Go to content Go to navigation Go to search
Hamilelik&Doğum ile ilgili bilgi ve oneriler...

Hamilelikte Yatis Bicimi

Şubat 9th, 2008 yazan admin

Alışık olduğunuz yatış biçiminizden gebelik sırasında vazgeçmeniz, altı yaşındayken oyuncak ayınızdan vazgeçmek kadar zordur. Bu nedenle bir süre uykunuzdan olursunuz, fakat bu durum yalnızca yeni yatış biçimine alışıncaya kadar sürer.

Sıklıkla kullanılan iki yatış biçimi (sırtüstü ve yüzüstü) gebelik sırasında uygun değildir. Çünkü yüzüstü yatış, karnınız büyüdüğü için bir karpuzun üzerinde yatmak ne kadar rahatsa o kadar rahattır. Sırtüstü yatmaksa daha rahat olmasına karşın, rahminizin bütün ağırlığı sırtınızın, barsaklarınızın ve inferior vena cava denen vücudun aşağı kısımlarından kalbe kan geri dönüşünden sorumlu olan damarın üzerine biner. Bu da sırt ağrılarını ve basurları arttırabilir, sindirim işlemini engelleyebilir, solunumu ve dolaşımı bozabilir ve kan basıncınızın düşmesine neden olabilir.

Bu, ayakta uyumanız gerekiyor anlamına gelmiyor. Kıvrılarak ya da uzanarak bir tarafınıza yan yatmanız, tercihen de sol yan tarafınıza yatıp arasına yastık koyarak bir bacağınızı diğerinin üstünde çaprazlamanız, yalnızca sizin için değil bebeğiniz için de en iyi yatış biçimidir. Bu yatış biçimi yalnızca besinlerin ve kanın plasentaya en üst düzeyde ulaşmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda böbreğin işlevlerini en iyi şekilde yerine getirmesini sağlar ki bunun anlamı da atıkların ve sıvıların vücuttan daha iyi atılımı ve diz, ayak ve ellerde daha az şişmedir.

Bununla birlikte çok az insan bütün gece aynı yatış biçiminde kalmayı başarabilir. Uyanır ve kendinizi sırtüstü veya yüzüstü yatar durumda bulursanız telaşlanmayın. Bunun hiçbir zararı yoktur. Yan pozisyona dönün ve uyuyun. Birkaç gece kendinizi rahatsız hissedebilirsiniz, fakat vücudunuz çok yakında yeni yatış biçimine alışacaktır.

Hamilelikte Yuksek Tansiyon

Şubat 9th, 2008 yazan admin

Bir kadının hamile kalmadan önceki tansiyon yüksekliği ile hamilelikle beraber ortaya çıkan tansiyon yüksekliği durumu birbirinden farklıdır ve dolayısı ile tansiyonun seyri, oluşumu ve tedavisi de farklıdır. Hamilelikte yüksek tansiyon tehlikelidir. Yüksek tansiyon hamilelikten önce de olabileceği gibi hamileliğe bağlı olarak da ortaya çıkabilir ve kötüleşebilir. Hamilelik bittikten sonra da kaybolabilir.

Hamilelikte yüksek tansiyon dediğimiz ‘Preeklempsi’, genelde hamileliğin 20. haftasından sonra ortaya çıkar ve hamileliğe bağlı anne ölümlerinin en önemli nedenlerinden biridir. Erken dönemde yakalandığında tedavisi mümkün olan, geç dönemde ise annenin ve bebeğin hayatına malolabilen ciddi bir hastalıktır. Preeklempsi’nin nedeni tam olarak bilinmediğinden, hamilelik öncesinde yüksek tansiyon gelişimini tahmin etme ya da önleyici bir yöntem yoktur.

Böbrek süzücü sisteminde yaşanan problem nedeniyle idrarda protein atımı başlar ve bu da sonuç olarak ödemi beraberinde getirir. Ellerde, ayaklarda ve özellikle sabahları yüzde ve göz kapaklarında şişmeler görülür. Hamilelikte tansiyonun yükselmesi çok farklı mekanizmalarla geliştiğinden, hastalarda sıvı ya da tuz kısıtlaması gereksizdir.

Preeklempsili bir kadında şuur kaybı, kasılma ve çırpınma nöbetleri saptanırsa bu preeklempsinin en ağır şekli olan gebelik zehirlenmesine yani ‘Eklempsi’ ye dönüşür. Yüksek tansiyon annede beyin kanamasına, körlüğe, karaciğerde kanamaya ve böbreklere hasar vererek böbrek yetmezliğine neden olabilir. Ayrıca, kalp yetmezliği ve akciğer ödemi de bütün bunlara eklenebilir. Yüksek tansiyon, annede sistematik bazı bozukluklara neden olurken aynı zamanda bebek de bu durumdan etkilenir. Anne karnındaki bebek kilo kaybeder ve gelişme geriliği gösterir.

Preeklempsi Kimlerde Görülür :
Önceki gebeliklerinde preeklempsi-eklempsi geçirenler
Ailesinde hipertansiyon görünenler
Hamilelikleri boyunca çalışmak zorunda olup, dinlenme fırsatı bulamayan anne adayları
Şeker hastalığı olanlar
Böbrek hastalığı olanlar
Çok genç ve ileri yaşta hamileler
Fetusa ait problemi olanlar
Çoğul gebeliği olanlar
Düşük sosyoekonomik durum içinde olanlar

Şiddetli Preeklempsi Belirtileri :
Tansiyon ölçümlerinde değerlerin yüksek çıkması
Ani ortaya çıkan bir kilo artışı
Halsizlik
İdrarda normalin üstünde albümin cinsi protein görülmesi
İdrar miktarında azalma
Unutkanlık
Bulantı, kusma, mide ağrısı
Uyuma isteği
Beyin fonksiyonlarında bozulma
Görme bozukluğu
Solunum sıkıntısı
Pıhtılaşma hücrelerinde azalma
Bebeklerde büyüme geriliği
Böbrek fonksiyonlarında bozulma
Anemi

Yüksek Tansiyonun Tedavisi:
Hamileliğin son altı haftası preeklempsinin en sık görüldüğü dönem olduğundan haftalık kontrollerin düzenli olarak sürdürülmesi.
Hamilelikte hipertansiyonun yakından takip edilmesi.
İdrar tetkiki, kan sayımı, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri yapılması.
Risk altındaki hamilelere verilen düşük dozda aspirin tedavisi.
Bebeğe gelen kan akımını artırmak için anneye verilen istirahat.
Kasılmaları önlemek için hastanede uygulanan değişik tedavi yöntemleri.

Hamilelikte Demir Eksikligi

Şubat 9th, 2008 yazan admin

Sağlıklı ve sorunsuz bir bebek dünyaya getirmek için yapılması gerekenlerin başında dikkatli ve düzenli beslenme gelir. Anne iyi beslenmezse hem bebekte hem de kendisinde önemli sorunlar ortaya çıkabilir. Anneyi ve bebeği etkileyen, en sık rastlanılan problemlerin başında da demir eksikliği gelmektedir. Hamilelerin yüzde 50’sinde demir eksikliği görülmektedir.

Demir, hemen hemen tüm canlıların hayatında önemli rol oynar. Kan hücreleri içinde bulunan hemoglobin maddesi oksijeni taşımakla görevlidir. Demir ise hemoglobinin temel yapısına giren bir maddedir ve organizmanın en önemli yapıtaşlarından biridir. Kemik iliğindeki kırmızı kan hücrelerinin oluşabilmesi için, demir önemli faktördür. Demir eksik olduğu zaman kan yapılamamakta ve kansızlık problemi ortaya çıkmaktadır.

Demirin bir yararı da, zararlı veya toksik olabilecek maddeleri zararsız hale dönüştürmesidir. Aynı zamanda demir; büyüme, üreme, yaralarda iyileşme ve bağışıklık gibi pek çok olayda da önemli rol oynar. Ayrıca, bağışıklık sisteminin de sağlıklı ve etkili işlev görmesi açısından son derece önemli bir mineraldir.

Hem bebek ve plasenta hem de artan kan hacmi nedeni ile hamilelik döneminde demir eksikliğine sık rastlanır. Hamilelikte annedeki demirin önemli bir bölümü bebeğe geçmektedir. Bu yüzden annedeki demir oranı zamanla azalır ve bu bebekte de demir eksikliğini ortaya çıkarır. Bebeklerde demir eksikliği zeka geriliğine neden olmaktadır. Hamilelik sürecinde anne adaylarının beslenmelerine dikkat etmeleri ve mutlaka demir takviyesi yapmaları gereklidir. Annenin demir eksikliği olmasa bile, yine de ilaçlarla takviye alınabilir. Demir eksikliğine bağlı kansızlık basit bir sorun olarak görülmemelidir.

Demir eksikliği belirtileri :
ciltte soluk renk
halsizlik
yorgunluk
konsantrasyon bozukluğu
çarpıntı
baş ağrısı
ellerde ve ayaklarda uyuşma
nefes darlığı
sinirlilik hali
kulakların uğuldaması
dudaklarda çatlaklar
tırnakların incelip çabuk kırılması
saç dökülmesi
hızlı hareket edememe
sürekli uyku hali

Demir eksikliği olan kadınlar, hamile kalmadan önce tedavi olduklarında hamilelik süresince daha az sorun yaşamaktadırlar. Hamilelikte “kan yapıcı” yani demirden zengin gıdaların tüketilmesi ve demir ilaçlarının doktor kontrolünde kullanımı önemlidir. Demir hapları kesinlikle sütle veya çayla birlikte içilmemelidir. Bu besinler, demirin emilimini azaltmaktadır. Oysa, C vitamini ile alınması emilimi arttıracaktır. İkiz hamileliklerde vücudun demir gereksinimi arttığından, doktor kontrolünde doz yükseltilmesine gidilebilir.

Hamilelikte, yanlış uygulanan diyetler, yeme bozuklukları, kaliteli olmayan beslenme şekli ve vejeteryan beslenme demir eksikliğine neden olmaktadır. Demir eksikliğinden korunmak için ilaçlarla alınacak demir takviyesinin yanı sıra; kırmızı et, sakatat, pekmez gibi gıdaların ve C vitamini içeren portakal, mandalina gibi meyvelerin yeterli miktarda tüketilmesi gerekmektedir.