Go to content Go to navigation Go to search
Hamilelik&Doğum ile ilgili bilgi ve oneriler...

Hamilelik Süresinde Oluşan Kanamalar

Kasım 12th, 2009 yazan admin

Hamilelik döneminin başlamasının ardından görülen vajinal kanamalar hekimler tarafından dikkatle incelenmektedir. İlk 3 aylık dönemde görülen kanamalar adet görme şeklinde olabileceği gibi düşük riski olduğunun da göstergesi olabilmektedir.

İlk 3 aylık dönemden sonra görülen kanamalar ise düşük riskinin fazla olduğunu, plasentanın rahmin aşağısına doğru yerleştiğini veya ciddi bir enfeksiyon durumunun oluştuğunun göstergeleri olabilmektedir. Bu dönemde ciddi şekilde takip edilmeyen kanamalar sonucu fetüs ölümleri gerçekleşebilmektedir.

Anne adayında oluşan yüksek tansiyon da kanama nedeni olabilir, bu durum hem anne için hem de bebek için ciddi bir sorun teşkil etmektedir.

İlk 3 aydan sonraki dönemde oluşan kanamaların son nedeni ise rahim veya rahim ağzında oluşan sorunlara bağlı olabilmektedir.

Hamileliğin son 3 ayında oluşan kanamalarda ise erken doğum tehlikesi veya erken doğum olabileceğini göstermektedir. Plasentanın erken ayrılması çok hayati bir kanama göstergesidir.

Son dönemde yapılan vajinal muayeneler de kanama nedenleri olabilmektedir.  Hamilelik dönemi nde görülen bu kanamalar oluşması durumunda yapılabilecekleri hekimler şöyle belirtiyorlar.

Kanamanın nedeni düşük tehlikesi ise yatak istirahati ve hareketlerde kısıtlamalar önerilmektedir.

Aşırı kanamaya bağlı demir eksikliği oluşması durumunda ise ilaç tedavisi uygulanması önerilir.

Gebeliğin son 3 ayında devam eden bu kanamalar istirahat, ilaç tedavisi gibi yöntemlere rağmen durmuyor ise bebeğin genel durumu, doğumdan sonra dış ortama uyum sağlayıp sağlayamayacağı göz önünde bulundurularak erken doğum gerçekleştirilebilmektedir.

Erken Doğum Belirtileri ve Nedenleri

Eylül 5th, 2009 yazan admin

Normal bir doğum süreci ortalama 40 haftadır. Eğer doğum 36. haftadan önce gerçekleşirse bu bir erken doğumdur. Çok çeşitli nedenlerle birçok kadın erken doğum riskiyle karşı karşıya kalabilir. Anne ve bebek sağlığı açısından doğum zaman çok önemli. Bu yüzden anne adayları erken doğumun risklerinden kendini korumalı. Özellikle erken doğum bebek için büyük risk taşıyor. Erken doğan bebekler prematüre olabilir.

Erken doğuma sebepleri bebeğe be anneye bağlı olarak iki kısma ayrılıyor.

Bebeğe Bağlı Nedenler

  • Çoğul gebelik
  • Eşin bebekten zamanından önce ayrılması
  • Su seviyesinde anormallik

Anneye Bağlı Nedenler

  • Reşit olmayan, küçük yaşta doğumlar
  • 35 yaş üzerinde deki doğumlar
  • Daha önce geçirilmiş sorunlu hamilelikler
  • Rahim hastalıkları
  • Fazla kilo ve obezite
  • Tansiyon
  • Böbrek yetmezliği
  • Kalp ve damar hastalıkları
  • Akciğer ve karaciğer hastalıkları
  • Kansızlık
  • Dengesiz beslenme
  • Sigara ve alkol kullanımı
  • Stres
  • Yoğun iş temposu

Erken Doğum Belirtileri
Her zamankinden fazla ve farklı sancılar yaşanıyorsa erken doğum başlıyor olabilir. Bel, sırt ve kasık bölgelerin deki sancılar erken doğumun habercisidir. Akıntı ve ishallerde diğer belirtileri destekleyerek ortaya çıkar.

Erken Doğum Onlenebilir mi?
Erken doğum annenin bilinçli olmasıyla ve doktorun takibiyle önlenebilir. Bu konuda en büyük görev annelere düşüyor. Anne adayları kendilerini erken doğum risklerinden korumalıdır. Hamilelik döneminde sıra dışı sancılar ve belirtiler hissediliyorsa mutlaka doktora başvurulmalı. Uzman doktorlar erken doğumu önlemleri alacaktır. Gerekli vitamin ve ilaç takviyesi ile erken doğum önlenir. Erken doğumda erken teşhis bu yüzden çok önemli.

Bu ve benzeri durumlarda mutlaka en yakın sağlık kuruluşundan yardım isteyin.

Erken Doğum Nasil Anlasilir?

Nisan 9th, 2009 yazan admin

Erken dogum saniriz hic bir anne adayimizin istemedigi bir dogumdur. Ancak yinede eger doğum yaklastiysa ve erken oğum gerceklesecekse neler yapmamiz gerektigini biliyormuyuz? Bu yazimizda sizlerle Doğum kaçınılmazsa ne yapmalıyız? ana sorusunun altinda doğum ile bilgiler verecegiz. Asagida yer alan yazimizda erken doğum, gerekirse sezeryan, suni doğumu başlatmak ile ilgili bilgileri bulabilirsiniz.

Doğum kaçınılmazsa ne yapmalıyız?
Erken doğumu tetikleyen unsurlara dikkat edilmeli. Tüm erken doğumların yaklaşık yüzde 30′luk kısmı Doktor kararıyla gebeliğin sonuçlandırılması şeklinde gerçekleşir. Anne hayatının tehlikede olduğu her durumda bebeğin olgunlaşma derecesine bakılmaksızın suni sancı ile ya da sezeryan yapılır.

Doktor kararıyla gerçekleştirilen erken doğum:
Tüm erken doğumların yaklaşık yüzde 30′luk kısmı Doktor kararıyla gebeliğin sonuçlandırılması şeklinde gerçekleşir. Anne hayatının tehlikede olduğu her durumda bebeğin olgunlaşma derecesine bakılmaksızın doğum indüksiyon (suni sancı) ile ya da sezeryan uygulanarak gerçekleştirilir. Gebeliğin devamının sakıncalı olduğu ağır preeklampsi, eklampsi, HELLP sendromu gibi durumlar, anne adayının ağır kalp hastalığının olması ya da kanamalı placenta previa ve ablatio placenta bu duruma örnek olarak verilebilir.

Gerekirse sezaryen yapılabilir
Fetusun uterus içinde yaşamaya devam etmesinin sakıncalı olduğu durumlarda da doğum gerçekleştirilir. Bunun en iyi örneği fetal distres gelişmesidir. Ağır fetal distres gelişmesi durumunda bebek ölmeden ya da asfiksi gelişmeden önce gerekirse sezaryen ile doğum acil olarak gerçekleştirilir ve bebeğe gerekli tedavi yapılır.

Suni doğumu başlatmak
Doğum eylemini başlatmak amacıyla uygulanan indüksiyon anne adayına uterus kasılmalarını sağlamak amacıyla damar yoluyla serum içinde oksitosin hormonu verilmesinden ibarettir. İndüksiyon öncesi serviks olgunlaşmasına bakılır ve olgun olmayan serviksin olgunlaşmasını sağlamak amacıyla bölgeye jel ya da toz şeklinde prostaglandin uygulanır. Serviks olgunlaştıktan sonra indüksiyona geçilirse indüksiyonun başarıya ulaşma şansı (doğum eylemini başlatma şansı) çok yüksektir. Doğum eylemi indüksiyon ile başlatıldığında sonuç alınamazsa sezaryen ile doğum yolu seçilir. Çok acil durumlarda (aniden gelişen fetal distres gibi) indüksiyon denenmeksizin direkt olarak sezeryan ile doğum gerçekleştirilir.

Doğum kaçınılmazsa hangi yöntem uygulanır?
Doğum şekli birçok faktöre bağlıdır. Genel olarak normal doğum tercih edilmelidir. Ancak bebeğin ağrılar esnasında veya doğum sırasında sıkıntıya gireceğine inanılırsa sezaryen tercih edilebilir.

Erken doğumun durdurulmayacağı Noktalar

- Bebeğin eşinin erken ayrılması
- Şiddetli vajinal kanama
- Gebeliğe bağlı ağır hipertansiyon
- Gebeliği etkileyen enfeksiyon
- Bebeğin tehlikede olması

Yaşamla bağdaşmayan bebek anomalisi Suların miyad dolmadan gelmesi, yani erken membran rüptürü (EMR ) de doğum eylemini başlatan diğer bir etkendir. Suların gelmesiyle açığa çıkan bazı maddeler ve olaya eklenen enfeksiyon erken doğum eylemini tetikler.

Erken Doğum (Preterm Doğum)

Şubat 17th, 2009 yazan admin

Bu yazimiz ozellikle hamilelik donemindeki anne adaylarimizi yakindan ilgilendiriyor. Asagida yeralan yazimizda erken doğum hakkinda bilgileri bulabilirsiniz.

Erken Doğum (Preterm Doğum)
Erken doğum, son âdet tarihinden 37 haftaya, yani yaklaşık 9 aya kadar olan doğumlara erken doğum denir. Tüm gebeliklerin yaklaşık %8′i erken doğumla neticelenir, ikiz gebeliklerde bu oran daha yüksektir. Bu şekilde doğan bebekler, “prematüre bebek” diye nitelendirilirler ve genelde doğum tartıları 2,5 kg’dan azdır.

Erken Doğum Nedenleri
Bebeklerin erken doğması birçok nedene bağlı olabilir. En önemli nedenlerden biri çoğul gebeliktir. Rahim içi ve dışı enfeksiyonlar, amniyon sıvısının fazla (polihidroamnios) olması, rahmin yapısal anormallikleri, rahim iç tabakası içine kanamalar, genetik faktörler, doğumu başlatan fizyolojik mekanizmaların erkenden tetiklenmesi erken doğumun en sık rastlanan sebepleri arasındadır. Ayrıca Kan uyuşmazlığı, eklamsi, sık doğum yapmış olmaktan ya da fetüsün dölyatağında normal olmayan bir biçimde yuvarlanmış olmasından kaynaklanır. Anne sağlığının bozuk olması, bebeğin normalden küçük olması da olasılığını arttırır. Canlı doğan prematüre bebeklerin çoğu, gerekli bakımların uygulanması koşuluyla yaşamlarını sürdürürler.

Prematüre bebek ölümlerinin başlıca nedenleri arasında solunum sorunları, enfeksiyonlar, beyin ve akciğer kanamaları sayılabilir.

Risk altındaki anne adaylarını şu şekilde sınıflandırabiliriz:

    * Yaşı 17′nin altında, 35′in üzerindekiler
    * Birden fazla bebek bekleyenler
    * Daha önce düşük ya da erken doğum yaşayanlar
    * Çok doğum yapmış olanlar
    * Bazı sistemik ve enfeksiyon hastalığı olan gebeler
    * Düşük kilolu anne adayları
    * Sigara kullananlar
    * Yüksek tansiyonu (hipertansiyon) olanlar
    * Hamileliğinde vajinal kanama sorunu olanlar
    * Stres altında ve yoğun çalışma şartları altında çalışanlar
    * Düşük gelir grubundan olan hastalar

Erken Doğum icin Alincak Onlemler
Anne kilosunun ve yaşının ideal aralıkta tutulması, çalışma şartlarının uygun olması, iki gebelik arası geçen sürenin 1 yıl üzerinde olması, sigara ve diğer kötü alışkanlıklardan uzaklaşılması ve olası erken doğum eyleminin; bel-kasık ağrısı, vajinal akıntı miktarında artış, su gelmesi, vajinal kanama gibi öncü belirtilerinin hasta tarafından erken fark edilmesi ve doktora başvurulması erken doğumu engellemede önemli ölçüde rol oynar.

Kaynak: wikipedia.org

Erken Doğum Bebeğin Kişiliğini Bozabilir

Mayıs 23rd, 2008 yazan admin

İngiltere’de yapılan bir araştırma, bebeklerin normalden erken doğmasının, yetişkinliklerinde kişiliklerini etkileyebileceğini ortaya koydu
Psikiyatri Enstitüsü’nün yaptığı araştırmada, erken doğumla dünyaya gelen 18-19 yaşlarındaki gençlerin kişilik özellikleri, normal zamanda doğan akranlarıyla karşılaştırıldı.

Araştırma sonunda, erken doğan bebeklerin, özellikle de kızların, daha kaygılı ve içine kapanık olduğu ve daha yüksek oranda depresyon riski taşıdığı belirlendi.
American Journal Pediatrics dergisinde yayımlanan araştırma kapsamında, 33 haftadan önce doğan 108 genç incelendi. Bu gençlerin özellikleri, normal zamanda doğan 67 akranıyla karşılaştırıldı.

Uzmanlar, prematüre doğumun, depresyon ve anksiyeteye daha yatkın kişilik özellikleri doğurabileceği sonucuna ulaştıklarını, ancak bunun nedeni hakkında henüz kesin veriler olmadığını kaydettiler.

Araştırma ekibinden Dr. Matthew Allin, “erken doğum nedeniyle çok az da olsa beyin hasarı oluşabilmesi, kuvözde büyümenin ebeveynlerle ilişkileri etkilemesi” gibi nedenlerin kişilik üzerinde etkili olabileceğini söyledi.

Prematüre çocuklarla ilgili bir kurumun sözcüsü, sonuçların çok ilginç olduğunu, bebeklerde “yoğun bakımın yaratabileceği travmatik etkinin” de dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Erken Doğum Nedenleri

Mayıs 9th, 2008 yazan admin

Soru: Ne zaman erken doğumdan söz edilir ve önemi nedir?
Acıbadem Hastanesi Kadıköy Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Yüksek Riskli Gebelik Ünitesi Sorumlusu Doç. Dr. Arda Lembet

Normal gebelik süreci 37-42 hafta arasındadır.Doğumun ister ağrıların başlaması veya suyun gelmesi isterse de başka bir nedenle 37.gebelik haftasından önce gerçekleşmesi erken doğum olarak adlandırılır. Toplumdaki sıklığı %10-12 arasındadır, ancak erken doğum için yüksek risk oluşturan hasta gruplarında bu oran çok daha yükselmektedir.

Anne karnındaki bebek ve yenidoğan (ilk 28 gün) dönemindeki tüm ölümlerin %80′i erken doğumlardan kaynaklanmaktadır. Yaşayan bebeklerin yakın dönemde karşı karşıya olduğu risklerden en önemlileri arasında yenidoğanın solunum problemleri, beyin içi kanamalar, yenidoğan retinopatisi (körlük), zeka ve motor fonksiyon bozuklukları ve barsak problemleri sayılabilir. Çok düşük ağırlıklı (750 g) altındaki bebeklerin yaşama şansları günümüz modern tıp imkanlarıyla sağlanabilse de bu grup bebeklerin bir kısmında ileride düşük okul başarısı, görsel motor fonksiyon bozuklukları ve çeşitli sosyal uyum bozukluklarının ortaya çıkabildiği bilinmelidir.

Rahim içi ve dışı enfeksiyonlar, çoğul gebelikler, amniyon mayiinin fazla olması, rahmin yapısal anormallikleri, rahim iç tabakası içinde kanamalar, genetik faktörler, doğumu başlatan fizyolojik mekanizmaların erkenden tetiklenmesi erken doğumun başlıca nedenleri arasında sayılabilir.Anne yaşının 17′nin altında veya 35 ‘in üzerinde olması, önceki doğumun erken doğum ile sonlanması, vajinal kanama, stres, düşük sosyo ekonomik durum, sigara ve diğer kötü alışkanlıklar, anne adayının aşırı zayıflığı, çalışma şartlarının ağırlığı ve gebeliğe eşlik eden iyi kontrol edilmemiş sistemik hastalıklar (diyabet, kalp, böbrek ve tiroid hastalıkları vb..) erken doğum açısından risk faktörlerini oluştururlar.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/extra/venus/hamilelik/ham003/hamile67.html

Erken Dogum

Nisan 23rd, 2008 yazan admin

Uzun zamandır vaktinden önce doğan bebekler prematur olarak adlandırılırdı. Ancak son zamanlarda bu eğilim değişmektedir. Maturite yaşı değil fonksiyonu belirtmektedir. Bu nedenle vaktinden önce doğan bir bebek fonksiyonları normal ise prematür olmayabilir.

Tanım olarak bakıldığında erken doğum ya da preterm doğum 37 gebelik haftasının tamamlanmasından önce dünyaya gelen bebeği tarif eder.Doğum sancılarının başlaması ise erken doğum tehdidi olarak adlandırılır. Erken doğumlar tüm doğumların yaklaşık %9-10′unu oluşturur.

Erken Doğum Nedenleri ve Risk Faktörleri
Tıp alanında son zamanlarda yaşanan başdöndürücü gelişmelere rağmen hala daha doğumun nasıl ve hangi etkenlerle başladığı tam olarak açıklanamamıştır. Normal doğumu başlatan etkenler vaktinden önce faaliyete geçerlerse doğal olarak bu erken doğum tehdidine neden olacaktır. Erken doğumun sebepleri arasında suçlanan bazı etkenler vardır. Bunların başında enfeksiyonlar gelir.

Özellikle gebeliğin son dönemlerinde görülen idrar yolu enfeksiyonları ya da vajinal enfeksiyonlar salgıladıkları bazı maddeler ile doğum eylemini başlatabilirler. Yine bu tür enfeksiyonlar sonucu açığa çıkan bu maddeler amniyon zarının direncini düşürerek bu zarın vaktinden önce yırtılmasına yol açabilir. Zarların doğum eylemi başlamadan açılmasına Erken Membran Rüptürü adı verilir.

Zarların açılması erken doğumların önemli bir nedenidir. Erken doğum tehdidinde suçlanan bir diğer faktör de çoğul gebeliklerdir. Burada rahim fazla miktarda gerildiğinden sancılar erken başlıyor olabilir. Polihidramniyos vakalarında da benzer mekanizma ile doğum vaktinden önce gerçekleşebilir.

Çift gözlü rahim gibi doğumsal rahim anomalileri geç düşüklerin ve erken doğumların bir başka nedenidir. Ancak bu tür bir şekil bozukluğu olan her kadın erken doğum yapacak diye bir kural yoktur. Bu hastalarda sadece risk artmıştır.

Uterus myomları rahim içerisindeki hacimi azaltarak erken doğum sancılarını başlatabilir.

Gebeliğin son dönemlerinde ortaya çıkan ve yüksek tansiyon, idrarda protein kaybı, genel ödem ile kendini belli eden preeklempsi vakalarında ve plasentanın erken ayrıldığı abrubtio durumlarında da erken doğum normalden daha fazla görülür. Annede gebelikte ortaya çıkan ya da gebelikten önce var olan kansızlık (anemi)de erken doğumların özellikle ülkemizde önemli bir nedenidir.Yine düşük sosyoekonomik düzeydeki hastalarda erken doğum daha fazla görülür.

Önceden birden fazla geç düşük veya erken doğum öyküsünün bulunması da risk faktörleri arasında sayılır.

Erken doğuma yol açan nedenlerden en önlenebilir olanı sigara kullanımıdır. Erken doğum sigara kullanan anne adaylarını bekleyen önemli tehlikelerden birisidir.

Bazı hallerde ise doğum eylemi ve erken doğum kendiliğinden değil, doktor kararı ve müdahalesi ile gerçekleştirilir. Anne adayının hayatının tehlikede olduğu ve gebeliğin bu tehlikeyi arttırdığı durumlarda anne adayının hayatını kurtarmak amacı ile bir erken doğum söz konusu olabilir. Bu doğum sezaryen veya suni sancı verilerek normal doğum şeklinde olabilir.

Benzer şekilde bebeğin anne karnında durmasının içinde bulunduğu sıkıntıyı arttırabileceği ve bebeğin kaybedilme riskinin yüksek olduğu durumlarda da yine erken doğuma karar verilebilir.

Erken Doğum Belirtileri
Doğumun olabilmesi için rahimde kasılma olması ve bu kasılmaların rahim ağzını açacak kadar şiddetli ve sürekli olması gerekir.Ancak her kasılma ağrı olarak hissedilmeyebilir. Genelde belde ve kasıklarda adet sancısına benzer ağrılar hissedilebilir. Kişi bunu karnında bir sertleşme olarak algılar.

Yine halk arasında Nişan adı verilen sümüğümsü bir tıkacın gelmesi ya da normalden fazla sulu bir akıntı olması erken doğum tehdidini düşündürür. İstirahat ile geçmeyen bu tür sancılar olduğunda vakit kaybetmeden hekim ile temasa geçmek son derece önemlidir.

Bebek aşağıya doğru bastırıyor gibi bir his genelde erken doğum tehdidi altındaki pek çok kadında görülür.

Erken doğum belirtileri varlığında ne yapılmalıdır

  • Yaptığınız işi bırakın
  • Bir saat sol yanınıza dönerek yatın
  • 2-3 bardak sıvı için 1 saat içinde belirtilerde gerileme olmaz ise doktorunuza haber verin

Erken Doğum ve Tanı
Tanı vajinal muayenede rahim açıklığının saptanması, suların geldiğinin tespit edilmesi ve NST’de rahim kasılmalarının görülmesi ile konur. Erken doğumdan şüphelenildiğinde ilk yapılacak iş vajinal muayene ile rahim ağzında bir açıklık olup olmadığının saptanmasıdır. Aynı esnada zarların yırtılıp yırtılmadığıda kontrol edilmeli eğer emin olunamıyor ise turnusol kağıdı koyarak takip edilmelidir.

Daha sonra ultrasonografi ile bebeğin durumu değerlendirilir.

Eğer rahim açıklığı 4 santim ya da daha fazla ise erken doğumu 24-48 saatten daha fazla geciktirmek çoğu zaman mümkün olmamaktadır.

Erken Doğum ve Tedavi
Tanı konduktan sonra tedavi tıbbi olarak yapılır. Çok şiddetli durumlarda hastaneye yatırılarak damardan verilen ilaçlar yardımı ile kasılmalar durdurulmaya çalışılır. Bu sağlandığı taktirde daha sonra ağızdan alınan ya da fitil şeklinde kullanılan ilaçlar ile idame sağlanmaya çalışılır. Bu tedaviye tokoliz adı verilir.Kasılmalar çok şiddetli değilse ve açıklık 4 santimetreden daha az ise ağızdan kullanılan ilaçlar denenebilir.

Gebeliğin devam etmesinin anne ya da bebeğin hayatını tehlikeye atacağının düşünüldüğü durumlarda tokoliz uygulanmaz.

Bazı yazarlara göre 34 haftadan sonra tokoliz uygulanması gereksizdir.

Bu arada eğer saptanabiliyorsa doğum eylemini başlatan sebepler usulunce tedavi edilir.

Tokoliz masum bir tedavi değildir. Anne adayı açısından ciddi yan etkileri olabilir. Kullanılan her grup ilaç farklı yan etkilere sahiptir bu nedenle erken doğum tehdidi tanısının dikkatli konulması, eğer bebek gelişimini büyük ölçüde tamamlamış ise 37 haftadan küçük de olsa eylemin normal seyrine bırakılması önerilebilir.

Kaynak: Dr. Alper Mumcu’dan (www.mumcu.com)