Go to content Go to navigation Go to search
Hamilelik&Doğum ile ilgili bilgi ve oneriler...

Hamilelikte Bel Ağrıları

Haziran 20th, 2009 yazan admin

Bel ağrıları hamile kadınlarda sıkça rastlanılan bir durum. Hamile bayanlarin %50’sinde yani her iki anne adayından birinde muhakkak Bel ağrısı görülür. Rahat bir hamilelik için bel ağrısı probleminin çözümlenmesi gerekir. Bel ağrısının olağan görülüp üzerine gidilmemesi yanlış bir davranış olur çünkü anne adayı daha çok yatma ve dinlenme yoluna gideceği için bebek ve kendisi için sakıncalı bir durum yaratmış olur.

Gebelik süresince rahim büyümesi, vücut ağırlığının artması ve anne karnının bir ağırlık merkezi oluşturması omurgayı zorlar ve bu yükü kaldırmakta zorlanır. Karın kasları fazla esner ve leğen kemiklerini tutmakta zorlanır. Hormonlar hamilelik döneminde her zamankinden farklı salgılar ile omurga bağlarını gevşetince bel ağrısı problemi ya da arka batın ağrısı meydana çıkar. Yani hormonların zayıflattığı kaslar gebelikteki bel ağrısının tek sebebidir.

Hamilelikte bel ağrısı problemini çözmek için önce, bel ağrısının omurgadan kaynaklanarak mı, yoksa alt batınla mı ilgili olduğu saptanmalı ve tanı koymalı sonrasında tedavi yoluna gidilmelidir. Dikkat edilmediği takdirde bel fıtığı, kalıcı şekil bozuklukları ve hamilelik sonrasında da bel ağrılarının devam etmesi söz konusu olur. Bel ağrıları doğum sonrasında da devam ederse fizik tedavi programı uygulanmalıdır.

Ani başlayan bel ağrıları, ara sıra yoklayan bel ağrıları için hafif egzersizler, dinlenme ve çok sıkı olmayan korseler önerilebilir. Gebe kadınlara özel tasarlanmış gebelik korselerini kullanarak ağrılar azaltılabilir. Gebelik korseleri hamile kadınla bu agirligi paylaşacağı ve tüm yükü belden azaltacağı için çok fayda gösterecektir. Hamilelik korsesi bütün medikallerde bulunabilir.

Hamilelik süresince bel ağrısı sebebiyle ilaç kullanımı son seçenek olmalı! Hamilelikte ilaç kullanılması gerekiyorsa kısa süreli ve ilaçların idrar yoluyla çabuk atılabilen özellikte olması gerekli.

Bu tarz önlemler ve bilgiler ışığında bel ağrıları kötüleşmez.

Kaynak: HamilelikveDoğum.info

Hamilelik Şekeri ve Şeker Hastalığının Gebeliğe Etkisi

Haziran 19th, 2009 yazan admin

Şeker hastalığı, diğer adıyla diyabet. Pankreasın ürettiği insülinin yetersizliği veya etkisizliğinden kaynaklanan şeker hastalığı, birçok insanda görülmekte. İnsülin salgılanmayınca şekere ve diğer besinlere ihtiyacı olan hücrelere zarar verir. Kandaki şeker oranı, olması gereken değerlerin üstüne çıkar. Kanda şekerin aşırı yükselmesi vücudu sarsar, tüm dengesini bozar, hücre ölümlerine kadar gidebilir.

Şeker hastalığı ciddi bir problemdir. Bu yüzden hamilelikte risk daha fazladır. Annenin etkilenmesinin yanı sıra anne karnındaki bebekte şeker hastalığının olumsuz etkilerine maruz kalabilir. Eskiden, şeker hastası olan bayanların kesinlikle hamile kalmaması gerektiği düşünülüyordu. Anne olma hayallerinden vazgeçmek zorunda olan kadın, şeker hastalığına mı üzülsün, anne olamadığına mı üzülsün. Neyse ki bu durum günümüzün gelişen tıp ilmiyle değişmiş durumda. Şeker hastası kadınlarda artık anne olabilir. Sadece diğer anne adaylarına nazaran daha dikkatli ve bilinçli olmak zorundalar.

Şeker Hastalığının Belirtileri

  • Çok su içme- ağız kuruluğu
  • Sık tuvalete gitme
  • Halsizlik
  • Bulantı
  • Mesane, vajina ve deri enfeksiyonları
  • Görme bozukluğu
  • İdrarda şeker bulunması

Yukarida yeralan durumlar goruldugunde gecikmeden doktora başvurulmalı.

Hamileliğin Sebep Olduğu Şeker Hastalığı:
Hamilelik şekeri, hamilelik döneminde ortaya çıkan şeker hastalığıdır. Bunun anlamı vücudunuz şekeri kullanması gerektiği gibi kullanamamasından dolayı kan şekeri değerlerinizin normalin üstüne çıkmasıdır. Hamilelik şekeri yaklaşık olarak %4 oranında hamileyi etkiler. Genelde hamileliğin beşinci veya altıncı aylarında ortaya çıkar (24–28 haftalar). Genellikle de doğum ardindan ortadan kaybolur.

Hamilelik şekerinde, doktor sözünden çıkılmamalı, rutin kontroller aksatılmamalı, düzenli beslenmeli ve uygun egzersizlerle bu dönem desteklenmelidir.

Kaynak: HamilelikveDoğum.info

Hamilelikte Tansiyon

Haziran 18th, 2009 yazan admin

Tansiyon hastalığı düzenli çalışmayan bir kalbin işaretidir. Kan basıncı arttığında kasılan kas tabakası damarların daralmasına sebep olur ve kan akışı zorlaşır. Böylelikle adı tansiyon olan bir sorun ortaya çıkar. Anne adaylarının % 10’u tansiyon hastasıdır. Bu durum, hamilelik doneminde korkulan ve istenmeyen problemlerin en ciddisi.

Gebelik (Hamilelik) öncesi tansiyon hastası olan kadınlar
Hamilelik öncesinde, anne adayı tansiyon hastasıysa, gebeliği boyunca çok dikkatli olmalı., cunku gebeliğin başladığı dönemle birlikte bu sorunu daha fazla hissetmeye başlar. Zor bir hamilelik geçirmesi büyük ihtimal olan tansiyon hastası gebe kadınların kan basıncının sürekli gözetim altında tutulması gerekir. Gebelikte kontrol altına alınmayan tansiyon problemi ciddi sorunlara yol açar bu yuzden muhakkak kan basıncı dengelenmeli. Gebelik öncesinde kullandığınız tansiyon ilaçlarınız varsa, bu ilaçların kullanımlarına devam etmeden önce gebelik süresince kullanılabilinip kullanılamayacağı mutlaka öğrenilmeli. Anne karnındaki bebek, yüksek ya da düşük tansiyondan etkilenebileceği gibi kullanılan ilaçlardan da olumsuz etkilenebilir.

Gebelikte (Hamilelikte) çıkan tansiyon
Gebelik sırasında değişim yaşayan vücut olumsuz dış veya iç etkenlere karşı savunmasız olursa tansiyon gibi sorunlarla karşılaşabilir. Gebelikte çıkan tansiyon problemi, genetik ya da kronik sebeplerden meydana gelir.

Kronik Hipertansiyon
Bebek gelişiminde gerileme, erken doğum, plasenta ayrılması, ani böbrek yetmezliği, hipertansif (ani ve ciddi kan basıncı yükselmesi) kriz gibi komplikasyonlarda ortaya çıkabilir. Genellikle bu durum 30 yaş üzeri gebe kadınlarda daha çok görülür.

Gestasyonel Hipertansiyon
Gestasyonel hipertansiyon, gebeliğin ikinci yarısında meydana gelen hipertansiyonun türüdür. Bu tür hipertansiyon doğum ile birlikte kaybolur.

Gestasyonel hipertansiyon başka bulgularla birlikte görülüyorsa, idrarda protein kaybına ve şişliklere yol açar. Genelde ayaklarda görülen bu şişlik preeklampsi’nin  belirtisidir. Aynı zamanda preeklampsi, önlenmeyen hipertansiyondur.

Preeklampsi
Hızlı kilo alımı, el ayak şişmeleri, görme bozuklukları, baş ağrıları preeklampsi  işaretleridir. Vücudun bütün organları bu durumdan etkilenir.

Yukarıda geçen başlıklar, anne ve bebek sağlığı için bir tehlikedir. Annenin kalp hastası olma riski yüksekken bu durum bebek için de, düşük oranda oksijen ve besin almasına sebebiyet verir. Anne sağlığı ve bebek gelişimi açısından tansiyon, düzenli doktor kontrolleriyle tehlike olmaktan çıkmalı.

Kaynak: HamilelikveDoğum.info

Hamilelikte Ortaya Çıkan Varis ve Ödem

Haziran 16th, 2009 yazan admin

Hamilelik döneminde en sık ortaya çıkan sorunlardan ikisi varisler ve ödemlerdir. Vücut, geçirdiği evrime ayak uydurmaya çalışırken bu tür problemlerin oluşması çok normal. Varis ve ödem şikâyetleri vereceğimiz metotlarla önlenebilir, eğer bu şikâyetler zaten oluşmuşsa kötüye gitmesi engellenir.

Varis nasıl oluşur?
• Aşırı kilo artışı
• Hormon salgıları ve bu salgıların kaslar üzerindeki genişletici etkisi
• Hamileliğin, bacaktan gelen toplardamar üzerindeki basıncı
• Hamilelikte oluşan vücuttaki kan artışının bacaklarda toplanması

Bu sebepler bacak ağrılarına ve bacakta oluşan renkli damar hatlarına sebep olur. Hamilelik dönemi icinde oluşan varisler, genellikle hamileliğin son dönemlerinde ortaya çıkar ve gebeliğin bitmesiyle 3 ay içinde varisler çoğu kadında kaybolur. Yalnızca % 15 oranında hamile kadının varisleri kalıcı olabilir.

Varis oluşumu nasıl engellenir?
Uzun süre ayakta kalınmaması gerekir. Bacakları yukarı kaldırarak yapılan hareketlerle bacaklarınızı dinlendirin. Hamilelik döneminde oluşan varis şikâyeti için şok duş etkileri yapılması gerekenlerden biri. Önce sıcak sonra da soğuk suyla bacakları şoklamak ve bunu her gün yapmak varis oluşumunu engeller.

Ödem
Yine hamilelik hormonlarının sağlılarıyla vücutta biriken sıvı şişliklere sebep olur. Yüzde, ayak bileklerinde, ellerde ve bacaklarda görülür. Bu bölgelere parmağınızla bastırdığınızda çıkan beyaz iz, ödem şişliğidir. Varisler gibi hamileliğin ilerleyen aylarında daha çok ortaya çıkar. Hamile kadından kadına değişen bu durum günden güne de değişiklik gösterir. Hamile kadın da kalp ya da böbrek yetmezliği varsa ödem ciddi şekilde artar. Bu durumda doktorunuzu muhakkak bilgilendirin. Ödem için kullanılan ilaçlar, anne ve bebek sağlığı açısından tehlikeli olabileceğinden tavsiye edilmezler.

Ödem şikâyeti için yapılabilecekler

  • Tuzun suyu tutma özellinden dolayı tuz azaltılmalı.
  • Doktor tavsiyesine uygun egzersizler yapın.
  • Uzun süre oturmaktan ve ayakta kalmaktan kaçının.
  • Rahat ayakkabıları tercih edin.

Eğer çok kilo almışsanız ve vücudunuzun herhangi bir yerinde aşırı bir şişlik varsa vakit kaybetmeden doktorunuza başvurun…

Kaynak: HamilelikveDoğum.info

Hamilelikte Egzersiz

Haziran 15th, 2009 yazan admin

Toplumumuz bu fikre pek alışamadı. Doktorlar tarafından son yıllarda hamilelik döneminde egzersizin faydalarına dikkat çekilmek isteniyor. Özellikle büyük annelerin korkuları anne adaylarını çok etkiliyor. Ters hareketler yapma, çocuk düşebilir gibi ikazlarla, egzersizin kötülenmesi ve birazda halsizim yapamam bahaneleri çok yanlış. Gebelik döneminde egzersiz çok önemli ve faydalıdır.

Hamilelik Döneminde Egzersizin Faydaları:

  • Öncelikle, psikolojik olarak destek verir. Kendinizi daha dinç hissetmenizi sağlar.
  • Solunum zorluğu çeken hamile kadınların, solunumunu düzenler.
  • Özellikle kasık ve kas ağrılarını azaltır
  • Vücudu esnetir.
  • Gevşemeye alışan kaslar sayesinde doğum, egzersiz yapmayan hamile kadına göre daha kolaylaştırır.

Hamilelik döneminde yapılması gereken egzersizler nasıl olmalı?
Karın ve sırt kaslarını geliştiren hareketler en gerekli olan egzersizlerdir. Ama önce egzersizlere hafif hareketlerle başlanmalı. Solunum kontrolü asla unutulmasın. Omuz hareketleri, kol çevirme, boyun çevirme, hafif gövde bükülmeleri olabilir.

Abdominal Toner:
Sırt üstü yere uzanın, dizlerinizi, ayakların arası 40 cm olacak şekilde bükün. Soluk verirken kalçanızı hafifçe kaldırın. Elleri dize doğru yaklaştırın 3–4 saniye bekleyin. Soluk almayı unutmayın. Karın kasları ayrıksa, elleri ileri uzatmayın. Karnınızı sıkıca kucaklayın. Ters taraftaki kası böylece orta hatta yaklaştırmış olursunuz.

Oblik Abdominal:
Aynı pozisyonda nefes verirken el ve baş beraber kaldırılır. Her iki el sol dize doğru götürülür. 3–4 saniye beklenir. Nefes verilerek gevşenir. Aynı hareketi sağ dize doğru tekrar edin.

Kalça, Diz ve Bilek Hareketleri…
Tekrar yere sırt üstü uzanın. Solunumun düzenini sağlayın Soluk verirken sağ dizi çeneye doğru yaklaştırın, nefes alın, yine soluk verirken yukarı doğru kaldırın, 3–4 saniye tutun. Bu sırada ayak bacağa doğru yaklaşmış olmalı. Soluk verirken yavaşça yere doğru indirin ve bükerek başlangıç pozisyonuna geri dönün.

Boyun ve Omuz Kasları
Bağdaş şeklinde oturun. Omuzlarınızı öne ve arkaya doğru hareket ettirin. Boynunuzu dairesel hareketler yaparak cevirin.

Mekik, köprü, aerobik hareketleri, çift bacak kaldırma gibi hareketlerden uzak durun. Eğer hamilelik dönemi nde egzersizleri yapmak içinize sinmiyorsa, ya da yapıldığı takdirde rahatsız ediyorsa mutlaka doktorunuza danışın.

Kaynak: HamilelikveDoğum.info

Hamilelikte Yasanan Problemler

Haziran 14th, 2009 yazan admin

Hamile kadın bu dönemde şekilden şekle girer. Her gün bir başka ağrı sızıyla karşı karşıya kalır. Vücudunun bu değişikliği onu şaşırtmanın yanı sıra huyları bile değişir. Önceden sevmediğini yemediğini sevmeye ve istemeye başlar. Hamilelik doneminde ki şikâyetler kadından kadına değişir. Genellikle; kusma, bulantı, kabızlık, kabızlığın yol açtığı şişkinlik, hazımsızlık, idrara sık çıkma, göğüsteki sancılar, kanama, kasık ağrısı, kilo artışı, sürekli uyuma isteği ya da uykusuzluk, uyuşukluk, halsizlik, kasık ağrısı ve psikolojik hassasiyet gibi sıralanır. Bütün bu şikâyetler, plasentadan salgılanan hormonların getirileri. Vücudun geçirdiği bu büyük değişim, anne adayını korkutsa da anatomisindeki anaçlık bu katlanılması zor sıkıntılara dayanmasını sağlıyor. Şikâyetleri aza indirgemek için bilgi sahibi olmak gebe kadının hamilelikte ki ilk işi olsun. En popüler şikâyetler:

Bulantı-kusma: Az ve sık yemek yenmeli. Midede hassasiyet yaratan yiyeceklerden uzak durmalı. Kusma şikâyeti fazlaysa bol su tüketilmeli.

Kabızlık: Sorunu hafifletmek için yapabileceğiniz şeyler vardır. Yine bol sıvı için, her gün egzersiz yapın ve diyetinizin çeşitli meyve (özellikle kuru erik), sebze ve az işlenmiş buğday ve kepek gibi tahılları içermesine dikkat edin. Doktorunuza danışmadan müshil almayın. Mide yanmasına yol açmamak için de asitli içeceklerden uzak durulmalı. Kabızlık basura da (hemoroit) yol açabilir. İşte bu problem gerçekten çok sıkıcı. Bu yüzden kabızlıktan ve özellikte wc’ de zorlanmaktan kesinlikle kaçının.

Uyuma isteği ve uykusuzluk: Genellikle hamileliğin son aylarında uyku sorunları da ortaya çıkar. Sık idrar uykuyu böler. Anne karnında ki bebeğin hareketli olması – bebeğinizin hareketleri de uykusuz bırakabilir. Bu yüzden yatmadan önce ağır yemekten, çay ve kahveden uzak durun.

Kilo problemi : Bu kısım gerçekten doktor denetimi altında olmalı. Dengesiz bir kilo artışı varsa doktor tarafından yönlendirilmelisiniz. Bu pratik bilgiler, sizi rahatlatsa da her türlü şikâyetleriz konusunda doktor danışıklığı olmadan hareket edilmemesi tavsiyemizdir.

Kaynak: HamilelikveDoğum.info

Hamilelikte Oluşan Deri Çatlakları

Haziran 13th, 2009 yazan admin

Hamilelik doneminde, cilt sorunları çok yaşanan ve çoğu hamile bayanın başına gelen bir durum. Bebek anne karnında büyüyüp gelişmek zorunda. Genişlemesi gereken deride çatlaklar oluşur. Çatlakların ebadı, kadından kadına, cilt farklılıklarına göre değişir. Çorap söküğüne benzeyen bir görünüm oluştur. Bu istenmeyen durum, ne yazık ki çok önlenebilen bir durum değildir. Sadece sayılarının daha az olması ve minimum genişlikte kötü görünmesini sağlayabiliriz.

Cilt teki çatlakların çoğalmaması ve cildin yumuşaması için mutlaka kremler, yağlar vs… kullanmak şart. Bu problem için birçok formül duymuş öğrenmiş olabilirsiniz. Biz faydasına inandığımız için sadece iki metot üzerinde duracağız.

Gliserin; eczanelerde kolayca bulabileceğiniz ve kullanımından rahatsızlık duymayacağınız yumuşak bir sıvı. Cilde elastikiyet kazandırır, cilt kolayca açılır. Uygulanışı, sizinde tahmin ettiğiniz gibi karın bölgesine sürülür. Her gün uygulanmasında fayda görülen gliserin ile abartılı çatlaklara maruz kalmanız düşünülemez.

Vazelin-buğday yağı; bu iki maddenin karışı tamamen mucizevî bir sorun durdurucusudur. Vazelin, kremlerin ana maddesidir. Yoğun ve saf bir krem olan vazelinin, kokulu ve kokusuz olmak üzere 2 çeşidi vardır. Hamile kadınların herhangi bir şeye ya da her şeye duyarlılığı olabileceğini bildiğimizden kokusuz vazelini tavsiye ediyoruz. Her iki maddeden cıvık bir macun elde edilecek miktarlarda karıştırılır. Bu karışımı gün aşırı cilde uygulanır..

Bu iki uygulama hamile bayanları sağlık ve psikoloji konusunda çok rahatlatacak. Çünkü çatlak korkuları, “bu çatlaklar nereye gidiyor? Kurtulabilir miyim” gibi soruları hamile kadınların kafalarını çok yoruyor olmalı. Neyse ki tıp ve alternatif tıp onlar için çalışıyor.

Cildinin pamuk gibi olmasını isteyen ya da milyonda bir insanda bulunan bağ dokusu zayıflığı olan kişilerde gliserin veya vazelin-buğday yağı karışımları denenebilir.

Mucizeler beklemeyin bu iki metod çatlakları yok etmez. Sadece mevcut çatlakları durdurur. Minimum deri çatlaklarıyla hamilelik geçirmenizi sağlar.

Deri çatlakları için piyasada birçok ürün var. Pahalı ve çok şey vaat eden bu ürünlerle sorun çözen var mı? Mevcut çatlakları yok etmek konusunda en iyi çözüm lazer tedavisi. Bu sorun sizi çok üzüyorsa doktorunuzla ne yapmanız gerektiğine karar verin.

Kaynak: HamilelikveDoğum.info

Hamilelikte Diyet

Haziran 12th, 2009 yazan admin

Rahat bir hamilelik, sağlıklı beslenmeyle mümkün. Hamilelikte özen gösterilmeyen beslenme şekli; nefes düzensizliği, metabolizmada zayıflık, aşırı kilo alımı ya da kaybı gibi sorunlarla karşılaştırır.

Çoğunuz hamilelikte neler yenilir neler içilir konusunda birçok yazı okumuş, kulaktan dolma birçok bilgi duymuşsunuzdur. Sağlıklı beslen, atıştırmalarla geçirme, konserve yeme, hazır yiyecek tercih etme, çatır çatır hormonlu sebzelerden uzak dur… Diye uzar gider bu liste. Aslında bunlar normal insanlar için de geçerli değil mi?

Yinede insanları, hamileler konusundaki duyarlılığından ötürü tebrik ediyoruz. Yanlış doğru ne varsa yetiştiriyorlar.

Hamilelikte ne yenir ne içilir” bunları okumayacaksınız bu yazıda çünkü herkes biliyor zaten. Bu yüzden beslenme kadar önemli bir detayla yani kilolarla ilgilenelim.

Tartıda ki oynayan rakamlar…

Kadınların telaşı, sadece hamilelikte değil, her zaman korkusu olan kilolar. Hamilelik psikolojisine bir süre alışamayan kadın ilk başlarda dikkat etmez bu konuya. Şöyle de olabilir; hamilelik havasına giren kadın “nasılsa hamileyim kilo alsam da hamile derler” gibi komik bir zihniyetle kiloyu düşünmez. Ağrı ve sızıların beraberinde tartıda ki rakamlar hızla artmaya başlayınca hamile kadın uyanır. Doğum yaparken zorluklar yaşayabileceğini ve doğum sonrasındaki aşırı kilolardan nasıl kurtulacağını düşünmeye başlar. Doktorunuzun kilo cetveline bağlı kalın. Hamileliğin ilk 1,5 ayında en fazla 3 kilo alınması ve sonrasında her hafta yarım kilo alınması doktorlar tarafından uygun görülen rakamlar. Hamilelikte fazla kilo kesinlikle yağdır. Yemeği abartmıyorum ama tartı fazla gösteriyor çok şişim diyorsanız fazla su miktarlarıyla karşı karşıya da olabilirsiniz. Mutlak takip şart

“En iyisi sıkı diyet” hatası

En başından beri dikkat etmeyen hamile kadın pişmandır. Bu yüzden sıkı diyet hatasına düşebilir. Hamilelik döneminde asla diyet yapılmaz. Yemek alışkanlığınızı normale çevirmeyi denersiniz ama asla diyet yapamazsınız. Anne ve bebeğin sağlığı tehlikeye girebilir. Bu zor dönemde annenin ve bebeğin protein demir vs… ihtiyacı var. Diyet yapmak bu ihtiyaçları kısmak.olur. Böyle bir hatanın sonucu ölüme kadar gidebilir. Yapmaniz gereken tek sey; sadece doğru beslenmek…

Kaynak: HamilelikveDoğum.info

Hamilelikte Vücuda Uyum Sağlama

Haziran 10th, 2009 yazan admin

Hamilelik süreci ile birlikte anne adayı fizyolojik ve psikolojik olarak büyük bir değişim geçirir. Bu süreçte bedendeki değişimler hayranlıkla izlenir. Her geçen gün içinde bir canlının büyüdüğünü bilmek, anne olacağını hissetmek, yaşam boyunca onun sorumluluğunu alacağını düşünmek anne adayının çok farklı duygular yaşamasına neden olur.

Hamileliğin ilk aylarında fiziksel şikayetler daha yoğun yaşanır. Sabah mide bulantıları, enerji kaybı, baş dönmeleri anne adayının bir türlü güne başlayamamasına neden olur. Çalışan anne adayi ise bu süreç çok daha zordur. Zamanla göğüsler büyümeye başlar. Bu değişimi izlemek bazı anneleri çok mutlu etse de bazı annelerde büyüyen ve sarkan göğüslerle karşılaşma düşüncesi endişe verici olabilir. Aylar geçtikçe alınacak kilolar, oluşabilecek çatlaklar, şişen eller ve ayaklar en büyük sıkıntılardır. Hamilelik sürecinde ve sonrasında; yeni bedene uyumsuzluk, kendini beğenmeme, eski bedene özlem, sürekli kendini eleştirme, artık eşinin kendisini beğenmediği düşüncesi ve yaşamsal bir mutsuzluk haline dönüşebilir. Mutsuz bir anne bebeğinin hem fiziksel hem de duygusal gelişimini olumsuz etkiler. Bebeği ile yeterli iletişimi kuramaz.

Hamileliğe planlı olarak başlayan anne bu süreci daha rahat geçirir. Değişen vücudundaki her aşamayı merakla bekler ve hayranlıkla izler. Bebek sahibi olmanın doğal süreci olarak kabul eder. Eşi ile bu duygularını rahatlıkla paylaşır ve doğum sonrasında da kendisini önemseyeceğini bilir. Sosyal yaşamdan uzaklaşmaz. Kendine bakmaya devam eder.

Anne adayının psikolojisi bebeğin sağlıklı gelişimi için çok önemlidir. Hamileliğin her ayında psikolojik olarak kendini mutlu ve huzurlu hissetmek için gerekli çabayı göstermesi gerekir.

Kaynak: GebelikveAnnelik.com

Hamilelikte (Gebelikte) Akıntı

Haziran 10th, 2009 yazan admin

Hamilelikte en sık rastlanan riskli durumlardan biri de akıntı şikayetidir. Bu yazıyı okumanıza sebep; bir televizyon programı.

Kadın oyuncu A. hamile iken katıldığı televizyon programında, hamilelik ve akıntı şikayeti hakkında kendi edindiği tecrübelerle bilgi veriyordu. Şaşırmayın, çünkü enteresan olan işin bu kadarı değil elbette. Bu değerli oyuncumuzun sözüm ona hamileyken yaptığı ve çok yararlı diyerek izliyicilere anlattığı tezi, bir doktor tarafından ilerleyen saatlerde çürütülmesinden ileri gelmekte. Bir yandan böylesine tehlikeli birşeyi hamileyken kendisinin yapıyor olması ve diğer yandan “ben ne anlatmışım, nelere sebep olur” korkusu… A’ nın son hali gerçekten üzücüydü. Konunun detayı ise: Bu şahıs normal hayatında edindiği maydanoz yeme alışkanlığını hamileykende devam ettirdiğini ve bunun ne kadar faydalı olduğunu ballandıra ballandıra anlatıyordu, taki o mail gelene kadar…

Doktor hamile iken akıntının olmaması gerektiğini çünkü bu durumun düşüğe ve benzeri tehlikeli durumlara sebep olabilceğinden bahsetmeye başladığı anda bu şahsın yüzünün aldığı hal ne kadar korktuğunun ve gerildiğinin ifadesiydi.

Gerçekten doğanın ve bilim adanlarımızın bizlere sunmuş olduğu faydaları bilinçli bir şekilde yerinde, zamanında ve dozunda kullanmayı öğrenmezsek telafisi olmayan bazı kötü tecrübelere istemedende olsa sahip olabiliriz. Bu durumda öncelikle duyulan ve görülen haberlerin adına bilgi, care, ilaç demeden önce bir araştırma zahmetine katlanın. Akıntı ve benzeri hamilelik sorunlarını kendi başınıza çözemezsiniz.

Hayatın her döneminde.küçük yaşta, olgun yaşta, hamilelik öncesinde ve sonrasında başa gelebilecek akıntı şikayeti vucutla ilgili birbirinden farklı pekte normal olmayan bazı durumların belirtisi olabileceği, hamileyseniz sizin ve bebeğinizin sağlığını tehlikeye sokabilceğinin bilincine varmanız gerekiyor.

Çok zor birşey değil,bilgileri bilir kişiden almak…

Kaynak: HamilelikveDoğum.info

« Önceki Konular