Go to content Go to navigation Go to search
Hamilelik&Doğum ile ilgili bilgi ve oneriler...

Hamilelikte C Vitamini

Mart 31st, 2009 yazan admin

Bu yazimizda hamilelik doneminde alinmasi gereken vitaminlerden C vitamini ile ilgili bilgileri sizlerle paylasacagiz.

Diğer adı askorbik asit olan C vitamini suda çözünen vitaminlerdendir. Pok çok memeli canlının aksine insan gereksinim duyduğu C vitaminini kendisi üretemez bu nedenle dışarıdan besinler yolu ile almak zorundadır.

İşlevi nedir?
C vitamini vücut için çok önemli bir materyaldir. Organizmadaki pekçok regülasyonda rol alır. Ana fonksiyonu kollajen adı verilen maddenin üretimine destek olmak ve kolaylaştırmaktır. Kollajen kan damarları, tendonlar, bağlar ve kemik ve cilt dokusunun yapısında yer alan bir maddedir. Kollajen bu dokulardaki hücrelerin birarada tutunmasını sağladığından vücudun çimentosu olarak kabul edilebilir.

Sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan ve nörotransmitter adı verilen maddelerin sentezi de C vitamini yardımıyla olur. Ayrıca C vitamini carnitin adı verilen ve hücre içerisinde yağ moleküllerinin enerji üretmek üzere mitokondri olarak adlandırılan hücre bölümüne taşınmasını sağlayan maddenin yapımından da sorumludur. Son yapılan çalışmalar C vitamininin kolesterol metabolizması üzerinde de etkili olduğunu göstermektedir.

C vaitamini aynı zamanda oldukça güçlü bir anti oksidandır. Vücutta gerçekleşen kimyasal işlemler sonucu serbest radikal adı verilen bazı maddeler dolaşıma katılır. Bu maddeler kabaca yaşlanmadan sorumludur. C vitamini bu serbest radikallerin ortamdan uzaklaştırılmasında E vitamini ile birlikte önemli rol oynar.

Genel olarak bakıldığında C vitamini yani askorbik asit yara iyileşmesi ve kemik kırıklarının iyileşmesi gibi doku onarımı işlemlerinde ve vücuttaki bağ dokusunu yerinde tutan kollajen sentezinde kritik rol oynar. Aynı zamanda vücudun enfeksiyonlara karşı direncini arttırır.

Eksikliğinde ne olur?
C vitamini eksikliğinin neden olduğu skorbit adı verilen hastalık yüzyıllardan beri bilinmektedir.Skorbit ölümcül bir hastalıktır. C vitamini 1930′lu yıllarda keşfedilmesine rağmen 1700′lü yıllarda İngiliz denizciler bu ölümcül hastalıkla mücadele etmenin yolunun portakal, limon gibi meyveleri fazla tüketmek olduğunu fark etmişlerdi. Skorbitin en önemli belirtileri kendiliğinden olan kanamalar, kolay morarma, saç dökülmesi, dişlerin dökülmesi, dişetlerinde kanama ile eklemlerde ağrı ve şişliktir. Bu yakınmaların nedeni yüksek oranda kollajen içeren kan damarları, bağ dokusu ve kemiklerde ortaya çıkan kollajen üretimindeki azalmadır. Erken dönemlerde karnitin sentezi bozulduğundan yeterli enerji üretilemez ve halsizlik ortaya çıkar.

C vitamininin diğer yararları nelerdir?
C vitamininin çeşitli hastalıklardaki rolü ve etkileri ile ilgili pek çok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmaların sonucunda C vitamininin bazı kanser türlerinde ve kalp damar hastalıklarında rolü olabileceği saptanmıştır. C vitamininin soğuk algınlığı üzerindeki etkisi halk arasındaki yaygın inanışın aksine kanıtlanmış değildir. Yüksek oranlarda C vitamini alınması soğuk algınlığı görüme sıklığını azaltmaz. Sadece yüksek risk taşıyan (beslenme bozukluğu gibi) bireylerde bu tür bir etkisi vardır. Buna karşılık C vitamini alındığında hastalık süresince ortaya çıkan yakınmalar daha hafif olur.

Hamilelikte ne kadar C vitamini alınmalıdır?
Son zamanlarda vücudun gereksinim duyduğu C vitamini dozu ile ilgili yeni ayarlamalar yapılmıştır. Eskiden günlük gereksinim 60 miligram olarak kabul edilirken bugün daha yüksek dozlarda alınması önerilmektedir. 18 yaşından küçük hamile kadınlar için önerilen doz 80 miligram, 18 yaşından büyükler için ise 85 miligramdır.

Sigara kullanan kişiler serbest radikallerin etkilerine daha fazla maruz kaldıkları için günde 30-35 miligram daha fazla C vitamini almaları gereklidir.

C vitamini nelerde bulunur ?
C vitamini pek çok taze meyve ve sebzede fazlaca bulunmaktadır.

Portakal suyu 125 mg
Greyfurt suyu 72 mg
Portakal 70 mg
Greyfurt 44 mg
Çilek 82 mg
Domates 23 mg
Biber 141 mg
Brokoli 58 mg
Patates mg

C vitamini sentetik olarak da üretilmketedir. Yapılan çalışmalar doğal ya da sentetik olmasının vücuttaki emilimini ve biyolojik etkilerini değiştirmediğini göstermektedir. Bu nedenle doğal ya da sentetik C vitamini arasında fark yoktur.

Fazla C vitamini alınırsa ne olur?
C vitamini genelde güvenli bir vitamindir. Çok yüksek dozlarda alındığında doğum defektlerinden böbrek taşına kadar bazı olumsuzluklara neden olabileceği öner sürülmüş olsa da kanıtlanmış bir bulgu yoktur.En sık karşılaşılan yakınma ishal ve bulantıdır. 2000 yılında C vitamini için önerilebilen maksimum doz belirlenmiştir. Buna göre erişkinlerin günde 2 gramdan fazla C vitamini alması önerilmemektedir.

Dr. Alper Mumcu – mumcu.com

Hamilelik Döneminde Egzersiz

Mart 30th, 2009 yazan admin

Hamilelik döneminde yapilan egzersizlerin dogumu kolaylastirdigindan daha onceki yazilarimizda bahsetmistik.

Bu yazimizda yine hamilelik döneminde yapilabilek egzersizleri aciklamalari ile birlikte sizlerle paylasacagiz.

Anne adaylarının kalori yakmasına yardımcı olarak aşırı kilo almasını önler, kasların esnekliğini artırır, dolaşım ve solunum sisteminin düzgün çalışmasında faydalı olup kan şekeri regülasyonuna yardımcıdır. Uykusuzluk, bel, bacak ağrıları ve hemoroit gibi problemlerin azalmasını sağlar.

Araştırmalar gebelik sırasında yapılan egzersizlerin doğumu kolaylaştırdığını belirlemiştir. Fakat henüz doğum süresini etkilediği konusunda yeterli bir kanıt yoktur. Hamilelik sırasında egzersiz yapmayı planlayan anne adayları, mutlaka doktora danışarak doktorun yönlendirdiği uzman kişilerce eğitim almalıdır.

En kolay egzersiz yürüyüştür,
Yürüyüş sırasında rahat, terletmeyen pamuklu kıyafetler giyilmelidir ve süresi 30 dakikayı geçmemelidir. Yüzme de gebelikte en çok önerilen spordur. Ayrıca gebelikte özellikle 2. üç aylık dönemden sonra yapılabilecek bazı egzersizler, kan dolaşımını artırır, bel ve sırt ağrılarını hafifletir ve anneyi doğuma hazırlar.

Nefes egzersizleri
Nefes alırken hem göğüs kafesi hem de karın kaslarımızı kullanırız. Normalde farkında olmadan soluk alıp veririz. Solunum egzersizlerinde göğüs kafesi ve karın kaslarını ayrı çalıştırarak nefesimizi daha bilinçli kullanabiliriz. Nefesi tutma, derin soluk alıp beklemek, küçük nefesler ise (sadece göğüs kafesi ile sık soluk alıp verme) ağrı sırasında faydalı olur. Büyük nefes ise ıkınma sürecinde faydalıdır.

Doğum sırasında doğru nefes alıp vermek, ağrıların daha az hissedilmesini sağladığı gibi rahim kasılmaları sırasında bebeğe giden kan azalır, bu fizyolojik bir durumdur. Doğru nefes alınırsa bebeğe daha çok oksijen gitmesi sağlanır. Ağrılar sırasında küçük, yüzeysel ve ıkınma döneminde derin nefes alarak vermeden baş gövdeye yaklaştırılarak ıkınılır ve bebek itilir. Bu sırada nefesi kaçırmamak ve bağırmadan ıkınmak gerekir.

Karnı şişirmek ve gereksiz panik, doğumu zorlaştırır. Bebeğin başı çıkıyorken ıkınmaya son verilir. Küçük yüzeysel nefesler alınır, aksi halde vajinada istenmeyen yırtıklar oluşabilir. Doktor, bu konuda anneyi uyaracaktır.

Kegel egzersizleri
Pelvis, vajina, mesane ve rektum çevresindeki kasların güçlendirilmesidir. Tuvalette idrar yaparken, durdurmaya çalışırken yaptığımız eylem şeklinde basitçe ifade edilebilir. Kegel egzersizleri günde birkaç kez, perine kaslarını kastıktan sonra 5-10 saniyede gevşeterek uygulanır. Ayakta, otururken, yatarken, her durumda yapılabilir.

Yoga ve pilatesin yararları
Yoga, doğru nefes almayı ve nefesi doğru kullanmayı sağlar. Pilates, pelvik bölgede kasları güçlendirir, doğum sonrası yine bu bölgenin toparlanmasında faydalıdır. Gebelikte özellikle normal doğum planlandığında, takip eden doktorun onayı alındıktan sonra bu konuda eğitilmiş kişilerden yardım alarak doğumu kolaylaştırmak mümkündür. Normal doğum da annenin istekli ve kararlı olması çok önemlidir. Gebeliğin fizyolojik olan fakat tolore edilmesi zor olabilen vücuttaki değişikliklere adapte olan anneler, bebeklerini aktif olarak normal doğumla dünyaya getirmelerinin haklı gururunu taşıyacaklardır. Normal doğum emek ve sabır ister ancak bebek için de faydalıdır.

kaynak: zaman.com.tr

Doğum Sonrası Beslenme

Mart 30th, 2009 yazan admin

Hamilelik donemi ve ardindan dogumun gerceklesmesinden sonra yeni annelerimizin en hassas olduklari konu beslenme konusudur.

Bizde bu konuda yeni annelerimize yardimci olmak adina doğum sonrası beslenme ile ilgili bazi onemli uyarilari sizinle paylasmak istedik.

Kaloriye Dikkat!
Besin seçiminiz süt kaliteniz açısından önem taşır. Özellikle yeni bir anne olarak çok daha fazla enerjiye ihtiyacınız olacak. Bu nedenle eğer emziriyorsanız hamilelik öncesi ağırlığınızı korumak için almanız gereken kalori miktarına günde 400 ile 500 ekstra kalori eklemeniz gerekiyor.

Protein ve Beslenme
Enerjinin yüzde 15’i proteinlerden gelmelidir. Et, tavuk, balık, yumurta ve kurubaklagiller proteinler zengin olan besinlerdir.

Sebze
Her öğünde mutlaka sebzeve meyve tüketmeye çalışın. Sebzeler önce yıkanıp sonra mümkün olduğu kadar büyük parçalar şeklinde pişirilmelidir.

Demir Eksikligi
Demir eksikliğinizi gidermek için bol bol kırmızı et, pekmez, yumurta sarısı tüketin.

Folik Asit
Ezirme döneminde de tıpkı hamileliğinizde olduğu gibi folik asit yönünden zengin besinler tüketmelisiniz. Folik asit en fazla yapraklı yeşil sebzeler, karaciğer, böbrek, yumurta, kabuklu tahıllar, ceviz, badem, fındık, fıstık, mercimek, baklagiller ve taze sıkılmış portakal suyunda bulunuyor.

İyotlu Tuz
Hamilelik dönemi vücudun iyot gereksiniminin arttığı bir dönem. Emzirme döneminde iyotlu tuz kullanmak iyot ihtiyacını karşılamak için yeterli.

Bol Sivi Tuketimi
Doğumdan sonra emzirme döneminiz içerisinde günlük 2,5- 3 litre sıvı almaya özen gösterin.

Vitamin Takviyesi
Emzirme döneminde doktor tavsiyesi ile vitamin takviyesi alınabilir.

Emzirmek
Bebeğinizi emzirmek kilo vermenizi kolaylaştıran en etkili yöntemdir. Çünkü emzirme sırasında bazal metabolizma hızı denilen vücudun harcadığı enerji, normal dönemden daha fazladır. Bu nedenle, bu dönemde uygulanan sağlıklı bir beslenme programı ile hem kilo vermek kolaylaşıyor hem de bebeğinizi daha kaliteli sütle beslemiş olursunuz.

kaynak: bugun.com.tr

Sezeryan Doğum Görüntüleri

Mart 26th, 2009 yazan admin

Bugun sizlerle yeni bir sezeryan doğum videosu paylasacagim. Anne adaylarimiza genel olarak hep oncelikle normal doğum dusunun denilsede, her doğum yontemi videosunu izlemekte fayda olacagini dusunuyoruz.

Sezeryan doğum mecbur kalinmadikca ve doktorunuz uygun gormedikce dusunulmemesi gereken bir uygulama, cunku her ne olursa olsun bebeginizi kucaginiza aldiginizda tum cektiginiz aciyi unutacaginiza emin olabilirsiniz.

Sezeryan Doğum Görüntüleri

 

Sitemizde yer alan diger dogum videolarini izlemek isterseniz Sezeryan Doğum Videosu , Normal Doğum Videosu , Suda Doğum Videosu , Epidural Doğum Görüntüleri  sayfalarimizi ziyaret edebilirsiniz.

 

Doğum Hakkında Bilgiler

Mart 24th, 2009 yazan admin

Anne adaylarimizin en buyuk dusuncesi dogum anidir ozelliklede hamilelik doneminin 3 trimestirine gelindiginde.

Sezeryan dogum, normal dogum, epidural dogum, spinal anestezi ile dogum, suda dogum hic farketmez. Tum anne adaylarinin icinde dogum ani ile ilgili bir cok soru isareti ve korku bulunmaktadir.

Bugunku yazimizda sizler ile dogum ani ile ilgili cok ozel bilgileri paylasacagiz. Asagidaki yazimizi okuduktan sonra dogum ani ile ilgili hic bir soru isaretinin aklinizda kalmayacagina emin olabilirsiniz.

Iste dogum nasil yasanacak, dogum ne kadar surecek, dogum suyu, suni sanci, dogum kesisi, dogum sonrasi kanama, sezeryan ile ilgili tum bilgiler.

İlk doğum saatler sürebilir
Filmlerde anne adayı ilk sancıda arabaya bindirilerek hastaneye götürülür, kısa bir süre sonra da bebek dünyaya gelir. Oysa ilk doğumlarda, ilk sancının hissedilmesinden sonra doğumun gerçekten başlaması rahat altı-yedi saat sürebilir. Rahim ağzı 2 santim açılmadan önce “başlamış doğum eylemi” olarak değerlendirilmezsiniz. Bu dönemde ayakta ve aktif olmak süreci hızlandırabilir ancak çok erken aşamada hastaneye gitmeniz durumunda da kendinizi hastane yatağında uzanarak gözlem altında beklerken bulabilirsiniz. Kısacası ilk sancıları hissettikten sonra yapmanız gereken, sakin olmak, rahatlamaya ve gevşemeye çalışmak ve kasılmaların şiddeti, süresi ve gelme aralığına dikkat ederek doktorunuzla temas kurmaktır.

Sularınız her zaman ani ve şiddetli bir boşalma şeklinde gelmez
Bazı annelerin suları şiddetle ve aniden boşalsa da, çoğunlukla suların gelmesi sızıntı şeklinde hissedilir. Bunun nedeni bebeğin başının amniyotik sıvının çoğunun boşalmasını engellemesi olabilir. Miadını doldurmuş anne adaylarının çoğu hafif idrar kaçırmaları yaşayabilir, bu nedenle suların gelmesinin idrar kaçırmayla ya da idrar kaçırmanın suların gelmesi ile karıştırılması sık görülen bir durumdur.

Sularınız doğumun herhangi bir aşamasında gelebilir, dolayısıyla da bu ilk su sızıntıları doğumun çok yaklaşmış olduğuna işaret etmeyebilir. Bununla birlikte, suların gelmesinin ardından rahimde enfeksiyon oluşması riski doğduğundan 24 saat içerisinde doğumun gerçekleşmesi gereklidir. Sularınızın gelip gelmediğinden emin olamıyorsanız, yapmanız gereken en doğru şey doktorunuza ya da ebenize başvurmak olacaktır.

Doğum “pis” iştir!
Evet, filmlerde ve pembe dizilerde makyajı yerinde bir kahramanın birkaç çığlık atması ve pek az ter dökmesinin ardından gururlu anne-babanın mutlulukla minik bebeklerine baktıklarını görürüz. Anne biraz yorgundur ancak halen üstü başı, eli yüzü gayet düzgün ve bakımlıdır.

Ancak gerçek yaşamda göğüs hizasına kadar çekilen çarşafın altındaki sahne pembe dizilerden çok adli vakaların anlatıldığı dizilerdeki sahnelere benzer!

Doğurmak “pis” iştir ve o ilk ağlamayı işittiğinizde büyük olasılıkla küçük bir ter, amniyotik sıvı, kan ve muhtemelen kakadan oluşan bir bataklık içerisinde yatıyor olacaksınız. Ikınırken kaka kaçırılması gayet normal ve aslında doğru biçimde ıkındığınızı gösteren bir durumdur. Ancak böyle bir kazanın olmasından korkarak ıkınmaktan kaçınmamalı ve sizden ıkınmanız istendiğinde var gücünüzle ıkınmalısınız. Olası bir kaka kaçırma durumunda hiçbir yorumda bulunmadan temizliğiniz yapılacaktır ve bu duruma her zaman şahit olan doktorunuz ya da ebeniz sizin hakkınızda hiçbir olumsuzluk düşünmeyecektir.

Suni sancı her zaman işe yaramayabilir
Bebeğiniz miadını geçirdiyse doktorunuz suni sancı ile doğumu başlatmak isteyebilir. Bunun nedeni hamileliğin sonuna yaklaşıldığında plasentanın çok etkin bir şekilde çalışamaması ve bebeğe yeterince besin ve destek sağlayamaması riskinin doğmasıdır. Çok çeşitli suni sancı (indüksiyon) yöntemleri vardır ve ilk teşebbüsün sonuç vermemesi durumunda doktorunuz bir sonraki daha güçlü yönteme geçecektir. Ancak doğumu başlatmaya yönelik tüm çabalara rağmen (büyük olasılıkla bebeğin gerçekte miadını tam doldurmamış olması nedeniyle) doğumun başlatılamaması söz konusu olabilir.

Gebelik yaşı son adet tarihine ve bebeğin ölçümlerine göre hesap edilir. Ancak kadınların son adet tarihlerinden itibaren yaklaşık iki hafta sonra yumurtlamaları nedeniyle bebeğin gebelik yaşı hesaplarına kıyasla iki hafta daha küçük olması söz konusu olabilir. Bu nedenle henüz 42 haftanızı doldurmadıysanız (ilk kez doğumb yapan anne adaylarının hesaplanan olası doğum tarihlerinden 10 gün geç doğum yaptıklarına dair bulgular mevcuttur), bebeğinizde bir sorun olduğuna ya da amniyotik sıvı miktarının olması gereken düzeyde olmadığına dair bulgular mevcut olmadığı sürece, suni sancı konusunda ihtiyatlı davranmanızda yarar vardır.

Epidural riskli olabilir
Epiduraller yaygın kullanılan ağrı kesici yöntemlerdir ve bu sayede pek çok anne adayı doğumu stresli ve sancılı bir deneyim yerine rahat ve tadı çıkarılan bir deneyim olarak yaşamaktadır.

Epiduraller çoğunlukla işe yarar ancak nadiren vücudun tek tarafında etkili olması ve vücudun diğer tarafında sancıların hissedilmesi söz konusu olabilmektedir. Ayrıca anestezik maddenin yanlışlıkla kana enjekte edilmesi söz konusu olabilmektedir (çoğunlukla doğumun çok ileri aşamalarında ve anne adayının epidural uygulanırken hareketsiz durmakta zorlanması halinde meydana gelmektedir). Bu durum ise daha sonra şiddetli baş ağrılarına yol açabilmektedir.

Epiduralin doğumu neredeyse hiç ağrısız yapma ve doğumun yavaş ilerlemesi durumunda dinlenme olanağı vermek açısından net bir yararı olduğunu unutmayın. Ancak uzun süre hastane yatağında uzanmak da doğum sürecini fazlasıyla yavaşlatarak kasılmaların yeniden başlayabilmesi için ilave ilaçların verilmesini gerektirebilir. Ayrıca bu durum ıkınma sırasında hissetme yeteneğinizi etkileyerek yardımlı doğum ya da sezaryen olasılığını artırabilir

Epizyotomi (doğum kesisi) yapıldığını hissetmezsiniz
Epizyotomi (bebeğin çıkışını kolaylaştırmak amacıyla vajina girişinde kesi yapılması) çoğu kadını korkutur. Ancak bu uygulama sadece mutlaka gerekli olması halinde yapılır ve epidural almamış olsanız dahi, lokal anestezi altında ya da kasılmanın tepe noktasında gerçekleştirileceğinden, kesi yapıldığını hissetmezsiniz.

Ayakta ve hareketli olmak daha iyidir!
Doğumla ilgili filmlerin çoğunda doğum yapmak için sırt üstü uzanmak gerektiği fikri oluşturulur. Oysa gerçekte doğum ve bebekle ilgili herhangi bir sorun bulunmadığı sürece bunun tam tersi daha iyidir. Ayakta ve hareketli olmak yer çekiminin kasılmalarınızı destekleyerek bebeğin doğum kanalına girmesinin kolaylaştırması anlamına gelir. Yürümek, kalçaları sallamak ve nefese yoğunlaşmak sancıları hafifletme konusunda gerçekten yardımcı olur. Dolayısıyla bu şekilde sancılarla kendi başınıza gayet iyi bir şekilde baş edebildiğinizi görmenizi sağlayabileceğinden, epidural uygulanmasını istemeden önce bunu deneyebilirsiniz.

Doğum sonrasında yoğun kanamanız olacak
Doğum sonrasında, sezaryen doğum yapmış olsanız dahi, yoğun kanama ve büyük pıhtıların gelmesine hazırlıklı olmalısınız. Özellikle doğumdan sonraki ilk 24 saat içerisinde sık sık ped değiştirme ihtiyacı duyabilir ve her ayağa kalktığınızda boşalma şeklinde kanama hissedebilirsiniz. Bu kanama gayet normaldir ve plasentanın rahim duvarına tutunduğu yerden kaynaklanmaktadır. Doğumdan üç ile dört hafta sonra kanama kahverengimsi bir akıntıya dönüşerek hafifler. Kanamanın hafiflemesi ve ardından yeniden yoğunlaşması ya da parlak kırmızı bir renk alması rahminizde halen plasenta parçası kalmış olabileceğine işaret edebileceğinden derhal doktorunuza başvurun. Ayrıca bu süre boyunca, tampon kullanımı rahminize ve plasenta alanındaki yara yeri kanalıyla kan akımınıza hava girmesine neden olarak tehlikeli sonuçlara yol açabileceğinden ped kullanmayı tercih etmelisiniz.

Sezaryan kolay yol değildir
Sezaryan vücuda erişmek için cilt, kas ve yağ dokusunun kesilmesini gerektiren bir büyük operasyondur. İyileşme süreci ağrılı olabilir ve bebeğiniz ile mevcut diğer çocuklarınıza bakmanızı ve emzirmenizi zorlaştırabilir. Vajinal olarak doğurma seçeneğine sahip olduğunuz sürece, bunun sizin için en iyi ve en güvenli yol olduğu gerçeğini aklınızdan çıkarmamalısınız.

Emzirmek başlangıçta acı verebilir
Emzirmek hem siz, hem de bebeğiniz için en iyisidir ve hazır mamaya başlamadan önce bebeğinizi emzirmek için elinizden gelen her şeyi yapmalısınız. Anne sütü bebeğe yaşama en iyi şekilde başlangıç yapma olanağını verir. Ancak tüm bunlar özellikle bebeğin memeyi iyi kavramaması durumunda emzirme sırasında canınızın yanabileceği gerçeğini değiştirmez.
Bu açıdan anahtar unsur bebeği ve kendinizi doğru pozisyonda tutabilmek için gerekli tüm bilgi ve tavsiyeleri almanızdır.

Ne yazık ki pek çok anneyi emzirmekten caydıran sorunların çoğunun aslında kolaylıkla çözümlenmesi mümkündür. İlk birkaç gün sabırlı olur ve emzirme tekniğini öğrenmek için kendinize şans verirseniz, ilerleyen günlerde hem bebeğinizin bakımı sizin için çok daha kolay olur, hem de onu anne sütünün artık sayılmakla bitmeyen faydalarından mahrum bırakmamış olursunuz.

Doğum Sonrası Güzelleşmek

Mart 14th, 2009 yazan admin

Hamilelik donemi sonrasi yeni anneler ozellikle ilk donemlerde kendileri ve vucutlarindaki degisikliklerden, deformasyondan sikayetci olmaktadir. Bu sikayet edilen yerlerin basinda gogusler, karin, basenler ve tabiki vucutta olusan catlaklar gelmektedir.

Bu yazimizda sizinle hamilelik ve dogum sonrasi vucudunuzda olusan degisiklikler ile nasil guzellesebileceginiz hakkinda bilgiler verecegiz.

Ayrica yazimizda aklinizda bulunan sorularin (estetik ameliyat, dogumun hormonal etkisi, karin-bacak yaglari, silikon, vaginal estetik vb) yanitlarinida aciklamalari ile bulabileceksiniz.

Doğum sonrası depresyonunu ele alırken annenin hayatındaki tüm değişikliklerin yanı sıra değişen hormonlarla birlikte farklılaşan beden yapısının yarattığı etkiler de hesaba katılmalı.

Kendi bedeninden yeni bir beden oluşturan kadın, bu değişimin farkına vardığında şaşkınlığa uğruyor. Hatta bazen bu değişiklikler kişide paniğe yol açıyor. Hep böyle mi kalacağım korkusu baş gösteriyor. Ancak uzmanlar, alınacak küçük tedbirler ve doğru plastik cerrahi uygulamaları ile kişiye özgüvenini yeniden kazandırmanın mümkün olduğunu söylüyor.

Memorial Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Deniz İşcen, Doğum sonrasında güzelleşmek için kadınlara şu önerilerde bulundu:

Doğum sonrası oluşan şekil bozuklukları annede ruhsal ve bedensel etkilelenmelere yol açıyor ve egzersiz gibi önlemlerle arzu edilen düzelmeler sağlanamıyorsa, uygun plastik cerrahi uygulamaları ile kişiye özgüvenini yeniden kazandırmak, hatta sonuçta evliliğine de olumlu katkıda bulunmak mümkün.

Olusan Deri Catlaklari Icin:
Hamilelik döneminden itibaren bebe yağı ve badem yağı ile uygulanacak masajlarla deri çatlaklarını en aza indirin.

Bedendeki değişiklikler her ne kadar yavaş yavaş gerçekleşse de bu değişimin doğum sonrasını daha az etkilemesi için hamilelikte gereğinden fazla kilo almamak ve genişleyen deriye yağlı masajlar yaparak kalıcı hasarı azaltmak önerilir.

Bu konuda en çok bebe yağları ve badem yağını öneriyoruz, tabii ki her gün bir yenisi geliştirilen kozmetik kremleri de uygulamak mümkün.

Özellikle gebeliğe bağlı çatlakların oluşmasını engellemek amacıyla gebeliğin başından itibaren derinin esnekliği artırılabilirse oluşacak hasar en aza indirilebilir. Tabii burada derinin özellikleri de söz konusu, çünkü genetik etkiler daha fazla çatlamaya neden olabiliyor. Yine de yağlı masajdan vazgeçmemek gerek. Sarkmalar bir ölçüde egzersizle önlenebilir. Bölgesel biriken yağlardan doğum sonrasında derhal başlanılan uygun bir egzersiz programı ile kurtulmak mümkün olabilir.

Estetik Ameliyat icin Ne zaman Uygundur?
Meme dikleştirme ve karın gerdirme operasyonları için emzirme döneminin üzerinden bir yıl geçmesi gerekir. Bedeni üzerinde bunca değişikliği, dokuz ay gibi kısa bir sürede yaşayan kadın kendine yabancılaşır, bunu doğum sonrasında atlatmayı başaramayan hanımlar bir süre sonra plastik cerrahlardan yardım alabilirler. Bu yardım asla hemen sezaryen sonrasında yapılacak bir karın ameliyatı veya süt verirken yapılacak meme ameliyatları olmamalıdır. Çünkü vücudun bu dönemde verdiği cevaplar bizim estetik amaçlarımıza uymamaktadır. Bu yüzden ilk bir yılda beklemeyi önemle belirtiyoruz. Yapılacak işlemler doğurganlığı, doğurabilmeyi ve emzirmeyi etkilemezler.

Dogumun Yarattigi Hormonal Etki
Karın kaslarının gevşemesi ve doğum sonrasında yeterince güçlenmemesi, derinin çatlamış ve gevşek olması, aşırı kilo alımı ile kalçalarda biriken yağlar annelerin en çok şikayet ettiği vücut bölgeleri; daha ilk aylarda bunlardan nasıl kurtulabilirim sorusuna cevap aramaya başlıyorlar. Oysa biz biliyoruz ki, gebeliğin yarattığı hormonal etki daha en az bir yıl sürecek ve biz bu süre içinde yaptığımız girişimlerde istediğimiz sonuca ulaşamayacağız. İşte bu yüzden doğum sonrasında çok çok zorunlu olmadıkça anneye cerrahi olarak dokunmaktan kaçınırız. Bu süre annenin bebeğinden arta kalan zamanlarda daha çok egzersiz gibi, cilt bakımı gibi işlemlerle ve sabırla geçireceği bir süre olmalıdır.

Karin ve Bacak Yaglari:
İlk bir yıl içinde bu çabalar sonuç vermemişse ve hasta tekrar bir doğum düşünmüyorsa karın ve yağlar için girişimlerde bulunabiliriz. Aslında bir sonraki doğumu engelleyen bir durum söz konusu olmasa da cerrahi ile alınacak sonuç yeni bir doğumla bozulacağı için bu durumda ameliyatı pek önermemekteyiz. Bu özellikle karından deri çıkarıp, kas diktiğimiz ameliyatlar ve meme ameliyatları için geçerlidir. Liposuction’ı bile bir yıl geçmeden pek önermiyoruz çünkü deri eski esnekliğine henüz kavuşmamış oluyor. Aspirasyonla yağ alma yöntemi olan liposuction tekrar bir doğum yapılacak da olsa hasta tarafından isteniyorsa karın ve bacak yağları için uygulanabilir.

Silikon Emzirmeye Engelmidir?
Önceden gerçekleştirilen silikon protez ve küçültme ameliyatının süt vermeye herhangi bir etkisi yoktur. Anneliğin ardından plastik cerrahtan en çok yardım istenen konulardan biri de meme estetiğidir. Kiminde meme, emzirme sırasında çok büyüyebiliyor ve daha sonra eski haline dönmüyor. Bazen de süt verme sona erdiğinde memenin içi boşalarak sarkık bir torbaya dönüşüyor. Memeye estetik açıdan şekil vermek için mutlaka süt vermenin bitmiş olması gerek, bu silikon protez uygulamasında da, küçültme ve kaldırma ameliyatlarında da geçerli.

Emzirme bittikten sonra özellikle hasta başka bir çocuk istemiyorsa ameliyatı öneririz. Kararsız veya çok sonra bir doğum planlayan hastalarda ise ameliyatlı memenin şeklinin yeni bir gebelikle bozulabileceğini belirtmek gerekir. Uygulanacak silikon protezin veya küçültme ameliyatının daha sonraları doğumlarda süt vermeye herhangi bir etkisi yoktur. Burada belirtilmesi gereken nokta teknik olarak çok büyük memelere uygulanan farklı bir meme küçültme yönteminin zaten doğurganlık yaşındaki hanımlara uygulanmadığıdır.

Vajinal Estetik
Duruma göre vajinal estetik de önerilebilir. Normal doğum, vajeni de esneten bir olaydır. Zaman içinde buradaki dokular da eski boyutlarına ve esnekliğine kavuşurlar. Kadın-doğum uzmanları muayenede bu bulguları tespit eder ve hastanın buna bağlı idrar kaçırma şikayeti varsa yine bu uzmanlık dalı tarafından vajeni daraltma daraltma ve mesaneyi asma işlemi gerçekleştirilir. Plastik cerrahlar sadece doğuma bağlı veya doğuştan olan dış genital organ şekil bozukluklarında bazı düzeltmeleri yaparlar.

kanalturk.com.tr

Progesteron Testi Nedir?

Mart 14th, 2009 yazan admin

Ergenlik döneminde beyinden gelen uyarılar, yumurtalıklardan östrojen ve progesteron adı verilen hormonların salınmasını sağlar. Adet döngüsü progesteron ve östrojen hormonları tarafından düzenlenir.

Progesteron testi genellikle luteal faz döneminde adet döneminin 21 22 23 günlerindeki değerlerine bakılarak rahimde yumurtlama olup olmadığına karar verilir veya luteal faz defekti rahim iç tabaka sorunu araştırmasında da progesteron testi ve değerlerine ihtiyaç vardır. Luteal faz defekti sürekliliği kısırlığın nedeni olabilmektedir. Ve tedavi gerektirir.

Progesteron Normal Değerler:

Erkek: 0.1-1 ng/ml

Kadın:
Faliküler Faz: 0.2-1.4 ng/ml
Luteal Faz: 4-25 ng/ml
Menopoz: 0.1-1 ng/ml

Kırk Çıkarmak (Kırklama)

Mart 5th, 2009 yazan admin

Bugunku yazimizda sizlerle halk arasinda cok yaygin olan Kırk Çıkarmak yada Kırklama olarak bilinen bebegin 40 gunluk oldugunda yapilan bir gelenegimizden bahsedecegiz. Asagidaki yazimizda Kırk Basması ve Kırk Çıkarmak (Kırklama) ile ilgili bilgileri ve bazi 40 Çıkarma cesitlerini okuyabilirsiniz.

Kırk Basması İnanışı
Anadolu halkı loğusayla kırklı çocuğun doğumdan sonraki kırk gün içerisindeki hastalıklarına ve ileriki aylardaki gelişim eksikliğine; kırk basması, kırk düşmesi, kırk karışması, loğusa basması, aydaş gibi adlar vermektedir.

Kırk günlük dönem içerisinde loğusa ve kırklı çocuğa birtakım canlı ve nesnelerin zarar vereceği inancı yaygındır. Kırk baskınlığını önlemek için yapılan pratik ve uygulamalar oldukça yaygındır.

Kırk baskınlığını önlemek için;

- Anne ve çocuk kırk gün dışarı çıkarılmaz,

- Loğusa kadın ve kırklı çocukların birbirleriyle karşılaştırılmamasına dikkat edilir,

Anadolu’da çocuğa kırk basması çocuğun gelişmemesi ve zayıflamasıyla ilişkilendirilmekteydi.Kırk baskınlığını giderme yolunda da dinsel,büyüsel birtakım pratik ve uygulamalara baş vurulmaktaydı.Günümüzde artık bu türden uygulamalar yok denecek kadar azdır.

Kırklama (Kırk Çıkarma)
Loğusa ve kırklı çocuğa kırk basmaması için loğusanın ve çocuğun serbeste çıkması için; kırk gün içerisinde genellikle kadın ve çocuğun yıkanması biçiminde yapılan uygulamaya “kırklama” adı verilmektedir.Yaygın olarak kullanılan “Kırklama” tanımlanmasının dışında bu olaya halk arasında; “kır dökme”, “kırk çıkarma” vb. adlar da tanımlanmaktadır.

Anadolu’da kırklama işlemi en yaygın olarak kırkıncı gün yapılmaktadır.Bu süre yörelere göre farklılık göstermekte; 7., 20., 30., 37., 39., 41. günlerde de kırklama yapılmaktadır.Bu işlem yörelere göre şekilde bazı farklılıklar gösteriyor olmasına karşın içerikte aynı amaca yönelik bir uygulamadır.Doğumla ilgili adet ve uygulamalar içerisinde kırklama işlemini geçmişte olduğu gibi günümüzde de değişmez bir kural olarak geçerliliğini sürdürmektedir.

Kırk günü tamamlamış olan çocuğun ve kadının kırkını çıkartmak gerek.

Kırk Çıkarma (Kırklama) Çesitleri
Asagida 3 adet yol okuyabilirsiniz bunlarin cesitliligi her yorede farkli bir yontem ile kiriklama yapildigi icindir belki sizinde kiriklama yonteminiz farklidir, Bu yuzden eger siz daha degisik 40 cikarma yapiyorsaniz lutfen bizimlede yorumlariniz ile paylasin.

1) Kırk tane buğday tanesine İhlâs suresi okunur. Bunlar bebeği banyo yaptırmak için hazırlanan suyun içine konur. Bebek bu suyla banyo yaptırılır. Bebeğin bütün kıyafetleri yıkanır. Anne de banyo yapar. Böylelikle her ikisinin de kırkı çıkmış olur.

2) Doğum ardindan kırk gün sonra çocuk ve ananın kırkı çıkarılır. Bunun için en az kırk delikli bir süzgeç yahut hamam kesesinden üç tas su geçirmek şarttır. Bu üç tas su ana ve çocuğun başından aşağı dökülür. Tastaki suyu dökmeden önce, bunu yapacak olan kadın, “Kırk, kırk, kırk, …” elini tastaki suya kırk defa çarpar. Hamam olan yerde, doğuran kadın hastalıklarını atmak için terletilmesi yoluna gidilir. Bundan başka, bir yumurtanın içine türlü baharat karıştırılarak bedenine sürülür. Bazı yerlerde doğumun yedinci ve yirminci günlerinde de kırk çıkarma işlemleri yapılmaktadır.

3) Bu  iş  için  çeşitli  yerlerden  40 tane  küçük  taş  parçası  topnanır. Bu  taşlar  temizlenip  kaynatıldıktan  sonra  bir kova içindeki ( ılıtılmış)  suyun  içine  atılır.  Ateş  üzerinde  kaynatılan  suya  soğuk su eklenerek   ılık  hale  getirilirken ,  çocuğu ;  kadının  bir  tanesi  soyup,  çıplak bir halde hazır olarak bekletir. Diğer  bir  kadın  ise  çocuğun  başının  üzerine  bir  elek  veya  ilistir  denen  delikli   süzgeç  tutar.  Kova  içine  boşaltılmış   ılık  suyun  içine, kırk taş atılmış sudan bir bir tas ile çocuğun  başından “  ağrın -  acın  bu sular ile   gitsin”   diyerek  aşağı  dökülür. Ondan  sonra  çocuğun  kafası  eller  arasına   alınarak,  ayakları  aşağı  doğru   sallandırılır  ve  aynı   sözler  tekrarlanır.   Daha  sonra  tekrar  doğrultup,  çocuğun  iki   ayaklarını   bir  araya   getirip,  kafası   aşağıya   gelecek  şekilde  bütün  ağırlığı  ile  aşağıya doğru  sallandırırken,  bir eliyle de  iki  ayagının  üzerine  bir  kaç  sefer vurduktan sonra,  çocuk  tekrar  doğrultulup  üzerindeki yaşları  bir  bez ile  sildikten  sonra  üzeri  giydirilir  ve  beşiğine  yatırılır. Çocuğun  taş  gibi  uyuması   içinde  bağrına  bir taş koyulur.  Böylece ” Kırk  çıkartma “  işlemi  bitmiş olur.

Nasıl Kolay Hamile Kalınır?

Mart 2nd, 2009 yazan admin

Asagidaki yazimizda Hamile kalmaya karar veren ciftler icin yararli olacak bilgileri bulabilirsiniz. Yazimizda hamilelik icin uygun sekil ve yontemleri okuyarak bilgi sahibi olabilirsiniz.

Kadınların herhangi bir ayda gebe kalma olasılıkları %20-25 arasındadır. Çiftler bilgi eksikliği nedeni ile yaptıkları bazı davranışlar yoluyla bu olasılığı azaltabilirler. Kısır olduklarını düşünen bazı çiftlerde alınacak basit tedbirler ve uygulanacak çok kolay yöntemler ile hiçbir tedaviye gerek kalmadan gebelik elde edilebilir.

Uygun zaman
Gebelik isteyen çiftler için cevaplandırılması gereken ilk soru en uygun zamanın ne olduğudur. Düzenli adet gören kadınlarda yumurtlama genelde adet döngüsünün 14. gününe denk gelir (adet kanamasının başladığı günden itibaren 14. gün). Ancak yumurtlama tarihinde sapmalar olabileceği, ve sperm ile yumurta hücresinin kadın vücudu içinde yaşama potansiyeli göz önüne alındığında 9 ile 15. günler arasında gün aşırı cinsel ilişki olması gebelik şansını yükseltir.

İlişkinin her gün önerilmemesinin sebebi erkeğin sperm kalitesini düşürmemektir. Her ilişkiden önce erkeğin en az 48 saat süreyle boşalmaması özellikle sperm sayısı düşük ya da sınırda olan erkekler için yararlıdır. Alınabilecek başka bir önlem de ilişkinin sabah olmasıdır. Boşalmanın olmadığı geceyi takip eden sabah erkeğin sperm düzeyleri en yüksek sayıdadır. Ancak bu ilişkiler yaşanırken bugün mutlaka ilişkide bulunmamız erekir şeklinde stres yaratmak hamilelik açısından olumsuz etki gösterir. Bu stresi gidermek için olayı kendi haline bırakmak veya egzersiz, yürüyüş gibi stres giderici faaliyetlerde bulunmak gereklidir. Unutulmamalıdır ki üreme sistemini yöneten bütün hormonlar hem fiziksel hem de ruhsal strese karşı hassastır.

Uygun Şekil
Gebelik için uygun dönem saptandıktan sonra ikinci aşama cinsel birleşmenin şeklidir. Pek çok pozisyon gebelik için uygun ortam yaratmaz. Normal bir ilişki sonrası gebelik oluşabilmesi için spermlerin vajinaya uygun şekilde bırakılması ve vajinanın spermlerin rahim içine doğru ilerleyebilmesi için uygun pozisyonda durması gerekir. Bu şartları sağlayan pozisyonlar erkeğin üstte olduğu, kadın ve erkeğin yana doğru dönük olduğu pozisyonlar ile kadının diz-dirsek pozisyonunda olduğu şekillerdir. Erkeğin üstte olduğu durumda kadının kalçaları altına bir yastık yerleştirerek pelvisini yükseltmesi spermlerin doğru yönde ilerlemelerine yardımcı olur. Diz-dirsek pozisyonu ise özellikle sperm sayısı düşük olan durumlarda ek fayda sağlar. Oturur pozisyonda, kadının üstte olduğu veya ayakta olan cinsel ilişkiler gebelik elde etmek için uygun değildir. İnsanlarda cinsel ilişkinin amacı büyük ölçüde haz almak olmasına rağmen biyolojik açıdan öncelikli amacı soyun devamını sağlamak yani gebelik elde etmektir. Bu amaç dışında birleşme doğada sadece insanda ve birkaç türde daha olmaktadır.

Gebelik elde etmek isteyen çiftler bu nedenle ilişki esnasında bazı etkinliklerden kaçınmalıdırlar. Bunların başında oral seks gelir. Tükürük içinde bulunan birtakım enzimler ve bakteriler spermlerin dölleme kabiliyetini azaltır, hatta spermlerin ölümüne neden olabilir. benzer şekilde anal seks de sperm aktivitesi üzerinde olumsuz etki yaratabileceğinden bu tür ilişkilerden kaçınılmalıdır. Yine benzer mekanizma ile ilişki esnasında kullanılabilen kayganlaştırıcılar da sakıncalıdır. Özellikle petrol bazlı olan vazelin, masaj yağları gibi maddeler kesinlikle kullanılmamalı, mutlaka kayganlaştırıcı kullanılması gerekiyor ise su bazlı olanlar tercih edilmelidir. Gebelik arzulayan çiftlerin su altında veya içinde ilişkide bulunmaları vajen pH’ı bozulacağından sakıncalıdır. Sıcak su da sperm sayısı ve hareketliliğini bozacağından önerilmez. Pek çok uzman, erkeğin üstte olduğu klasik misyoner pozisyonun bebek sahibi olabilmek açısından en etkili pozisyon olduğunu düşünebilir. Ancak bu konuda gerçek tıbbi ve güvenilir veriler bulunmaz. Misyoner pozisyonu erkek cinsel organının en derine inebildiği ve spermleri rahime en yakın yere bırakabildiği pozisyon olarak düşnülür. Hatta boşalma anından sonra kadın kalçasını bir yastıkla yükselterek spermlerin rahime daha kolay ulaşabilmelerini sağlayabilir.

Diğer Olasılıklar

• Kadın dizlerinin üzerinde dururken erkeğin arkadan yaklaşarak birleşmenin sağlandığı pozisyon da hamile kalmak için uygundur. Bu pozisyonda da spermler oldukça derine kadar ilerleyebilir.

• Yan yana uzanarak birleşmenin sağlanması özellikle kilolu çiftler açısından hem rahat hem de bebek sahibi olmak için en uygun pozisyonlar arasında yer alır.

Kalçaya Yastık Koymak
Cinsel ilişki sona erdikten sonra kadının mümkünse sırtstü yarım saat kadar uzanması, hatta kalçasını bir yastık yardımı ile yükseltmesi spermlerin vücudun içinde ilerlemelerine yardımcı olur. Ancak uzmanlar, idrar yolu enfeksiyonları yüzünden cinsel ilişkiden hemen sonra banyoya gerektiği görüşündeler. Çünkü idrar yolu enfeksiyonları hamile kalma olasılığını yok denecek kadar aza indirir.

Orgazmın Hamileliğe Etkisi
Bebek sahibi olabilmek için erkeğin doyuma ulaşması en önemli şartlardan biridir. Yapılan son araştrımalar ise ilişki esnasında kadının orgazma ulaşması ile ortaya çıkan kasılmalar spermlerin hızlı ilerleyebilmesini sağlıyor ve hamile kalma olasılığını artırıyor.

Kadın Üstteyse
Hamile kalma ihtimalini azaltan cinsel ilişki pozisyonlarını deneyerek bebeğin cinsiyetini tahmin etmek mümkün müdür? Bu konuda bilimsel veri olmamakla birlikte yaşanan tecrübeler kadınların üstte olduğu pozisyonların kız bebek sahibi olmaya daha uygun olduğunu gösteriyor diyebiliriz.

İlişki sonrası
Eğer ilişki sonrası kadın hemen ayağa kalkarsa fazla miktarda meni dışarıya kaçacaktır. Spermler rahim ağzına ulaşacak yeterli zaman bulamadıkları için bu durum gebelik elde edilmesi açısından önemlidir. Gebe kalmak isteyen bir kadın ilişkiden hemen sonra ayağa kalkıp idrar yapmaya ya da yıkanmaya gitmemelidir. İdeal olan kalçalarının altına bir yastık koyarak 20-30 dakika kadar yatmasıdır. Erkek de meni kaçağını azaltmak için birkaç dakika kadar kendini geri çekmemelidir.

Vajina dışarıdan kullanılan herhangi bir maddeye gereksinim duymadan kendi kendini temizleyebilen ve uygun ortamını yaratan bir organdır. Adet kanaması ve ilişki sonrasında dahi vajina sağlıklı kalabilmek için kendi önlemini alır. (Eğer ilişkiden sonra kötü bir koku duyuluyor ise bu enfeksiyonun belirtisi olabilir ve doktor kontrolü gerekir). Sadece gebelik isteyenlerde değil hiçbir kadında vajinal duş önerilmez. İlişki öncesi yapılan duş vajen pH’ını değiştireceğinden gebelik şansını olumsuz yönde etkiler. Spermin yaşama şansı tehlikeye girer, ilişkiden hemen sonra yapılan duş ise spermleri ortamdan uzaklaştıracağından, şansı azaltır. Ayrıca duş, bakterileri kadın üreme sistemi içinde yukarılara doğru zorlayarak enfeksiyon ve dolayısı ile infertilite şansını arttırır.

- Gebe kalmayı planladığız da 3 ay öncesinden korunmayı bırakın

- Gebe kalmak için en uygun zamanda gün aşırı ilişkide bulunun

- Gebelik için uygun dönemdeki ilk ilişkiden önce ve iki ilişki arasında erkeğin en az 48 saat boşalmaması gerektiğini unutmayın

- Sabah erken saatte ilişkide bulunun

- Kayganlaştırıcı kullanmayın

- Hiçbir zaman ve asla vajinal duş yapmayın

- Vajinanın doğal duruşunu sağlayan gebelik için uygun pozisyonları tercih edin

- Alternatif seks yöntemlerinden uzak durun

- Su altında ilişkide bulunmayın

- İlişki sonrası erkek 1-2 dakika geri çekilmemeli, kadın ise 20-30 dakika yatar pozisyonda kalmalıdır.

http://www.ekolay.net/kadin/ana_detay.asp?Page=0&PID=367&HaberID=588094

Hamilelik Doneminde Ilac Kullanimi

Mart 2nd, 2009 yazan admin

Hamilelik donemindeki anne adaylarinin onemli sorularindan biriside hamilelik suresince ilac kullanilip kullanilmayacagidir. Iste bu yazimizda sizlerle hamilelik doneminde ilac kullanimi ile ilgili bilgileri paylasacagiz.

Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Ertuğ, doğuştan kalp hastalıklarının sadece yüzde 5′lik kısmının nedeninin bilindiğini, hastalığın, çok faktörlü hastalıklar grubuna girdiğini söyledi.

Gereksiz ilaç kullanmayın!
Doğuştan kalp rahatsızlıklarında annenin hamilelik döneminde karşılaştığı sorunların da etkili olduğunu vurgulayan Ertuğ, gereksiz ilaç kullanımının anne karnındaki bebeğin kalp gelişimi üzerinde olumsuz etkileri bulunduğuna dikkat çekti.

Bu etkilerin oluşmasında epilepsi ilaçlarının başta geldiğini belirten Halil Ertuğ, gebelik kusmaları için kullanılan bazı ilaçların da doğuştan kalp hastalıklarının oluşmasında etkisinin olduğunun ortaya çıktığını söyledi.

İlk üç ay önemli
Özellikle hamileliğin ilk üç ayının bebeğin kalp gelişimi açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Ertuğ, bu ayda ilaç alımı, röntgen çekilmesi gibi çevresel etkilerin anne karnındaki bebeğin kalp gelişimini olumsuz etkilediğine işaret etti.

Annenin geçirdiği hastalıklar
Prof. Dr. Ertuğ, annenin geçirdiği bazı hastalıkların da anne karnındaki bebek üzerinde diğer vücut gelişimi bozukluklarıyla birlikte kalp yönünden anormalliklere yol açabildiğini belirtti.

Ertuğ, annenin döküntülü hastalık geçirmesinin bebekte doğuştan kalp hastalığı oluşmasında etkisinin olabileceğine dikkat çekti:

Kızamıkçığa gebelikte yakalanabilir
“Bunların arasında en iyi bildiğimiz annenin kızamıkçığa yakalanması. Kızamıkçık bir çocukluk hastalığı olmasına rağmen eğer anne çocukluk döneminde geçirmemişse, tesadüfen gebelikte de buna yakalanabilir.

Oldukça riskli bir hastalık. Özellikle gebeliğin ilk üç ayında yakalanırsa, bebeğinde, yüzde 100′e yakın oranda diğer organların gelişim bozukluğuyla birlikte kalp anomalisi ortaya çıkıyor.

Kalp rahatsızlığına neden olabilir
Kalpte akciğer damarıyla şah damarı arasında bağlantı olabiliyor. Akciğer damarının çıkışında koroner darlık dediğimiz kalp rahatsızlığı olabiliyor. Anne hastalığa gebeliğin ne kadar erken evresinde yakalanırsa risk artıyor.”

http://www.ekolay.net/kadin/ana_detay.asp?PID=367&HaberID=491025