı

Hamilelik başlangıcı

Hamilelik testinin olumlu sonuç verdiğini öğrendiğiniz tarihlerde, yumurta ve spermin birleşmesinden sonra oluşan embriyonun ve bebek oluşumunun öncüsü olan blastokist rahim duvarına yerleşmiş durumdadır. Döllenme sonucu oluşan ürün üç farklı kısma ayrılarak embriyo(bebek), plasenta(kordon bağı) ve bebeğin içinde bulunacağı amniyon sıvı kesesine dönüşür.

Plasenta, hamilelik süresi boyunca anne ile bebek arasındaki bağı oluşturur. Bebeğin beslenmesi ve oksijen ihtiyacı bu yolla karşılanır ve bebeğin ürettiği atıklar bu yolla uzaklaştırılır.

Cinsel birleşmeden adet döneminin gecikmesine kadar geçen sürede oluşan embriyo dış etkenler karşı oldukça dayanıklıdır. Bu dönemde alınan ilaç, alkol benzeri maddeler anne adaylarını kaygılandırmamalıdır.

Hamilelikte Psikolojik Durum – Gebelik (Hamilelik) Psikolojisi

Gebelik ve dünyaya bir çocuk getirmek bir bayan için en mucizevi olaydır. Çok özel bir durumdur. Hamilelik belli testler veya doktor onayından sonra kesinleşmektedir ve hamileliğin başlamasıyla birlikte vücut şeklinin değişmesi ve psikolojik değişimler başlar. Hamilelikte psikoloji çok başkadır. hamilelik oldukça hassas bir zaman dilimidir ve bununla orantılı olarak psikoloji de çok hassaslaşır.

Hamilelikte psikolojik durum

Hamilelikte psikolojik durum

Hamilelik döneminde yaşanan belli başlı psikolojik tepkiler vardır, çoğu bayanın hamilelik döneminde bu tepkiler aynıdır. Bu tepkiler; aşırı hassasiyet, çok çabuk kırılma, yanlış anlama, durup durduk yerde herhangi bir neden olmadan ağlama, aşırı stres gibi tepkilerdir.

Hamilelik dönemi anne adayı için olduğu gibi baba adayı için de zor geçen bir süreçtir. Genellikle kalıcı bir hasar olmaz ancak çok ama çok zor bi dönem olduğu bir gerçektir. Bu, her hamile kadın için geçerli olmasa bile her 10 hamile kadından 8′i için geçerli bir durumdur.

Hamilelik döneminde psikolojik sorunlar için çok basit çözüm yolları mevcuttur. Sakinleştirici bitki çayları gerçekten iyi gelmektedir. Bunun yanısıra bebekle ve baba adayı ile konuşmak da rahatlatıcıdır.

Gebelik Zehirlenmesi (Preeklampsi) Nedir?

Tıp dünyasındaki adı preeklampsi olan olay, gebelik zehirlenmesidir. Muamma olan konulardan biridir, kesin ve net bilgi yoktur ve preeklampsi konusunda oldukça yoğun çalışma ve araştırmalar yapılmaktadır. Gebelik zehirlenmesi anne ve bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebilecek, tehlikeye atabilecek bir hastalıktır. İstatistiklere göre gebeliklerin %10′unda preeklampsi görülmektedir. Yani her 10 hamilelikten birinde preeklampsi meydana gelmektedir.

Gebelik Zehirlenmesi nedir?

Gebelik Zehirlenmesi nedir?

Preeklampsi (Gebelik Zehirlenmesi) Risk Grupları
Preeklampsi görülmesinin nedenleri vardır. Bunları inceleyelim.
Hipertansiyon : Preeklampsi görülmesinin en büyük nedenlerinden biridir. Hipertansiyon hastası olan bayanlarda hamilelik döneminde ciddi sorunlar yaşayabilmektedir. Aşırı ödem oluşumu, kilo artışında ani ve anormal bir durum, görme bozuklukları ve migren gibi hastalıklar normal gebeliklerde yaşanmaktadır ancak hipertansiyon hastası olan bir bayanın hamilelik döneminde bu tür hastalıkların görülmesi preeklampsi’ye yol açabilir.

Kalsiyum eksikliği : Hamilelik döneminde anne adayı bayan oldukça fazla kalsiyum almalıdır, aksi taktirde kemik depoları azalır ve preeklampsi görülebilir.
Preeklampsi (Gebelik Zehirlenmesi) Tedavisi
Preeklampsinin kesin ve net bir tedavi yöntemi yoktur. Preeklampsinin engellenmesi için düşük doz asprin ve bol kalsiyum kullanımı gerekmektedir.

Mastit (Meme İltihabı) Nedir? Mastit Belirtileri ve Tedavisi

Kadınların %5′inde meme iltihabı görülmektedir. Bu da her yüz kadından 5 kadın demektir… Mastit yani meme iltihabının nedeni bir takım enfeksiyonların bebek emziren kadınlarda meme ucunda mevcut olan çatlaklar aracılığıyla süt kanallarına karışmasıdır. Kadınlar için oldukça acı verici bir hastalıktır. Bebek emzirilirken çok fazla acı verir. Mastit görülen bayanlarda aşırı yorgunluk, aşırı stres, ateş yükselmesi, acı ve memede kitle hissi de görülmektedir. Meme ucunda akıntı ve meme üzerinde kızarıklar da görülür.

Mastit ağırlıklı olarak doğumdan sonraki 2 ile 4. hafta arasında görülmektedir. Büyük olasılıkla bebekten dolayı görülür ve bu nedenden dolayı bebeğe tekrar bulaşması söz konusu değildir. Bebekler için bir zararı yoktur ancak anne için acı vericidir.

mastit nedir?

mastit nedir?

Mastit yani meme iltihabının adı halk dilinde süt ateşidir. Ağırlıklı olarak lohusallık döneminde görülür ve en etkili çözüm bebek emzirmektir. Mastit görülen bayanlar için bebek emzirmek her ne kadar acı verici olmuş olsa da en etkili çözümdür. Emzirme olayı gerçekleşmez ve memedeki süt boşlamaz, meme içinde kalırsa iltihap ciddi rahatsızlık ve hastalıklara neden olabilir. Antibiyotik kullanmak ve hatta ameliyat dahi gerekebilir.

Gebelik (Hamilelik) Belirtileri

Gebelik kadınların hayatından en büyük mucizedir. Kadınların yaşayabileceği en mükemmel olaydır… Genellikle 9 ay süren harika bir mücadele… Peki bir kadın gebe olduğunu nasıl anlar ? Gebelik nasıl anlaşılır, hamileliğin belirtileri nelerdir ? En belirgin belirti adet olayının gecikmesi ve yaşanmamasıdır. Ama her adet süresinin uzaması hamilelik anlamına gelmemektedir. Adet gecikmesinin bir çok nedeni vardır, hamilelik bunlardan biri olmuş olsa da kesin nedeni değildir.

hamilelik belirtileri

hamilelik belirtileri

Çocuk sahibi olmak, bebek doğurmak için kadınların en ideal yaşı 18-35 yaş arasıdır. Bu yaşlarda bayanların vücut gelişimi tamamlanmış ve hamilelik için uygun döneme gelinmiştir. Yaş, zaman, mekan ve durum farketmeksizin gebe olduğunuzu düşünüyorsanız mutlaka bir doktora görünmeli, kesin sonucu öğrenmelisiniz.
Gebelik nasıl ve ne zaman başlar ?

Hamilelik erkek bireyden kadın bireyin yumurtalıklarından atılan yumurta hücresini spermiyle döllenmesiyle başlamaktadır. Hamileliğin başlangıcından itibaren 2 aylık süreç embriyonik dönemdir. Embriyonik dönemin bitmesiyle fetal dönem başlar. Fetal dönem 2. aydan sonra doğuma kadar olan süredir. Hamilelik dönemi genellikle 9 ay sürüyor olsa da 7 aylık doğan bebekler de vardır.

Levis Çocuk Giyim 2012

Levis kids en az buyukler icin hazirlanmis Levis modelleri kadar guzel. Levis icin soylenecek cok fazla bir sey olmadigini dusunuyorum. Genc cizgisini ve harika modelleri ile klasiklesmis ve her zaman ilk tercih edilenler arasinda yeralan Levis, cocuk ve bebek giyim modelleri ilede iddiali.

Levis Kids adi altinda cocuk ve bebek modellerini bizlere sunan marka 2012 kis sezonu oldukca guzel modelleri ile karsimizda. Bu sene koleksiyonda yer alan gomlek, pantalon, etek, kaban, kazak, ceket, sapka, penye vb. tum modellerde ilk dikkat ceken tabiki renkler :) Klasik kis soguklugundan cocuklarimizi kurtarmak icin Levis Kids modellerine bir goz atmakta fayda var…

Levis Kids Çocuk Giyim 2012

Levis Kids Çocuk Giyim 2012

2012 Levis Kids modellerinde dikkat ceken detay tum modellerin en az buyukler icin hazirlanmis koleksiyonlar kadar harika olmasi, yani bu urunleri giyen bir cocuk icin buyumuste kuculmus tabirinin cok soylenecegine eminiz =)

Levis Kids urunlerini size en yakin Levis magazalarinda bulabilirsiniz. Bu kis gunu disari nasil cikayim hava cok soguk diyenlerdenseniz iste size bir alternatif daha; online olarak Levis Kids modellerini ve fiyatlarini Buraya Tiklayarak inceleyebilirsiniz.

Sitemiz wordpress alt yapısını kullanmaktadır...