Go to content Go to navigation Go to search
Hamilelik&Doğum ile ilgili bilgi ve oneriler...

Kolay Hamile Kalmak için İncir Kürü

Ekim 31st, 2008 yazan admin

Hamile kalmak isteyen bir cok bayanin aklina ilk gelen soru nasil kolay hamile kalabilirim sorusudur, bu sorunuzun yanitlarindan birisini bugun sizlerle paylasacagiz.

İncir kürü Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu tarafindan doktor muayenesi sonucundan tamamen saglikli bulundugu halde hamile kalmasi geciken bayanlarimiz icin. Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu bir bitki bilimci, ve bitkilerden faydalanilarak cesitli rahatsizliklarimiza cozumlerde bizlere yardimci oluyor. Iste bu seferde kolay hamile kalmak icin doktorumuz İncir kürü tavsiye ediyor. Peki İncir kürü nedir? Nasil yapilir? Simdi sizlere bununla ilgili biraz bilgi vermek istiyoruz.

İncir Kürü:
7-8 tane kuru incir, yarım litre suda 5-10 dk haşlanacak. Daha sonra süzülüp suyu 1 gün içinde tüketilecek (İncirlerin yenmesine gerek yokmuş). Her gün taze hazırlanacak. 21 gün  süreyle uygulanacak.

Bu kürün daha etkili olması için, bu küre başlamadan önce 15 gün süreyle soğan kürü uygulanması gerekiyormuş. O da şöyle;

Soğan Kürü
Her gün yumurta büyüklüğünde bir kuru soğan, üzerine 2-3 çay kaşığı sumak eklerek yenilecek. 15 gün bu kürü uyguladıktan sonra incir kürüne başlanabilir.

Umariz kolay hamile kalmaniz icin bu yontem ise yarar ve guzel haberleri bizlerle de paylasirsiniz.

Hamilelik ve Doğum

Hamile Kalmadan Once

Ekim 22nd, 2008 yazan admin

Asagida hamilelik planlayanlar icin hazirlanmis bazi onerileri bulabilirsiniz, asagidaki onerileri uygulayarak saglikli bir hamilelik yasayabilirsiniz.

  • İlk olarak doktorunuza muayene olun, gerekli testleri yaptırın.
  • Günde 400 mg. folik asite başlayın.
  • Yumurtlamanızın olabileceği günlerde düzenli cinsel ilişkiye girin. (Adetin ilk gününden itibaren 11 ila 17′nci günler arasında)
  • Cinsel ilişkiden sonra belinizin altına yastık koyun ve 1 saat yataktan kalkmayın.
  • Kilonuzu kontrol edin.
  • Sigarayı bırakın.
  • Düzenli sebze ve meyve tüketin.
  • Hafif egzersizler yapın.
  • Cinsel hayatınızı düzene sokun.
  • Aşırı miktarda çay ve kahve tüketmeyin.
  • Şeker hastalığı, guatr, tansiyon ve benzeri sistemik hastalıklarınız varsa doktorunuzla mutlaka görüşün.
  • Eşinizin sperm kalitesi için ağır işler yapmasını engelleyin.
  • Spermlere zarar verebilecek vajinal tamponları ve genital bakım kremlerini kullanmayın.

    kaynak: sabah.com.tr

Rahat Bir Hamilelik Icin Neler Yapmaliyiz?

Ekim 19th, 2008 yazan admin

Asagidaki yazimizda gebeliginiz suresince karsilasabilecegini sorunlari en aza indirmek ve hamilelik doneminizi raha gecirmeniz icin yapilmis onerileri okuyabilirsiniz.

9 aylık gebelik süresince vücudun gebeliğe adaptasyonu ile birlikte aydan aya değişen sıkıntılar ve beraberinde güzellikler yaşanıyor. V.K.V. Amerikan Hastanesi’nden Dr. Kayhan Yakın, gebeliği üç döneme ayırarak dikkat edilmesi gerekenleri şöyle anlatıyor…

Hamilelik Dönemi İlk 3 Ay
Gebeliğin başlangıcına, embriyonun rahim duvarına tutunmasından itibaren salgıladığı beta-hCG hormonu ve vücutta yarattığı etkiler damgasını vurmaktadır. Bu hormonun etkisi ile önce halsizlik, yorgunluk, çabuk yorulma, uykuya meyil, göğüslerde hassasiyet, hafif bulantı ve karında şişkinlik hissi gibi genel değişiklikler ortaya çıkar. Gıdalarla tüm vitaminlerin yeterince alınabilirken, folik asit ihtiyacı tam olarak karşılanamamaktadır. Bu nedenle dikkat edilmesi gereken nokta, folik asit vitamininin eksik edilmemesidir. Aslında folik asit takviyesine gebelikten yaklaşık 3 ay önce başlayarak bebekte gözlenebilecek sinir sistemi anomalilerin önüne geçilebilmektedir. Eğer erken başlanmadı ise folik asit desteği için en ideal olanı içerisinde 800 – 1000 mg folik asit barındıran bir multivitamin kullanmaktır.

Gıdalar seçilirken süt ürünlerine mutlaka ağırlık verilmeli, hergün mutlaka süt, yoğurt ya da peynir tüketilmeli ve pastorize olmasına dikkat edilmelidir. Çiğ et barındıran gıdalar tüketilmemeli, hijyenik açıdan riskli gıdalardan uzak durulmalıdır. Gebeliğin tüm dönemleri için geçerli uyarı, gebelikte sıvı ihtiyacının fazla olmasından dolayı bol sıvı alımının ihmal edilmemesidir. Su ve doğal meyve suları gibi sıvıların bol tüketimi oldukça faydalıdır.

Gebeliğin erken döneminde, özellikle 6-12. haftalar arasında sabahları bulantı ve kusma yaşanabilir. Kahve, yağlı ve aşırı baharatlı yiyecekler, sigara kokusu, parfüm gibi bazı kokular bu şikayetleri artırır. Çoğul gebeliklerde daha da sıkça görülen bu şikayetler bazen gebeliğin ilk habercisi olabilir. Üç gün süre ile hergün üç kezden fazla kusma ya da sürekli kusma olması yeterli besin almanızı engelleyerek kilo kaybına ve bebeğin de beslenmesinin bozulmasına neden olur. Böyle bir durumda hastanede kısa süreli bir misafirlik ile serum, mineral ve vitamin desteği gerekebilir.

Gebelik süresince damarların genişlemesine bağlı olarak kan basıncının da düşmesiyle yorgunluk, baş ağrısı, bulantı ve hatta bayılmalar olabilir. Kalp atışlarındaki hızlanma, daha fazla kanın daha hızlı şekilde damarlarda dolaşmasına neden olur; böylece bebeğin oksijen ihtiyacı karşılanır ve vücut ısısı da artar. Bazen yaşanan burun tıkanıklığı veya burun kanaması ile dişleri fırçalanırken diş etlerinde kanama olması da bu nedenledir. Bu dönemde hipotansiyon yönünden dikkatli olmak gerekir. Oturulan yerden veya yataktan hızlıca kalkmak ve gün içerisindeki çok yoğun aktivite, efor hipotansiyonu şiddetlendirebilir, başdönmesi ile bayılma görülebilir. Bu açıdan hareketleri biraz yavaşlatmak, gebelik öncesi hızlı hareket alışkanlıklarını sınırlandırmak ve başdönmesi hissedildiğinde en kısa sürede istirahat oldukça önemlidir.

Düşük riski özellikle ilk 10 hafta içerisinde daha yüksektir. Bu dönemde gözlenecek bir kanama halinde, hemen istirahata geçerek doktorunuza haber vermeniz gerekir. Kahverengi leke tarzı kanamalar sık görülür. Asıl korktuğumuz açık kırmızı renkli kanamadır. Doktor kontrolünü takiben mutlak istirahat gerektirir.

İlk 3 ay içerisinde bebeğin tüm organlarının gelişmesinden dolayı özellikle bu dönemde kullanılan tüm ilaçların, doktorun kontrolünde olması gerekir. Gerekmedikçe çok sayıda vitamin kullanımından, gereksiz antibiotik veya ağrı kesici kullanımından kaçınılmalıdır. Düşük riski halinde bazı gebelerde faydalı olabileceği düşünülerek kullanılan progesteron içeren hap ve iğnelerin de tüm gebeliklerde “aman düşük olmasın” zihniyetiyle kullanımından kaçınılmalıdır.

Bu dönemin son haftasında (12-13. haftalar) bebeğin ilk anomali taraması yapılacaktır. Ultrasonografide bebeğin ense bölgesinin, burun kemiğinin ve genel ölçümlerinin değerlendirilmesi ile kanda yapılacak bazı hormon ölçümleri sayesinde bebeğin anomali taşıma riski belirlenir. Doktorunuza önemli ipuçları vermesi açısından bu inceleme kesinlikle atlanmamalıdır.

Hamilelik Dönemi İkinci 3 Ay
Bu dönem gebeliğin keyfine daha iyi bir şekilde varılabildiği dönemdir. Vücudun gebeliğe adaptasyonu ile birlikte rahatsızlıklar hafifler, bebeğin haraketlerinin hissedilmesi ile birlikte anne ile bebek arasındaki duygusal bağ çok farklı bir boyut kazanır. Bu dönemde iştahta artış olur ve kilo alımı hızlanır. Karbonhidrat açısından zengin olan gıdalar, (ekmek, makarna, hamur işi tatlılar) kilo artışını hızlandırır. Kilo artışını kontrolde tutmak için diyette gerekli bazı düzenlemeler yapmak gerekir. Ancak her gün yarım saatlik hafif tempoda bir yürüyüş veya yüzme, kilo kontrolünü sağladığı gibi kasların da gücünü yitirmemesine yardımcı olur.

Bu dönemde ayak ve bacaklarda sıkça görülen kramplara magnezyum ve kalsiyum takviyesi yapılması şikayetleri azaltır. Gebelik süresince progesteron hormonu, mide ve barsaklardaki düz kaslarda gevşeme, barsak hareketlerinde azalma ve kabızlığa, mide asidinin yemek borusuna kaçması ise yemek borusunda yanmaya neden olur. Yemeklerin uzun süre sindirim sisteminde kalması, daha çok besin maddesinin emilimini sağlayarak bebeğin daha iyi beslenmesini sağlar. Gebeliğin özellikle son dönemlerinde görülen kabızlık sonrası aşırı ıkınmanın, hemoroid oluşmasında rolü vardır. Bu dönemde büyüyen bebeğin ve vücudun hayati organlarının ihtiyacını sağlamak için, annenin kalp atım hızında artış olur ve pompalanan kan artar. Eğer daha önceden kalp hastalığınız varsa gebelik kalbinize ekstra yük olacaktır.

Kanlanmanın artışına bağlı olarak vajinal akıntıda da artış olur. Akıntının kokulu olması ve kaşıntı ile birlikte görülmesi, ilişki sırasında yanma yaşanması, tedavi gerektiren bir enfeksiyon olduğunu düşündürür. Tedavi edilmeyen vajinal enfeksiyonlar düşük ve erken doğuma neden olabilir. 16-18. haftalarda bebeğin anomali testi tekrarlanmaktadır (üçlü test). Daha önce yapılan ikili test (12.-13. haftalarda) veya bu dönemde yapılan üçlü testte anomali riskinde bir artış saptandı ise amniosentez ile bebeğin genetik yapısının değerlendirilmesi gerekir.

26. haftada ise gebeliğe bağlı diabet araştırılması yapılmaktadır. Bu amaçla 50 gram şeker içilmesini takiben, bir saat sonra kan şekeri ölçülür. Eğer yüksek düzeyler saptanırsa daha detaylı tetkiklere geçilir. Gebeliğe bağlı diabet genellikle diyet ile kontrol altına alınabilir.

Hamilelik Dönemi Son 3 AY
Gebeliğin bu döneminde alınan kilolar, taşınan bebeğin ağırlığı ve duruş pozisyonundaki değişiklikler sırt ağrılarına neden olabilir. Bazı gebelerde gebelik hormonlarının etkisiyle kalça kemiklerinin birleşim yerlerinde gevşeme olur, kalçalarda ve öndeki çatı kemiğinin üzerinde ağrı ve sancı hissedilebilir. Son üç ayda ani ve ağır hareketlerden kaçınmak gerekir. Bazı gebeler yürürken zorluk çekerler. Gebeliğin bu döneminde rahimin ve bebeğin büyümesi kaburgalara baskı yaparak ağrıya neden olabilir.

Gebeliğin son dönemlerinde bacaklarda ve ayak bileklerinde şişlik sık görülür. Yüz, el ve el bileklerinde şişme olması, pre-eklampsiye gidişin habercisi olabilir. Gebeliğin bu döneminde bazı gebelerde kan basıncı yükselir ve pre-eklampsi olarak adlandırılan riskli bir tablo ortaya çıkabilir. Bu nedenle son 3 ay kan basıncı ölçümlerine özen göstermek, atlamamak gerekir.

Gebelik devam ederken rahim kasları, doğuma hazırlık için yaklaşık 20 -30 saniye süren Braxton Hicks kasılmaları adı verilen geçici kasılmalar gösterir. Bu kasılmalar, hafif adet sancısı veya karında hafif gerginlik şeklinde hissedilir. Gebeliğin bu dönemlerinde, bebeğin başının doğum kanalına yerleşmesiyle idrar torbasına baskı olur ve sık sık idrara çıkma ihtiyacı duyulur. Gebeliğin son dönemlerinde öksürme ve gülme sonucu, idrar kaçırma şikayeti ortaya çıkar. Her ne kadar sık idrara çıkma ihtiyacı zahmetli bir hal alsa da bol sıvı tüketiminden vazgeçilmemelidir. Meyve ve sebzelerin yine bol tüketimi hem kilo kontrolünde hem de kabızlık şikayetinin hafifletilmesinde yardımcı olacaktır.

Bebeğin büyümesi ile birlikte rahim ve karın büyür. Yatış pozisyonunda zorluk ortaya çıkar. Sırt üstü yatmak annede rahatsızlık yarattığı gibi, bebeğe giden kan akımında da azalmaya neden olur. Sırt üstü yatmaktan kaçınmalı, mümkün olduğunca tercihen sol yan pozisyonunda yatmak gerekir.

Doğum işaretleri konusunda da bilgili olmak gerekir. 37 haftanın altında bu işaretlerin görülmesi erken doğum habercisi olacaktır. Karında düzenli aralıklarla sertleşme, kasılmalar, vajende bir bardak suyun boşalması gibi bir his, kanlı bir akıntı, erken veya vakitli bir doğumun başladığını gösterir ve hemen doktorunuza haber vermenizi gerektirir.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/news/458489.asp

Hamilelikte Uçak Yolculuğunda Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Ekim 19th, 2008 yazan admin

Hamilelik doneminizde eger ucak yolculugu yapmaniz gerekiyorsa bu konu ile ilgili olarak asagidaki yazimizda hamilelikte ucak yolculu yapacak olanlara yapilmis onerileri okuyabilirsiniz.

Uçak yolculuğu yapmak durumunda olan anne adaylarının kendilerine uçuş süresince çok dikkat etmeleri gerekiyor. Bazı havayolu şirketleri uçuş öncesinde doktor raporu bile istiyor, duruma göre uçuşu onaylamıyor.

Uzmanlar, uçak seyahati için en uygun dönemin doğuma bir kaç ay kala olduğunu, çünkü bu dönemde sabah bulantılarının geçtiğini ve enerjinin arttığını belirterek şu önerilerde bulunuluyor:

  • Koridor tarafında bir yer ayırtın. Böylece başkalarını rahatsız etmeden kabin içinde yürüme imkanınız olur.
  • Uçakta verilen yemeği beğenmeme olasılığına karşı yanınızda yiyecek bir şeyler getirin.
  • Yanınıza tıbbi raporlarınızın bir kopyasını ve doktorunuza acil durumda ulaşabileceğiniz telefon numarası alın.
  • Rahat ve bol kıyafetler, topuksuz ayakkabı giyin.
  • Vücut ısınız sürekli değişiyorsa gerektiğinde çıkarabileceğiniz şekilde kat kat giyinin.
  • Emniyet kemerinizi göbeğinizin üstünde değil altında tutun.
  • Bel ağrısına karşı yanınızda yastık bulundurun.
  • Uçuş heyecanınız varsa, yanınıza karın ağrısına iyi gelen ve sakinleştiren zencefil çayı veya nane çayı alın.
  • Uçuş sırasında her 2 saatte 1 litre su içmeye çalışın.

Hamilelik doneminizde ucak ile yolculuk etmeden once mutlaka doktorunuza danisarak sizin ve bebeginizin sagligi icin yolculugunuzda bir sakinca olup olmadigini sormayi ihmal etmeyin.

Hamilelikte Bilgisayar Kullanimi

Ekim 19th, 2008 yazan admin

1970′lerin 2. yarısından itibaren video display terminal adı verilen monitörler yaygın olarak kullanılmaya başlandı. İnternet ve bilgisayarların kullanımındaki son 5 yıldaki inanılması güç artış bu teknolojik cihazları neredeyse yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası haline soktu. Şu anda sedece A.B.D’de 50 milyon bilgisayar kullanıcısı olduğu, ve bunların en az yarısının üreme çağındaki kadınlardan oluştuğu tahmin ediliyor. Gelecekte hemen herşeyin bilgisayar yardımı ile yapılacağı düşünülürse konunun önemi daha belirginleşiyor.

1980′lerin başlarında yapılan çalışmalarda VDT’lerin ölçülebilir miktarlarda X-ışını yaymadığı tespit edildi. VDTler X-ışını üretse bile bu ışının doğumsal defek yaratacak kadar yüksek olmadığı, ve ışının terminal tarafından absorbe edildiği fark edildi.

Daha sonraları gebelikleri esnasında VDT kullanan kadınlarda düşük ve doğum defekleri bildirilmesi üzerine, bu terminallerin bazı eski televizyon cihazları gibi zararlı olabilecek ışınlar yaydığı iddiaları ortalığı karıştırdı.

Elektromanyetik alan etkisi
Günümüzde bu tartışma hala daha devam etmektedir. Geçen yıllar içerisinde teknoloji ve bilgilerdeki değişiklikler radyasyonun yanısıra elektromanyetik alan (EMA) kavramını literatüre kazandırmıştır. Elektrik kabloları ve elektrikli cihazlar EMA yaratırlar. Radyasyondan farklı olarak EMA hücrelerde ölüme yol açmaz, genlere hasar vermez ve uzunca bir süredir güvenli olarak kabul edilirler.

A.B.D.’de bir yüksek gerilim hatlarına yakın bölgelerde yaşayan çocuklarda lösemi başta olmak üzere bazı kanser türlerinin nerdeyse 2 misli fazal görüldüğünün fark edilmesi dikkatleri yeniden bu konu üzerine çekmiştir. EMA’ın gebelik üzerine etkilerini araştıran pekçok yapılmıştır ve bu çalışmaların birkısmı hala daha devam etmektedir. Bazı çalışmacılar EMA’ların gebelik için büyük risk taşıdığına inanırken diğer bazı çalışmacılar bunun tam aksini savunmaktadırlar.

Nielsen ve arkadaşları 6000′den fazla kadın üzerinde yaptıkları araştırmada VDT kullanımı ile düşük doğum ağırlığı, erken doğum, ölüdoğum ve yenidoğan döneminde ölüm arasında herhangi bir ilişki olmadığını ortaya koymuşlardır (1). Bramwell ve arkadaşları ise gebelikleir esnasında VDT kullanan kadınları tüm gebelikleri boyunca izlemiş ve yine gebelik üzerine herhangi bir olumsuz etki saptamamışlardır. Yazarlar ayrıca VDT kullanımı ile infertilite arasında da bir ilişki olmadığı sonucuna varmışlardır (2).Grajewski ise telefon santrali operatörlerini incelemiş ve yine benzer bulgular elde etmiştir. Ayrıca bu çalışmada VDT karşısında geçirilen süre ile de riskde artış olmadığı ortaya konmuştur. Bütün mesaisini bilgisayar ekranı karşısında geçiren kadınlarda bile olumsuz bir etki saptayamamışlardır (3). Brandt ve arkadaşları ise Danimarkada konjenital anomalili bebek dünyaya getiren anneleri incelediklerinde monitör kullanımının konjenital anomali riskini arttırmadığı sonucuna varmışlardır (4). Yine aynı çalışmacı başka bir araştırmasında haftada 21 saatten fazla bilgisayar kullanan kadınlarda gebe kalmak için geçen sürede anlamlı bir artış olduğunu, ancak bu sonucun hatalı olabileceğini iddia etmektedir (5). Delpizzo 1984 ile 1992 yılları arasında bu konuda yapılmış çalışmaları yeniden değerlendirdiğinde VDT’lerin düşük ve çok düşük frekanslı elektromanyetik dalgalar yaydığını ve bu dalgaların normal bir evde maruz kalınan EMA’dan daha fazla olmadığı sonucuna varmıştır (6).Huuskonen ve arkadaşları ise gebe fareleri VDT’lerin yaydığı miktarda elektromanyetik alana maruz bırakarak yaptıkları çalışmalarında konjenital anomali oranlarında hiçbir artış olmadığını tespit etmişlerdir (7).

VDT ve düşük
1991 yılında A.B.D. Ulusal Meslek Güvenliği ve Sağlığı Enstitüsü tarafından yapılan oldukça geniş kapsamlı bir çalışma tüm gün boyunca VDT ile çalışan kadınların, VDT ile temas etmeyen kadınlara göre düşük risklerinin daha yüksek olmadığını ortaya koymuştur. Bu konuda yapılan diğer çalışmaların çoğuda benzer sonuçlar vermiştir.

Yine bu çalışma VDT kullanıcıların evlerdekinden daha fazla elektromanyetik enerjiye maruz kalmadıkları sonucunu çıkarmıştır. Şu an elimizde olan veriler gebelikte bilgisayar monitörü kullanımının düşük riskini arttırmadığı ve güvenli olduğu yönündedir.

VDT’e bağlı risk artışı olmamasına rağmen, bilgisayar kullanıcılarının çoğunda ense, bilek, el ve omuz ağrıları mevcuttur. Yine bu kişilerde gözlerde problemler ortaya çıkabilmektedir. Bu durum çoğu kişide stres yaratmaktadır ve stres gebelik üzerinde olumsuz etkiye sahiptir.

Önlemler
VDT’lerin olumsuz etkileri saptanmamış olmakla birlikte, konunun spekülatif olması önlem almayı uygun kılmaktadır. Bilgisayar kullanan gebe kadınların hem x-ışınlarından hem de EMA’dan korunmak için ekrandan en az bir kol boyu uzaklıkta çalışmaları önerilmektedir. Bu mesafe yaklaşık 50 santimetre kadardır ve EMF ile radyasyonun gücü 50 santimden sonra kaybolmaktadır.

Bilgisayar ile çalışmaya bağlı psikolojik ve fizyolojik stres uygun şekilde ayarlanan çalışma saatleri ve molalar ile azaltılabilir. Yine çalışma ortamı ve masasının dizaynı stres azaltmakta etkilidir. Rahat koltuklar ve masalar, belden destekleyici yastıklar yaararlı olur.Uzun süre mola vermeden çalışmak kaslarda gerginlik, tendonlarda ve bağlarda inflamasyon ve dolaşımda bozukluğa yol açar. Bütün bunlar gebe kadında huzursuzluk yaratır. Uygun zamanlada mola vermek şarttır. Bunun için 2 saatte bir 15 dakika ara vermek yeterlidir. Ayağa kalkıp biraz dolaşmak ve gerinmek çoğu gebeye iyi gelir. Bu amaçla yapılan baş ve boyun hareketleri ile omuzlar ve ayakları çevirmek dolaşımı destekler.

Sonuç olarak bütün bu bilimsel verilerin ışığında, meslekleri gereği bilgisayar kullanmak zorunda olan kadınların yukarıdaki önlemleri almak kaydı ile gebelikleri süresince güvenle monitör karşısında çalışabileceklerini ve bununla ilgili endişe duymalarının gereksiz olduğunu söyleyebiliriz.

Dr. Alper MUMCU Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Hamilelikte Cipsten Uzak Durun

Ekim 19th, 2008 yazan admin

Nürnberg Araştırma Enstitüsü’nden yapılan açıklamada, anne sütünde ve anne karnındaki ceninde akrilamid maddesine rastlandığı bildirildi. Akrilamid zehrinin anneden sütüne ve cenine geçtiğini kaydeden Prof. Fritz Sörgel, patatesin hamile ya da emziren kadınlar için çok sağlıklı olduğunu, ancak patates kızartması, cipsi ya da fırında patates yenilmemesi gerektiğini söyledi. Hamilelerin günde en fazla 20 nanogram akrilamid maddesi tüketebileceğini belirten Sörgel, 10 gram patates cipsinde 20 nanogram akrilamid bulunduğuna dikkati çekti.

Emziren kadınların, doğumdan sonraki birkaç ayda bu maddeyi içeren gıdalardan uzak durması gerektiğini vurgulayan Sörgel, bebeğin anne sütünden günde 10 nanogram akrilamid alabileceğinin altını çizdi.

Akrilamid maddesi, karbonhidrat ve aminoasitlerin yüksek ısıda kimyasal reaksiyona girmesinden oluşuyor. Bu zehrin, sinirlere zarar verdiği ve hayvanlarda kansere neden olduğu kanıtlandı.

kaynak: Milliyet

Hamilelikte Mide Neden Bulanir?

Ekim 14th, 2008 yazan admin

Asagidaki makalemizde hamilelik doneminde midemizin neden bulandigini, hangi donemler arasinda bulantilarin cogalacagini ve bu bulantilari azaltmak icin neler yapabileceginizi okuyabilirsiniz.

Hamilelik, anne adayına mutluluğun yanısıra pek çok sıkıntı da verebiliyor. Anne adayı hamilelik döneminde hormonlardaki artış nedeniyle baş ağrısı, bulantı, sindirim sistemi rahatsızlıkları ve lekeler gibi birçok sıkıntı yaşayabiliyor. Anne adayının kendi kendine “nasıl doğum yapacağım?’, ‘bebeğim normal olacak mı?’, ‘vücudumun fizyolojik ve biyolojik yapısı nasıl değişecek?” gibi sorularla strese girdiğini belirten uzmanlar, merak edilen bu soruların zamanla kaygı haline geldiğini söylüyor.

Östrojen hormonu mide bulantısına neden olur
Bu tür kaygıların hamileliğin üçüncü ayına dek sürdüğünü, bu sıkıntıların anne adayının yaşadığı fiziksel değişimlerin bir yansıması olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Op. Dr. Nagihan Güler’e göre üçüncü ay biter bitmez kaygıların hepsi azalıyor ve anne adayı rahatlıyor. Hamilelerin çoğunun kabızlıktan şikayet ettiğini anlatan Dr. Güler, anne adaylarının yaşadığı sıkıntıları şöyle dile getirdi: “Kabızlık artışı bağırsak kasılmalarını engellemektedir. Bir diğeri ise hamilelik nedeniyle salgılanan östrojen ve progesteron hormonlarının etkisiyle bağırsağın anestezik etki göstermesidir. Anne adayında sistematik bir bulantı meydana gelmez. Bazı kadınlarda günlük kusmalara neden olabilecek şekilde öneme sahiptir. Diğer taraftan kadınlar hasta olmaksızın yemek kokularından nefret ederler. Hamileliğin üçüncü ayının sonunda genel olarak bu belirtiler ortadan kalkar. Bu rahatsızlıkların sebebi ‘plasenta’nın üretmiş olduğu olağanüstü miktarda östrojen hormonuna midenin toleransının yetersiz oluşudur. Hamileler bulantıları azaltmak için yataktan hızla kalkmaktan kaçınmalıdır. Bulantı anında birkaç dakika uzanıp bir bardak su içmek ve sonra ayağa kalkmak gerekir. Bulantılara karşı daha iyi mücadele etmek için her gün iyi dengelenmiş dört öğün beslenilmelidir. Bazen, ilk üç aylık dönemde bulantılara yoğun bir şekilde salya salgılama eşlik eder. Fakat çoğu zaman salya salgılama adetin gecikmesinden sonra üç hafta içinde başlar ve hamileliğin sonuna kadar sürer.”

Mide asitlerine dikkat
Baş ağrılarının hamileliğin ilk dönemlerinde kan akışındaki değişiklikler sonucunda bir çeşit kan basıncına bağlı olarak meydana geldiğini vurgulayan Op. Dr. Nagihan Güler, stresten kaynaklanan sızının beyin bölgesindeki kasların kasılmasını artırdığını ve anne adayının kendisini yorgun hissettiğini söyledi. Dr. Güler; “Anne adaylarının alın ve yanak civarında oluşabilen sütlü kahve renginde lekelerdir. Hamileliğin son dönemlerinde midede bulunan birtakım asitler yeterince boşalmazlar. Bu asitler midede hareket ederler ve ileriye doğru eğildiğiniz zaman ya da yatar durumda olduğunuz zaman etkilerini gösterirler ve boğaz bitimine kadar yükselir. Hamileler önlem olarak akşam yemeğini uyumadan önce erken bir saatte yemelidir. Yemekler günde dört, beş öğün şeklinde bölümlere ayrılmalı ve özellikle asitli yiyeceklerden (sirke, domates, turunçgiller) uzak durulmalıdır. Bacak ağrısı ve bileklerde ödem oluştuğunda acıları dindirmek için mümkün olan sıklıkla dinlenilmeli, yatakta ayaklar yükseltilmeli, bacaklar soğuk suyla yıkanmalı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Baygınlık geçirmek ve soğuk ter dökmek gibi bulgular kan yoğunluğunun artışına ve kalbin atış hızına bağlı olarak ortaya çıkar. Fenalaşma durumunda, kanın baş kısmına doğru akması için uzanmak ve bacakları yükseltmek gerekir. Eğer bir kötüleşme hissedilirse karnın alt kısmındaki toplardamarın yapabileceği baskıdan rahmi uzak tutmak için sol tarafa doğru sırt üstü uzanılmalıdır” diye konuştu.

Kaynak: mynet.com

Hamile Kalmak Icin En Ideal Gunler

Ekim 13th, 2008 yazan admin

Asagidaki makalemizde hamile kalmak icin en uygun donemin ne zaman oldugu konusunda size yardimci olacak ayrintili bir yazi okuyabilirsiniz.

Kendinizi artık çocuk yapmaya hazır hissediyorsanız cinsel hayatınızı yeniden programlayın. Adetleri düzenli olan bir kadında hamile kalmak için en uygun dönem, adetin ilk gününden itibaren 11 ila 17′nci günler arasıdır. Eğer bu günlerde cinsel ilişkiye girerseniz hamile kalma şansınız artar..

Marmara Üniversitesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Neşe Kavak; hamileliğe hazırlanma yöntemlerini anlattı:

Sizce en sağlıklısı planlı hamilelik mi, yoksa sürpriz olanı mı?
Planlı hamilelik hem kadın hem de bebek için en sağlıklısıdır. Doğum kontrol hapını bırakır bırakmaz hamile kalan kişilerin bebeklerinde kromozom anomalisi olma ihtimali yüksek olduğu için, hapların bırakılmasından en az 3 ay sonra hamile kalınmalıdır.

Bir kadın hamileliğe kaç ay önceden hazırlanmalı?
Öncelikle kadın fiziksel ve ruhsal açıdan anneliğe hazır olmalı. Özellikle doğum kontrol hapları kullanan kadınlar en az 3 ay önce hapları bırakmalı, geçen sürede kontrollü cinsel ilişkide bulunmalı. Hamile kalmadan 2 ay öncesinden başlayıp, hamileliğin ilk 3 ayında da devam edecek şekilde günde 0.4 mg. folik asit kullanımı, bebekte sinir sisteminde problem olma ihtimalini yüzde 80 azaltır. Eğer annenin daha önce böyle problemli bebeği varsa folik asit kullanımının günde 4 mg. olması gerekir. Bir ailede daha önceden sinir sistemi sorunlu bebek varsa; bir sonraki gebelikte kadının yine aynı problemle bebek doğurma ihtimali yüzde 3-5 daha fazla artmıştır.

Hamileliğe hazırlık için neler yapmalı?
Anne adayı üç ay öncesinden genel bir check-up’tan geçip, smear testi ve jinekolojik muayene yaptırmalı. Türk kadınlarının büyük kısmında anemi (kansızlık) olduğu için anemi araştırması yapılmalı. Anemisi varsa hamilelik öncesi normal seviyeye getirilmeli. Enfeksiyon hastalıkları açısından da anne adayı taranmalı. Hepatit B, C, HIV ve kızamıkçık virüsleri bizim için gebelikteki en büyük sorunlardır. Eğer annenin kızamıkçık açısından bağışıklığı yoksa mutlaka kızamıkçık aşısı yapılmalı. Bu da hamile kalmadan en az 6 ay önce planlanmalı. Eğer hamilelikte kızamıkçık geçirilirse; bebekte ağır sakatlıklara yol açmaması için gebeliğin sonlandırılması gerekebilir. Bu arada kadın sigara ve alkol gibi alışkanlıklardan kendini uzaklaştırmalı. Eğer ağır bir iş hayatında çalışıyorsa bunu yeniden organize etmeli.

Ne sürede çocuk olmazsa çift sorun olduğundan şüphelenmeli?
Normalde bir sene korunmamasına rağmen çiftin çocuğu olmamışsa ‘neden olmuyor’ diye araştırmaya başlaması gerekiyor. Anne ve babanın yaşı eğer 35 ve üzerinde ise gebe kalma süresi 6-8 aya iner. Sonrasında zaman kaybedilmeden uzman bir hekimden yardım alınmalı.

Çocuk sahibi olmak için ne zaman seks yapmalı?
Adetleri düzenli olan bir kadında, hamile kalmak için en uygun dönem; adetin ilk gününden itibaren 11 ila 17′nci günler arasıdır. Bu günlerde cinsel ilişkiye girmek hamile kalma olasılığını arttırır. Cinsel ilişkiden sonra hemen yataktan kalmamak, vajinanın yıkanmaması gibi yöntemler de hamileliğin oluşmasında etkilidir.

Her gün seks yapmak çocuk ihtimalini artırır mı?
Önemli olan kadının yumurtlama dönemine yakın günlerde cinsel ilişkinin yaşanmasıdır. Her gece ya da gün aşırı seks yapılması, sonucu etkilemez. Adetleri düzensiz olan kadınlarda yumurtlama gününü tam olarak tayin etmek güç olabilir. O zaman vücut sıcaklığını ölçmek, işe yarayan bir işlem olabilir. Yumurtlamadan hemen sonra vücut sıcaklığı arttığı için adet dönemi test edilebilir. Bunu takiben 11 ila 17′nci günler arasında cinsel ilişkiye girildiğinde gebelik elde edilme olasılığı yükselir.

Çocuk yapmak için özel afrodizyaklar faydalı olur mu?
Birtakım bilimsel araştırmalar; kız çocuk isteyen anne babaların hamile kalınmadan 4-5 ay önce vitamin ağırlıklı beslenmesinin etkili olduğunu gösterdi. Hem anne hem babanın protein ağırlıklı diyet yapmasının ise çiftin erkek çocuk ihtimalini arttırdığı söyleniyor.

Kaynak: sabah.com.tr

Bebek Buyuturken Yapilan Hatalar

Ekim 12th, 2008 yazan admin

Asagidaki bebek sagligi ile ilgili yazimizda bebek buyutulurken yapilan hatalar ve bunlarin nedenlerinin neler oldugunu ogrenebilirsiniz.

Medical Park Fatih Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı Uzmanı Dr. Feyza Çivici Gümüş; çocuklarımızı büyütürken yaptığımız ve birer şehir efsanesinden ibaret ‘geleneksel hataları’ anlattı.

1- Eyvah sütüm yetmiyor, mama vermeliyim
Yeni annelerin en çok endişe ettiği konulardan biri, bebeğin aç kalma ihtimali. Bu nedenle de çoğu zaman bebekler gereksiz yere mamayla besleniyor. Oysa anneler, sütünün yetip yetmediğini bebeğinin çişini takip ederek anlayabilir. 24 saatte en az 5-6 kez bezini ıslatan bebek, anne sütüyle doyuyor demektir. Anne sütü yetersizliğine ancak bir çocuk hastalıkları uzmanı doktor karar verebilir ve onun tavsiyesi gereğince mama takviyesine başlanabilir.

2- Şekerli su sarılığa iyi gelir
İlk günlerde anne sütünün gelmesinde yaşanabilecek bir sorun, bebeğin zayıflamasına ve sarılık oluşumuna yol açabilir. Halk arasında, aç kalan ve az idrara çıkan bebeklere şekerli su verilmesi önerilir. Oysa bebeğin beslenmesinde şekerli suyun yeri yoktur.

3- Çocuğum iki yaşına geldi, artık bezi bırakmalı
İki yaş, çiş eğitimi vermek için başlangıç dönemidir. Ancak çocuk bu konuda asla zorlanmamalı, altına kaçırdığı için kızılmamalı, sık sık tuvalete tutularak eğitime tabi tutulmamalı.

4- Dondurma hasta eder
Dondurma, tüm çocukların sevdiği ve faydalı bir gıdadır. Boğaz ağrısına neden olmaması için yalayarak yenmeli ve yanında su içilmeli.

5- Gürbüz çocuk sağlıklı olur
Gürbüz çocuk, sağlıklı çocuk değildir! Dengeli beslenen çocuk, zayıf da olsa sağlıklı kabul edilir. Çocukları asla yemek yeme konusunda zorlamayın, yemediği zaman beslenmeyi sonlandırın.

6- Çocuk sıcak havayı sever
Çocuklar, her zaman terlemeyeceği şekilde giydirilmeli. Üşüyeceği korkusuyla çocukları çok giydirmek ve sarıp sarmalamak, terlemeye ve hasta olmaya yol açar. Pamuklu kıyafetler tercih edilmeli, içinde naylon karışımı olan ve özellikle polar tipinde olan kıyafetler giydirilmemeli.

7- Fazla hareket ederse terler, hasta olur
Hasta olur endişesiyle çocuğun hareket etmesini kısıtlamak çok yanlış bir yaklaşım. Her çocuk hareket edince terler; terleyince üstünü değiştirebilirsiniz! ‘Çok terledin artık yerine otur’ demek, onu tembel, hantal ve mutsuz yapar. Zaman içinde metabolizma hızı azalan çocuk, hızla kilo almaya başlar. Hareket etmelerini kısıtlamaktansa, spora (yüzme, basketbol vb) yönlendirin.

8- Şaşılık büyüyünce geçer
Çocuklarda şaşılık bir yaşına kadar fizyolojik kabul edilir. Ancak bir yaşından sonra düzelmeyen şaşılıklar için mutlaka göz doktoruna başvurulmalı. Bir yaşından önce bebeklerde Nistagmus (göz küresinin istemsiz titremesi) görüldüğünde de mutlaka bir göz doktoruna muayene ettirilmeli.

9- Uslu durdu hamburgeri hakketti
Çocuklar mutlak suretle sağlığı ciddi şekilde tehdit eden fast food gıdalardan uzak tutulmalı! Bu ödüllendirme şekli yerine başka yöntemler seçilmeli; sinema ya da tiyatro ya götürmek gibi…

10- Ağladı hemen kucağıma alayım
Bebeği avutmanın birçok yolu var; her ağladığında hemen kucağa almak çözüm değil. Ağladığında yanına yaklaşıp onunla konuşmak, ten temasında bulunmak, ona şarkı ya da ninni söylemek ve karnını okşamak bebeği avutabilir. Ancak sırf kucağa alışmasın diye çocuğu hiç kucağa almamak da kendini güvende hissetmemesine ve mutsuz olmasına yol açar. Bu denge iyi kurulmalı.

11- Daha çok küçük, yalnız yatarsa korkar
Genellikle 6 aydan sonra bebeğin odasının ayrı olması uzmanlarca önerilir. Bu sınır en fazla 2 yaşa kadar uzatılabilir.

12- Büyükbaban uzağa gitti, geri gelecek
Çocuklara ölümü anlatmak zordur. Ancak ölen kişinin geri döneceği söylenmemeli, çocuk boş bir beklentiye sokulmamalı. Ölen kişinin bir daha dönmeyeceği, cennete gittiği ve orada mutlu olduğu söylenmeli.

13- Çok gaz yapıyor fazla süt içmesin
Çocuklarda 1 yaşından önce inek sütü kullanılmamalı. Ancak bir yıldan sonrada günlük süt tüketimi 400 CC’yi geçmemelir. Sütün içinde bulunan laktaz adlı şeker gaza yol açar. Fakat artık piyasada laktazsız sütlerde bulunabiliyor. Gaz sorunu olan çocuklara bu tip sütleri içirilebilir; ancak çözüm kesinlikle süt vermemek olmamalı!

14- Ayakta sallayınca hemen uykuya dalıyor
Çocuğu sallayarak uyutmak tıbben önerilmiyor. Ancak halk arasında ‘ayakta sallama’ en çok kullanılan yöntem. Çocuk; hafif tarzda ve sarsmayacak şekilde sallanırsa tahribatlara yol açmaz.

15- Fazla banyo yaparsa üşütür
Çocuklar banyo yapmaktan hasta olmaz. Yazın her gün, kışın ise hafta üç kez banyo yapılması önerilir.

16- Sıfıra vurdurursak saçları gürleşir
Bu inanışın tıbben hiçbir geçerliliği yoktur!

17- Pudra isiliğe iyi gelir
Pudranın isiliğe iyi geldiği yanlış bir düşünce değildir. Ancak toz pudralar yerine sulu pudralar seçilmeli. İsiliğin en iyi tedavi şekli ise çocuğu sık sık yıkamaktır.

18- Bol bol güneşlenirse kemikleri güçlenir
‘Çok fazla güneşe maruz kalmak kemikleri güçlendirir’ mantığı tam olarak doğru değil. Zararlı ışınlarından etkilenmemek için güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde çocuğunuzu güneşe çıkarmayın. Güneşe çıkarken de mutlaka yüksek koruma faktörlü güneş losyonları ve kremleri sürün.

19- Biberon ve emziği çok seviyor
Biberon ve emzik hiçbir çocuğa önerilmiyor. Biberon; bebekte ‘meme başı şaşkınlığı’na yol açıyor ve anne göğsünden soğutuyor. Mamayla beslenmek zorunda kalan bebeklerde, biberon en geç 2 yaşında bırakılmalı. Emzik de, damak yapısını bozabiliyor ve çocuğun enfeksiyon kapmasına yol açabiliyor.

20- Fitil vereyim, rahatlasın
Çok zorda kalmadan ve doktor tavsiyesi olmadan ne fitil ne de ilaç kullanılmalı.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/news/455687.asp

Anne Sutu Anneyede Yararli

Ekim 12th, 2008 yazan admin

Asagidaki yazimizda anne sutunun yararlarini ve anneye olan faydalarini okuyabilirsiniz.

Özel Jimer Hastanesi’nden Opr. Dr. Gülin Okan, anne sütünün bebek ve anne için önemine dikkat çekerek, çocukların en az 1 yıl emzirilmesi gerektiğini söyledi. Dr. Okan, “Emzirme annenin hamilelik öncesi kilosuna dönmesini sağlar, yumurtalık ve göğüs kanseri riskini azaltır” dedi.

1 – 7 Ekim Emzirme Haftası nedniyle açıklamada bulunan Opr. Dr. Okan, anne sütünün birçok hastalığa ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olduğunu bildirdi. Emzirmenin çene ve dişeti gelişimine faydalı olduğu gibi ruhsal gelişime katkısının da büyük olduğuna işaret eden Opr. Dr. Gülin Okan, “Anne sütü bebeğin değişen ihtiyaçlarına göre değişim gösterir. Sütün sabah ve akşam içeriği farklıdır. Bebek prematüre doğmuşsa, prematüre bebeğin ihtiyaçlarına göre farklılık gösterir. Anne sütü bebek için sindirilmesi en kolay olan besindir. Bu nedenle bebekler daha sık beslenmek ister ve daha iyi kilo alırlar. Ayrıca karın ağrısı, gaz sancısı ve kabızlık daha az sıklıkta görülür. Anne sütü alan bebeklerde ‘ani beşik ölümü sendromu (SIDS)’ daha az sıklıkta görülür. Temas, sıcaklık ve yakınlık sağlayarak emzirme ile anne ve bebek arasında özel bir bağ oluşur” dedi.

Anne sütünün bebekle birlikte anne için de büyük faydaları olduğunu belirten Okan, “Emzirme annenin kalori yakmasını sağlayarak hamilelik öncesi kilosuna dönmesine yardım eder. Yumurtalık ve göğüs kanseri riskini azaltır. Kemikleri güçlendirir. Adet kanamalarının başlamasını geciktirir. Doğum sonrası uterusun normal boyutlarına dönmesine yardım eder” diye konuştu.

Annelerin emzirme döneminde bebeğe birçok olumsuzlukların da geçebileceğinin farkında olması gerektiğini belirten Op. Dr. Gülin Okan, özellikle bebeği etkileyecek sigara, kafein, alkol, asitli içecekler ve ilaçlardan kaçınılması uyarısında bulundu. Op. Dr. Okan inek sütü konusunda da dikkatli olunması gerektiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/news/461299.asp

« Önceki Konular