Go to content Go to navigation Go to search
Hamilelik&Doğum ile ilgili bilgi ve oneriler...

Erken Doğum Nasil Anlasilir?

Nisan 9th, 2009 yazan admin

Erken dogum saniriz hic bir anne adayimizin istemedigi bir dogumdur. Ancak yinede eger doğum yaklastiysa ve erken oğum gerceklesecekse neler yapmamiz gerektigini biliyormuyuz? Bu yazimizda sizlerle Doğum kaçınılmazsa ne yapmalıyız? ana sorusunun altinda doğum ile bilgiler verecegiz. Asagida yer alan yazimizda erken doğum, gerekirse sezeryan, suni doğumu başlatmak ile ilgili bilgileri bulabilirsiniz.

Doğum kaçınılmazsa ne yapmalıyız?
Erken doğumu tetikleyen unsurlara dikkat edilmeli. Tüm erken doğumların yaklaşık yüzde 30′luk kısmı Doktor kararıyla gebeliğin sonuçlandırılması şeklinde gerçekleşir. Anne hayatının tehlikede olduğu her durumda bebeğin olgunlaşma derecesine bakılmaksızın suni sancı ile ya da sezeryan yapılır.

Doktor kararıyla gerçekleştirilen erken doğum:
Tüm erken doğumların yaklaşık yüzde 30′luk kısmı Doktor kararıyla gebeliğin sonuçlandırılması şeklinde gerçekleşir. Anne hayatının tehlikede olduğu her durumda bebeğin olgunlaşma derecesine bakılmaksızın doğum indüksiyon (suni sancı) ile ya da sezeryan uygulanarak gerçekleştirilir. Gebeliğin devamının sakıncalı olduğu ağır preeklampsi, eklampsi, HELLP sendromu gibi durumlar, anne adayının ağır kalp hastalığının olması ya da kanamalı placenta previa ve ablatio placenta bu duruma örnek olarak verilebilir.

Gerekirse sezaryen yapılabilir
Fetusun uterus içinde yaşamaya devam etmesinin sakıncalı olduğu durumlarda da doğum gerçekleştirilir. Bunun en iyi örneği fetal distres gelişmesidir. Ağır fetal distres gelişmesi durumunda bebek ölmeden ya da asfiksi gelişmeden önce gerekirse sezaryen ile doğum acil olarak gerçekleştirilir ve bebeğe gerekli tedavi yapılır.

Suni doğumu başlatmak
Doğum eylemini başlatmak amacıyla uygulanan indüksiyon anne adayına uterus kasılmalarını sağlamak amacıyla damar yoluyla serum içinde oksitosin hormonu verilmesinden ibarettir. İndüksiyon öncesi serviks olgunlaşmasına bakılır ve olgun olmayan serviksin olgunlaşmasını sağlamak amacıyla bölgeye jel ya da toz şeklinde prostaglandin uygulanır. Serviks olgunlaştıktan sonra indüksiyona geçilirse indüksiyonun başarıya ulaşma şansı (doğum eylemini başlatma şansı) çok yüksektir. Doğum eylemi indüksiyon ile başlatıldığında sonuç alınamazsa sezaryen ile doğum yolu seçilir. Çok acil durumlarda (aniden gelişen fetal distres gibi) indüksiyon denenmeksizin direkt olarak sezeryan ile doğum gerçekleştirilir.

Doğum kaçınılmazsa hangi yöntem uygulanır?
Doğum şekli birçok faktöre bağlıdır. Genel olarak normal doğum tercih edilmelidir. Ancak bebeğin ağrılar esnasında veya doğum sırasında sıkıntıya gireceğine inanılırsa sezaryen tercih edilebilir.

Erken doğumun durdurulmayacağı Noktalar

- Bebeğin eşinin erken ayrılması
- Şiddetli vajinal kanama
- Gebeliğe bağlı ağır hipertansiyon
- Gebeliği etkileyen enfeksiyon
- Bebeğin tehlikede olması

Yaşamla bağdaşmayan bebek anomalisi Suların miyad dolmadan gelmesi, yani erken membran rüptürü (EMR ) de doğum eylemini başlatan diğer bir etkendir. Suların gelmesiyle açığa çıkan bazı maddeler ve olaya eklenen enfeksiyon erken doğum eylemini tetikler.

Hangi Doğum Yontemi?

Nisan 6th, 2009 yazan admin

Bu yazimiza benzer bir cok yazimizi daha oncede sizlerle paylastik. Amacimiz hangi dogumun daha saglikli olacagi konusunda sizleri bilgi sahibi yapabilmek.

Asagida yer alan yazimizda normal dogum ve sezeryan dogum arasindaki karsilastirmalari ve farklari bulabilirsiniz.

Her zaman soyledigimiz gibi hamile bayanlara aksi bir saglik sorunu soz konusu olmadikca normal dogum yapmalarini oneriyoruz.

Uzmanlar uyarıyor: “Sezaryen bir ameliyat. Bu ameliyatta; kan kaybı, enfeksiyon riski, damarlarda kan pıhtısı veya amnios sıvısının oluşturacağı tıkanıklıklar gibi ölümcül olabilen komlikasyonlar daha sık görülür.” Yine de genelde anne adayları doğum sancıları çekmemek ve doğumdan daha hızlı kurtulmak için sezaryeni tercih ediyorlar. Peki hangi durumlarda gerçekten uygulanması gerekiyor.
        
Hangi durumlarda normal doğum tercih edilemez?
 
Sezaryenin sadece riskli durumlarda tercih edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, normal doğumun yapılamayacağı durumları şöyle sıralıyorlar: “İlk bebeğin ters geliyor olması, bebeğin anne karnında yan duruşu, plasentanın önde oluşu, plasentanın erken ayrılması, kordonun bebeğin başının önünde olması, bebeğin suyunun ileri derecede azalması, üçüz gebelik, ikiz gebelikte ilk bebeğin poposunun önde olması, annenin kemik yapısının dar olması, annenin bel fıtığı, kalp hastalığı, yüksek tansiyon gibi ıkınmasının mahsurlu olduğu durumlar, annede genital bölgede herpes (uçuk) ve HPV  gibi virütik enfeksiyon durumunun bulunması gibi durumlarda sezaryen tercih edilir.”
 
Sezaryan Doğumun tehlikeleri nedir?
Uzmanlar sezaryenle doğan bebeklerde ilk günlerde soluk alıp vermede sorun yaşanabileceğini belirtiyor. Bebek anne karnında bir sıvının içinde. Bu sıvı bebeğin hava yollarına giriyor. Normal doğum sırasında vajinadan geçerken bebek sıvıyı atıyor. Oysa sezaryende bebeğin bu şansı yok. Bu nedenle doğum sonrası bebekte sık soluk alıp verme ve bazen geçici de olsa yoğun bakım takibi bile gerekebiliyor. Anne  sezaryen sonrası ağrı nedeniyle bebeğini yeterince besleyemeyebiliyor. Bebek yeni doğan döneminde yeterince beslenemeyince bağırsak hareketleri yeterli olmayabiliyor ve tüm yeni doğan bebeklerde görülen sarılık daha belirgin boyutlara ulaşabiliyor.
 
Normal doğumdan korkmayın
Normal doğum için annenin istekli ve kararlı olması gerekiyor. Birçok anne adayı bu konuda toplumda oluşan ön yargıların olumsuz etkilerinin tesirinde kalıyor. Hamile kadınlar çevresi tarafından maalesef korkutuluyor. Doğum hikayeleri bazen abartılıyor. Anne adayları tanımadıkları kişiler tarafından bile ‘Allah kurtarsın’ diyerek korkuya sürükleniyor. Anneleri ürküten ağrıya bugün tıp çözüm bulmuş durumda. Epidural analgezi (ağrısız doğum) ile anneler çok daha rahat normal doğum süreci yaşıyorlar. Batı ülkelerinde normal doğumun daha yaygın olmasının nedeni epidural analgezinin daha sık kullanılması.
 
Epidural analgezi nedir?
Epidural analgezinin sinirlerin omurilikten çıktığı yere lokal anestezi ile ağrısız bir şekilde uygulanıyor. Epidural analgezi ile normal doğumun artık ağrısız bir şekilde gerçekleştirebildiğini belirten uzmanlar uygulamayı şöyle anlatıyorlar: “Epidural  analgezide doğumun başında bel bölgesine kateter yerleştiriliyor. Ağrı kesici ilaç verilmesi için rahim ağzı 4 cm açılıncaya kadar bekleniyor. Epidural analgezi uygulanmış olan hastalar doğum anında ıkınma hissi duymayabilirler. Fakat doğuma yardımcı olan kişiler ağrıları elle veya monitörden gözleyerek ıkınma zamanını anneye söyleyebiliyorlar.”
 
Normal doğumun avantajları
 
• Bebeğe anestezi uygulanmamış oluyor.
• Doğum esnasında bebek ciğerlerindeki sıvıyı atıyor.
• Anne bebeğini hemen emzirmeye başlıyor.
• Doğumdan sonra yaklaşık 24 saat içinde taburcu olunabiliyor.
• Anne normal hayata daha çabuk geri dönebiliyor.
• Normal doğum yapan kadınlar daha kolay kilo veriyor.
 
kaynak: hurriyet.com.tr

Konu ile ilgili sitemizde yer alan benzer yazilar:

Doğum Hakkında Bilgiler

Doğum Sancıları ve Doğum Yöntemleri

Doğum Yontemi Dogru Secilmeli

Normal Doğum Önerileri

Sezaryen Doğum Hakkında

Dogum Yaklastigini Nasil Anlariz

Kolay Dogum Icin Tavsiyeler

Normal Dogum mu? Sezeryan Dogum mu?

Çoğul Gebelik

Nisan 6th, 2009 yazan admin

Çoğul gebelikler ozellikle tup bebek tedavilerinde cok rastlanan bir durum. Bu yazimizda sizlerle Çoğul gebelik ile ilgili bilgileri Op. Dr. Hande Akbas tarafindan aciklamalari ile birlikte paylasacagiz.

Çoğul gebeliklerin görülme sıklığı 3/1000’dür. Ancak çoğul gebelikler giderek artmaktadır. Bunda iki faktör etkilidir. Anne olma yaşı giderek 30’un üstüne kaymaktadır ve çoğul gebelikler 30 yaş üstünde daha sık görülmektedir. Ayrıca üremeye yardımcı teknikler ve kullanılan ilaçlar da çoğul gebelik ihtimalini artırmaktadır.

Günümüzde ultrason yardımıyla çoğul gebelikler erkenden teşhis edilebilmektedir. Ayrıca rahmin normalden daha büyük olması, birden fazla fetal kalp atışı duyulması da çoğul gebelik düşündüren bulgulardır.

Gebeliğin tek veya çift yumurta ikizi oluşu yalnızca ultrason ile tespit edilebilir

İkizler genellikle tek ya da çift yumurta ikizi şeklinde görülürler. Tek yumurta ikizi, genellikle döllenmiş yumurtanın ayrılarak 2 fetusa dönüşmesiyle ortaya çıkar. Her 2 bebekte de benzer genetik özellikler söz konusudur. Bebekler birbirlerine tıpatıp benzerler ve aynı cinsiyete sahiptirler. Çift yumurta ikizinin oluşumunda ise en sık iki yumurtanın iki farklı sperm tarafından döllenmesi söz konusudur. Bu durumda bebeklerin ikisi de kız, ikisi de erkek veya biri kız biri erkek olabilir. Genetik olarak da diğer kardeşleriyle olan benzerlikten fazla bir benzerlik söz konusu değildir.

Çoğul gebelikler daha sıkı takip edilmelidir
Çoğul gebeliklerde yan etkiler bazen anne için tatsız olabilir. Özellikle bulantı, kusma, uykuya eğilim, midede yanma ve yorgunluk belirtileri sıkıntı yaratabilir. Büyüyen bebeklerinizin daha fazla alana ihtiyaç duyması sebebiyle karın ağrısı, nefes almada güçlük daha sık görülebilir.

Beslenmesi gereken bebek sayısı birden fazla olduğundan anne adayının da beslenmesine ve kilo alımına daha fazla dikkat etmesi gerekmektedir. İkiz gebelere genellikle günde 2700- 2800 kalorilik diyetler önerilmelidir. İkiz gebeler gebelik boyunca ortalama 15 kg. kilo almalıdır.

Çoğul gebelik de kansızlık daha sık görüldüğünden günde 60- 100 mg elementer demir takviyesi uygun olacaktır.  Ayrıca bir takım fiziksel aktiviteleri de (seyahat, aşırı egzersiz gibi) kısıtlamakta fayda olabilecektir.

Çoğul gebeliklerde görülmesi olası problemler nelerdir?
Birden fazla bebek taşımak gebeliğe bağlı bir takım problemlerin görülme riskini artırmaktadır. Taşınan bebek sayısı arttıkça gebelikte komplikasyon riski yükselmektedir. Bu sorunlar arasında;

Erken doğum: Gebeliğin 37. haftasından önce rahim ağzının açılmasına sebep olan rahim kasılmalarının görülmesi demektir. Çoğul gebeliklerde daha sık görülür.  İkiz gebeliklerin %60’ı, üçüzlerin ise %80’i 37. gebelik haftasından önce doğar.  İkizler için ortalama gebelik süresi 37 hafta, üçüzler için 35 haftadır, bazen daha da erken olabilir.

Erken doğan bebeklerin düşük doğum tartısında olma ve bir takım sağlık sorunları yaşama olasılığı daha yüksektir. Bu sebeple erken doğum tehditi bulgularından haberdar olmalı ve doktorunuzu daha sık ziyaret etmelisiniz.

Preeklampsi: Gebeliğin sebep olduğu tansiyon yükselmesi çoğul gebeliklerde daha fazla görülmektedir.  Preeklampsi bulguları, ani kilo alımı, baş ağrısı, karın ağrısı, görme bozuklukları, ellerde ve ayaklarda şişme ve tansiyon yüksekliğidir. Buna benzer yakınmalarınız olduğunda derhal doktorunuza başvurmalısınız.

Sezaryen doğum riskinde artış: Çoğul gebeliklerde doğum tercihi genellikle sezaryendir ancak ikiz gebeliklerin yaklaşık yarısı normal yolla da doğum yapabilir. Ancak ikiden fazla bebek varsa tek doğum şekli sezaryen olacaktır.

İkizden ikize transfüzyon sendromu: Bu durum sadece tek yumurta ikizlerinde gözlenir. Bebeklerin plasentası (eşi) arasında damarsal geçiş bulunması halinde gözlenen ciddi bir durumdur. Bir bebeğin daha fazla bir bebeğin ise daha az kan akışı alması sonucunu doğurur. Aşırı kan akışı olan bebekte yüklenme olup aşırı büyüme, az kan akışı olan bebekte ise gelişme geriliği ve kansızlık görülebilir. Bu durum her iki bebeği de ciddi tehdit altına sokar. Bazen erken doğum yaptırılması gerekebilir.

Kaybolan ikiz (vanishing twin) sendromu: Bazen erken ultrasonda ikiz gebelik görülür ancak takip eden ultrason muayenelerinde ikizlerden biri hiç görülmeyebilir.  Buna “kaybolan ikiz sendromu” denilir. Sebebi tam olarak açıklanabilmiş değildir. Anne adayı olarak başınıza böyle bir durum geldiğinde kendinizi çok fazla üzmemelisiniz çünkü maalesef bu sizin sebep olduğunuz ya da önceden önleyebileceğiniz bir durum değildir.

Yapışık ikizler: Tek yumurta ikizlerinin yetersiz bölünmesi sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Eskiden bu durumdaki bebekler “siyam ikizleri olarak” adlandırılmaktaydı. Bu çok nadir görülen bir olaydır (yaklaşık 100 bin doğumda bir). Yapışma noktası baş, göğüs ya da leğen kemiği olabilmektedir. Bazı durumlarda ikizler bir ya da daha fazla organı da paylaşır halde olabilirler. Bazen cerrahi olarak yapışık ikizleri ayırmak mümkün olabilir. Ameliyatın başarısındaki en önemli faktör ikizlerin yapışma noktası ve kaç tane iç organı paylaşık halde olduklarına bağlıdır.

kaynak: haberturk.com

Hamilelik Ne Zaman Belli Olur?

Nisan 3rd, 2009 yazan admin

Hamileliğin en önemli bulgusu adet gecikmesidir. Ancak her adet gecikmesi hamilelik (gebelik)  anlamı tasimamaktadir. Adet gormenin erken ya da gec olmasi sinir, gerginlik, çeşitli rahatsızlıklar, diet, psikolojik durum değişiklikleri, stres gibi pek çok faktör adet gecikmesine neden olabilir.

Hamileliği düşündüren bulgular

  • Adet gecikmesi
  • Memelerde dolgunluk ve hassasiyet
  • Bulantı ve Kusma
  • Sık idrara çıkma
  • Halsizlik
  • Karında büyüme

Hamileliğin olası bulguları

  • Rahimin (uterus) büyümesi
  • Gebelik testleri

Hamileliğin kesin bulguları

  • Bebeğin kalp atımlarını duyulması
  • Bebek hareketlerinin hissedilmesi
  • Ultrason incelemesi

Hamilelik belirtileri ve hamilelik donemi ile ilgili ilginizi cekebilecek diger yazilarimiz:

Hamilelik (Gebelik) Testi

Hamilelik (Gebelik) Belirtileri

Ustune Gorme

Yalanci Gebelik (Hamilelik)

Hamilelikte Grip

Nisan 1st, 2009 yazan admin

Hamilelik doneminde yasanan hastaliklari ve yapilabilecekleri ele almaya devam ediyoruz.

Bu yazimizda sizlerle hamilelikte grip ve soguk alginligi hakkinda bilgileri detayli olarak paylasacagiz.

Hamilelik doneminde yasanan tum hastaliklar ile ilgili sitemizde mevcut olan tum yazilari Hamilelik ve Hastalıklar  kategorimizden gorebilirsiniz.

Grip ve soğuk algınlığı nedir?
Grip (bilimsel adı ile influenza) ve soğuk algınlığı birbiriyle çok sık karıştırılan ve hatta birbiri yerine kullanılan iki terim olmakla birlikte aslında birbirlerinden çok farklı iki durumu ifade ederler. Her iki hastalıkta da benzer belirtiler görülmekle birlikte hem hastalığın nedeni hem de sonuçları çok farklıdır.

Her iki hastalık da viruslerin neden olduğu ve üst solunum yollarını tutan hastalıklardır. Grip Influenza A, B, ve C adı verilen 3 tür viruse bağlı bir hastalıkken, 200 değişik tür vürus soğuk algınlığına neden olabilir.

Soğuk algınlığı
Soğuk algınlığı genelde burnu tutan bir hastalıktır ve bu hastalığa neden olan mikropların önemli bir kısmı rhinovirus adı verilen gruba dahildir. Rhino Yunanca burun anlamına gelmektedir.

Belirtiler genelde vürusle karsilasildiktan 2 günsonra ortaya çıkar. En sık karşılaşılan yakınmalar nezle, burun tıkanıklığı ve hapşırmadır. Ateş genelde görülmezken boğaz ağrısı ya da hasassiyet olabilir ancak muayenede boğazda kızarıklığa nadiren rastlanır. Sinüslerde ağrı ve kulak ağrısı sık görülür.

Virüsün tipine bağlı olarak gözlerde sulanma, öksürük, geniz akıntısı, iştahsızlık, halsizlik gibi yakınmalar da olaya eşlik edebilir ancak yine de sorunun merkezi burundur.

İlk başta daha sıvı olan burun akıntısı birkaç gün içinde koyulaşarak kıvam değiştirebilir ve rengi sarı-yeşile dönebilir.

Belirtiler 7-10 gün içinde azalarak kendiliğinen kaybolur.

Grip
Influenza viruslerinin neden olduğu grip hastalığı ise her yıl yaygın salgınlara neden olabilen ciddi bir hastalıktır. Geçtiğimiz yüzyılın başında meydana gelen ve tüm dünyayı etkileyen grip salgını 20 milyondan fazla insanın ölümüne neden olmuştur.

Amerikan Hastalık Kontrol Merkezinin verilerine göre her yıl nüfusun %10-20’si gibe yakalanmakta ve ortalama 114.000 kişi grip nedeni ile hastanede tedavi edilmek zorunda kalmakta ve 20.000′den fazla kişi hayatını kaybetmektedir. Hayatını kaybeden hastaların önemli bir kısmı ya ciddi sağlı sorunu olan kronik hastalar, ya da ileri yaştaki düşkün kişilerdir. Bu nedenle grip çok ciddi bir hastalıktır.

Hastalığa neden olan virüs çok sık aralıklarla form değiştirdiği için yaygın salgınlara neden olur. Daha seyrek aralıklarla ise virüsün yapısında büyük değişimler meydana gelir ve tüm dünyayı etkileyen salgınlar görülür.

Hastalık genelde vücut sıcaklığında yükselme yani ateş ile başlar. Yüzde kızarıklık ve halsizlik tabloya eşlik eder. Bazı kişilerde başdönmesi, bulantı ve kusma görülebilir. Ateş genelde 2-3 gün devam ederken nadiren 5 güne kadar uzayabilir. Ateşten sonra genel vücut bulguları ortaya çıkar ve solunum sistemi yakınmaları artar. En önemli bulgulardan birisi kuru öksürüktür. Bununla birlikte boğaz ağrısı, boğazda kızarıklık, soğuk algınlığı belirtileri, yaygın ks ve eklem ağrıları sık görülür.

Grip virüsü solunum sistemi içinde burun, boğaz, soluk borusu hatta akciğerlere bile yerleşebilir ve zaatürreye neden olabilir. Soğuk algınlığına neden olan virüslerden farklı olarak solunum sistemini döşeyen epitel tabakasına zarar vererek bakterilerin de olaya karışmasına neden olabilir.

Öksürük dışındaki belirtiler genelde 1 hafta içinde kendiliğinden kaybolurken öksürük birkaçhafta daha devam edebilir.

Bulaşma yolları
Her iki hastalık da damlacık enfeksiyonu şeklinde havadan bulaşır. Virüsü taşıyan kişi hapşırdığında milyonlarca virus havaya karışır ve kişinin göz, burun ve ağızından girerek enfeksiyona neden olur. Virüsu alan kişi bundan sonraki ilk 2 gün civarında en fazla bulaştırıcılığa sahiptir. Yani belirtilerin ilk görüldüğü dönem bulaşıcılığın da en fazla olduğu dönemdir.

Öte yandan eller de bulaşmada rol oynayabilir. Hasta olan bir kişi eli ile burnunu sildikten sonra örneğin bir başkası ile el sıkıştığında ve elini sıktığı kişi daha sonra gözünü kaşıdığında hastalığı alabilir.

Grip ve soğuk algınlığı arasındaki farklar nelerdir?
Bu iki hastalığın ayrımını yapmak her zaman kolay değildir ancak kural olmamakla birlikte bazı farklılıklar yardımcı olabilir. Soğuk algınlığı genelde burunu etkilerken grip tüm vücudu etkiler

Gribin belirtileri

    * Kas ağrısı
    * Kuru öksürük
    * Burun tıkanıklığı, soluk almada güçlük
    * Burun akıntısı
    * Ateş
    * Titreme
    * Şiddetli olabilen baş ağrısı
    * İştahsızlık
    * Halsizlik
    * Yorgunluk

Soğuk algınlığının belirtileri

    * Burun akıntısı
    * Hapşırma
    * Öksürük
    * Hafif başağrısı
    * Hafif ateş
    * Gözlerde sulanma
    * Kulak ağrısı

Her iki hastalık da kopmlikasyonlara neden olabilirken zaatürre gibi ciddi durumlar soğuk algınlığında görülmez.

Grip ile soğuk algınlığı arasındaki temel farklardan birisi de gribin aşı ile önlenebilir bir hastalık olmasıdır.

Hamilelik, Grip ve Grip aşısı
Hamilelik tek başına gribe yakalanmak için bir risk oluşturmaz. Ancak hamile bir kadın gribe yakalandığında komplikasyon görülme şansı çok daha artmaktadır. Aynı yaş grubundan kadınlar karşılaştırıldığında hamile olanların grip nedeni ile hastaneye yatırılarak tedavi edilme oranlarının hamile olmayanlara göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Hamilelik kişinin bağışıklık siteminin yanı sıra dolaşım ve solunum sisteminde de değişikliklere neden olarak komplikasyonlar açısından daha yüksek risk altında olmalarına yol açar.

Öte yandan hamileliğin son dönemlerinde gribe yakalanan bir anne adayının doğum sonrası hastalığını bebeğine geçirme şansı fazladır.

Grip aşısı canlı virüs içermeyen ve hamilelikte kullanılabilen güvenli bir aşıdır. Amerikan jinekolog ve Obstetrisyenler birliği (ACOG) 2000 yılıaralık ayında yayınladığı görüşünde salgın mevsiminde hamileliğinin ikinci ya da üçün trimesterinda olan kadınlara grip aşısı olmaları önermektedir.

Yine aynı bildiride şeker hastalığı, astım, hipertansiyon gibi yüksek risk durumlarının varlığında gebelik yaşına bakılmaksızın grip aşısı yapılması önerilmektedir. Bu gibi yüksek risk faktörleri olmayan kadınlarda ise aşının ilk trimester sonunda yapılması önerilmektedir.

Bununla birlikte aşı sonrası annede gelişen antikorlar bir miktar bebeğe de geçerek yaşamının ilk aylarında onu da gribe karşı koruyacaktır.

Grip mevsimi genelde Kasım-Nisan aylarını kapsar. Hastalık en fazla Aralık ile Mart başına kadar olan dönemde görülür. Salgın başladığında genelde ilk 3 hafta en etkili olduğu dönemdir hastalanan kişi sayısı sonraki 3-4 haftada giderek azalır. Aşı için en ideal dönem Ekim ayı ile Kasım ayı ortasına kadar olan zaman aralığıdır. Aşı sonrası antikor üretilmesi ve koruyuculuğun başlaması için 1-2 haftaya gerek vardır. Grip aşısının koruyuculuğu %70-90 arasında değişmektedir.

Grip aşısı gebelikte ve emzirme döneminde güvenli olarak kabul edilmektedir.

Grip aşısının olası yan etkileri şunlardır:

    * Enjeksiyon alanında lokal hassasiyet ve şişlik (%10-64 olguda)
    * Hafif ateş ve halsizlik
    * Nadiren alerjik reakisyon

Grip aşısı gribe neden olmaz. Aşı sonrası ilk 2 hafta içinde görülen üst solunum yolları enfeksiyonları tamamen tesadüfüdir ve aşı ile bir ilgisi yoktur.

Öte yandan aşı hazırlanırken yumurta kullanıldığı için yumurta alerjisi olanlarda grip aşısı kontraendikedir ve yapılmamalıdır

Tedavi
Ne yazik ki her iki hastalık için de etkili bir tedavi yoktur. Hiçbir ilaç ya da uygulama hastalığın süresini kısaltmaz. Eskiler soğuk algınlığı ilaç ile 7 günde ilaçsı 1 haftada geçer derler. Ancak yakınmaların daha hafif ve daha az rahatsızlık verecek şekilde atlatılmasına yardımcı olabilecek destek tedavileri uygulanmalıdır.

Amerika Birleşik Devletlerinde Influenza virüsüne karşı ilaçlar bulunmaktadır. Ancak bu ilaçların etkili olabilmesi için hastalık belirtileri başladıktan sonraki ilk 48 saat içinde alınması gereklidir. Hamilelikte C kategorisine giren bu ilaçlar ancak anne adayı ciddi risk altındaysa kullanılmalıdır.

Grip ya da soğuk algınlığı sırasında destekleyici tedavi ve yapılması gerekenler şunlardır:

* Her iki hastalık da virüslerin neden olduğu hastalıklardır. Antibiyotikler virüsler üzerinde etkili değildir bu nedenle ikincil bir bakteriyel enfeksiyon olmadığı sürece antibiyotik kullanılmamalıdır.

* Tedaviden çok hastalığa yakalanmamak daha önemlidir. Bu nedenle salgın dönemlerinde kapalı yerlerde fazla uzun kalmamak ve elleri sık sık yıkamak koruyucu olabilir.

* En iyi ve en etkili destek tedavisi istirahattir. Eğer mümkünse yatak istirahati yapılmalıdır.

* Yatarken başınızı yukarıda tutmak (2 yada daha fazla sayıda yastık ile yatmak) geniz akıntısının vereceği rahatsızlığı azaltacaktır.

* Bulunulan ortamın yeteri kadar sıcak olmasına ve iyi havalandırılmasına dikkat edilmelidir.

* Havanın kuruması engellenmeli, nemli olması sağlanmalıdır.

* Yeteri kadar sıvı alımı son derece önemlidir.

* Hastalık dönemlerinde beslenmeye dikkat etmeli, iştahsızlık varsa enerji ihtiyacını gidermek için karbonhidrattan zengin diet uygulanmalıdır.

* Boğaz ağrısını gidermek için pastil kullanılabilir.

* Burun tıkanıklığı için tuzlu su ya da okyanus suyu vb. kullanılabilir.

* Ağrı ve ateşi gidermek için parasetamol alınabilir.

* Yakınmalar düzeldiğinde hemen normal aktiviteye dönülmemeli, tam bir iyileşme için bir süre daha dinlenmeye devam edilmelidir.

Aşağıdaki durumlarda mutlaka doktorunuza başvurmalısınız

* Yüksek risk grubundaysanız
* Ateşiniz 38.5 derecenin üzerine çıkarsa ve birkaç gün içinde düşmezse
* Soluk alıp vermede güçlük olursa
* Göğüs ağrısı ortaya çıkarsa
* Şiddetli kulak ağısı, kulaktan akıntı ve kanama olursa
* Döküntü ve kızarıklık ortaya çıkarsa
* Ense sertliği ortaya çıkarsa
* Birkaç gün içinde düzelemediğinizi ve ciddi derecede hasta olduğunuzu düşünüyorsanız

KAYNAKLAR

Munoz FM. A step ahead. Infant protection through maternal immunization. Pediatr Clin North Am – 01-Apr-2000; 47(2): 449-63

Munoz FM. Vaccines in pregnancy. Infect Dis Clin North Am – 01-Mar-2001; 15(1): 253-71

Prevention and Control of Influenza – Recommendations of the Advisory Committee on Immunization Practices: MMWR: April 12, 2002 / 51(RR03);1-31

The American College of Obstetricians and Gynecologists Committee Opinion No. 246, December 2000

kaynak: Dr. Alper Mumcu – mumcu.com