Go to content Go to navigation Go to search
Hamilelik&Doğum ile ilgili bilgi ve oneriler...

Hesaplayicilar

Ocak 27th, 2008 yazan admin

Sizin icin faydali olabilecek gebelik ile ilgili hesaplayıcılar asagida yeralmaktadir. Gormek istediginiz hesaplayıcının linkine tiklayarak hesaplamanızı yapabilirsiniz.

Hesaplayıcılar:

Kaynak: Gebelik

Hamilelikte Alinan Kilolari Verme

Ocak 27th, 2008 yazan admin

Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmaya göre 6 ayda 5 saatten daha az uyuyan annelerin daha zor kilo verdiği ortaya çıktı…

Araştırmaya göre; hamilelikte alınan kiloları vermenin en iyi yolu daha fazla uyumaktan geçiyor. 2 bine yakın anne ile gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarına göre; bebekleri 6 aylık olana kadar günde 5 saatten az uyuyan anneler, daha çok uyuyan annelere oranla ilk bir yılda 3 kat daha yavaş kilo veriyor.

habervitrini.com

Hamilelikte Diyabete Dikkat

Ocak 27th, 2008 yazan admin

Diyabet yaşlı, genç dinlemiyor. Türkiye’de 6 milyon diyabet hastası var. Gebeliğin 24 veya 28′inci haftasında yapılan testle ortaya çıkan diyabet tehlike yaratıyor.

Konuyla ilgili sorularımızı Hospitalium Ümraniye Hastanesi Diyetisyeni Melek Gül yanıtladı.

Gestasyonel diyabet nedir, ne zaman ortaya çıkar?
Gebeliğin ortalarında 24. veya 28. haftalarında yapılan oral glikoz tolerans testinde kan şekerinin olması gereken değerlerin üzerinde çıkmasıyla ortaya çıkan tabloya gestasyonel diyabet denir.

Kimler risk altındadır?
Daha önceki hamileliklerinde gestasyonel diyabet geçirenler, önceki gebeliklerinde iri bebek veya anomalili bebek doğuranlar, birden çok düşük yapanlar, aşırı kilolu olanlar, yakın akrabalarında diyabet olanlar, hamilelik boyunca aşırı kilo alanlardır.

Gestasyonel diyabette diyet neden önemlidir?
Önceki dönemlerde anne ve bebek ölümlerine yol açan diyabet, günümüzde düzenli kontroller ve diyetisyenler tarafından hazırlanan beslenme planıyla kontrol altına alınabilmekte artık. Hamilelikte diyabet, yani şeker hastalığı hem anne hem de bebek için tehlikeli bir hastalıktır. Bebeğin düşmesinden, annede körlük (diabetik retinopati) ve böbrek yetmezliği (diabetik nefropati) riskini yüzde 50 artıran diyabet, hamilelikte dikkatle takip edilmesi gereken bir hastalıktır. Gebelerde kan şekeri kontrol altına alınamadığı durumlarda bir takım komplikasyonlar oluşur. Hiperglisemi yani kan şekerinin yükselmesi sonucunda ölü doğum ve düşük riski artar, üriner sistem enfeksiyonları gelişir, hipertansiyon, renal yetmezlik, preeklemsi, eklemsi sorunları anne ve bebeğin yaşamını tehlikeye sokar. Bu yüzden gestasyonel diyabette diyetin önemi büyüktür.

Diyet tedavisi neyi hedefler?
Diyette amaç, gebenin fizyolojik gereksinimlerinin karşılanması, besin öğeleri yedeğinin dengede tutulması, fetusun (bebeğin) büyüme ve gelişmesinin sağlanması, gün içerisinde kan şekerinin kontrol altına alınmasıdır.

Gestasyonel diyabette yapılan diyet bebeğin sağlıklı gelişmesini engeller mi?
Diyetisyen kontrolünde planlanan bir diyet yapıldığında hem annenin kan şekeri kontrolü, hem de bebeğin sağlıklı gelişimi sağlanmış olur.

Gestasyonel diyabette sadece şekerli besinlerden uzak durmak yeterli midir?
Gestasyonel diyabetin diyet tedavisinde sadece şekeri olan gıdaları diyetten çıkarmak yeterli değildir. Günlük aldığımız besinlerin karbonhidrat,yağ ve protein bakımından da dengeli alınması gerekir. Bunun yanında 3 ana ve 3 ara öğün olmak üzere az az sık sık beslenme, günlük alınması gereken enerjinin dengeli bir şekilde öğünlere bölünmesi de temelini oluşturur.

Meyve kan şekerini yükseltir mi, yenebilir mi?
Meyvenin yapısında fruktoz dediğimiz meyve şekeri vardır. Alınması gereken miktarların üzerinde ve tek başına tüketildiğinde kan şekerini yükseltebilir. Fakat diyetisyenin özel olarak hazırlayacağı beslenme programında bulunan meyveler miktar olarak almanız gereken değerlerde olacağından ve yanında protein içeren süt, yoğurt, peynir gibi besinler tüketileceğinden kan şekerinizi yükseltici etki göstermez. Bunun yanında günlük almanız gereken vitamin ve mineraller açısından destek olur.
habervitrini.com

Gebelik Sansinizi Artirin

Ocak 12th, 2008 yazan admin

İlk olarak, doğurganlığı arttırmak için dikkat edilmesi gereken önemli etkenlerden biri kilo faktörüdür. Çok kilolu ya da çok zayıf olmak doğurganlığı azaltır. Bunu önlemek için sağlıklı beslenmek ve egzersiz yapmak gereklidir. Ayrıca, kadınlarda vitamin ve mineral eksikliğinin oluşması da doğurganlığı etkilemektedir. Bu durumu engellemek için mutlaka uzman bir kişiye danışılmalıdır. Uzman kişinin görüşleri doğrultusunda size özel bir beslenme programından yararlanılmalıdır. Doğurganlığı olumsuz etkileyen diğer bir faktör ise hem kadınların hem de erkeklerin çok fazla sigara, kahve ve alkol tüketmeleridir. Unutmamanız gereken bir husus ta farklı hastalıklar için kullanılan ilaçlara dikkat edilmesi; İlaçları kullanmadan önce mutlaka doktora danışmalıdır. Çünkü bazı ilaçlar erkeklerde sperm sayısını azaltabildiği gibi kadınların da doğurganlığını etkileyebilir. En önemli etkenlerden biri de bağımlılık yapan ilaçlardır. Bu ilaçlara dikkat edilmeli ve bu maddelerin kullanımının üreme potansiyeli için oldukça tehlikeli olduğu unutulmamalıdır. Erkeklerin başka kadınlarla ilişkiye girmesi de, doğurganlığı olumsuz etkiler. Böyle bir durumda erkek enfeksiyon kapar ve kadının da aynı enfeksiyonu almasına neden olarak doğurganlığına zarar verir. Üreme potansiyelini arttırmak için hamile kalma ihtimalinin yüksek olduğu günlerde ilişkiye girilmesi (yumurtlama dönemi) hamile kalmayı kolaylaştırır. Stresten uzak durmanız da çok önemli. Çünkü stres kortizol ve prolaktin hormonlarında dengesizlik yaratarak kadınlarda yumurtalıkların çalışma düzenini bozabilir. Erkeklerde de ise sperm kalitesini düşürür. Sinirli olduğunuz durumları kontrol altında tutabilmeniz, rahat ve sakin olmanız stresi yenmenizi sağlayacaktır. Bunun için de yoga ve benzeri terapi yöntemlerinden faydalanabilirsiniz.
saglik.milliyet.com.tr

Hamilelik, Tup Bebek ile ilgili bilgiler

Ocak 12th, 2008 yazan admin

Prof. Dr. Hakan Yaralı, 35 yaşından sonra gebe kalamama süresinin uzun olması veya evliliğin geç yaşta yapılması halinde, “yan yollarda dolaşmadan”, tüp bebek başta olmak üzere etkin tedavi yöntemlerini önerdiklerini söyledi.

Gebelik ve tüp bebek konusunda bilinmesi gerekenler hakkında bilgi veren Ulusal Üreme Tıbbı ve Tüp Bebek Cemiyeti Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Yaralı, tüp bebekte yumurtalık rezervinin, başarıyı etkileyen en önemli faktörlerden biri olduğunu söyledi. Erkekte sperm yapımının sürekli olduğunu, ama kadınların var olan yumurtayı kullandıklarını, yeni yumurta yapma şanslarının olmadığını anlatan

Yaralı, anne karnındaki 5 aylık bir kız bebeğin her iki yumurtalığında 7 milyon yumurta bulunduğunu, bunların daha doğarken 6 milyonunun kaybedilerek bir milyona, 13 yaşındayken 700 bine, 35 yaşında ise 25 bine indiğini anlattı. 35 yaştan sonra daha hızlı bir kayıp yaşandığını bildiren Yaralı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Örneğin bir marketten 100 kilo elma alıyorsunuz ve başka elma alma hakkınız yok. Her misafir geldiğinde elma ikram ediyorsunuz, zaman içinde elma stoğunuz azalıyor. Hem de hataya yatkın elmalar geride kalıyor. Çünkü bir yumurta birinci ve ikinci olgunlaşma bölünmelerini yaptıktan sonra döllenebilir hale gelir. Yumurtaların 35, özellikle de 38 yaştan sonra birinci olgunlaşma bölünmesi esnasında hataya yatkınlığı artar. Bu nedenle 35-38 yaşları arasında düşük oranları da artmaktadır.”

YUMURTALIK REZERVİ ÖNEMLİ
Tüp bebekte başarının koşullarını da değerlendiren Yaralı, her birbasamağın verimliliğinin yüzde yüz olmadığını söyledi. Olgun yumurta elde edilecek yapılara “folikül” adı verildiğini ifade eden Yaralı, 16 milimetre çapından büyük foliküllerden olgun yumurta elde edilebildiğini bildirdi.

Yumurtalık rezervinde, başka bir deyişle çok yumurta veya folikül yapma yeteneğinde azalma bulunduğu takdirde, bunun derecesine göre gebelik şansının da azaldığını ifade eden Yaralı, şunları kaydetti:

“Kadının yaşının yanı sıra, birtakım bağımsız risk faktörleri vardır ki, bunlar da yumurtalık rezervini azaltırlar. Bunlardan biri yumurtalıklarda geçirilmiş kist cerrahisidir. Hastalarımızın şunu çok iyi bilmeleri gereklidir ki, gereksiz yere hiçbir şekilde yumurtalıklara dokundurulmaması gerekiyor. Doğurganlık çağında birtakım kistler olur ve kaybolur bunlara gereksiz cerrahi müdahale yapılmaması fevkalade önemlidir. Elbette bazı kistler vardır ki, cerrahi tedavi gerektirir. Ama bu cerrahi tedavi esnasında mikrocerrahi prensiplerine göre yumurtalığa en az zarar verecek şekilde kistin çıkarılması esastır. Bu ne kadar iyi koşullarda yapılsada yumurtalığa bir travmadır. Bunun vermiş olduğu hasarın derecesi de daha sonraki yumurta rezervi açısından belirleyicidir.”

“SİGARANIN YUMURTALIK REZERVİNE ETKİSİ”
Yumurtalardan birinin alınmış olmasının da yumurtalık rezervini etkilediğini bildiren Yaralı, ağır sigara tiryakiliğinin de bunu etkileyen en önemli etkenler arasında bulunduğunu söyledi. Yaralı, “Günde 10’dan fazla sigara içiminin, gerek hayvan gerek insan çalışmalarında yumurtalık rezervini fevkalade olumsuz yönde etkilediğine dair kesin deliller var” dedi. Yaralı, rahimdeki endrometriosis hastalığının da yumurtalık rezervini azalttığını söyledi.

Söz konusu 5 bağımsız risk faktörünün, derecesine göre yumurtalıkların yumurta yapma yeteneğinde azalma olduğunu, bunun da derecesine göre gebelik şansında azalma yarattığını ifade eden Yaralı,şunları belirtti:

“Aslında 35 çok genç bir yaş ama doğurganlık kapsamında orta şeker bir yaş. 38 yaşından sonra da ayların hesabını yapıyoruz. Dolayısıyla saygın bir tüp bebek merkezinde ortalama olarak başarı şansı, 30 yaşın altında yüzde 54-58’ler arasında, 30-35 yaş arasında ise yüzde 50 civarındadır. 35-38 yaş arasında azalmaya başlar.”

38-40 yaş arasında oranların yüzde 35-40’lara düştüğünü, 40 yaşından itibaren de yaklaşık olarak yüzde 25’ler civarında olduğunu anlatan Yaralı, 44-45 yaşında ise tüp bebekte başarı şansının, sıfıra indiğini belirtti. Yaralı, “35 yaşından sonra gebe kalamama süresininuzun olması veya evliliğin geç yaşta yapılması halinde, çok fazla vakit geçirmeden, hızlı ve yan yollarda dolaşmadan, tüp bebek başta olmak üzere etkin tedavi yöntemlerini öneriyoruz” diye konuştu.

“38’DEN SONRA AYLARIN HESABINI YAPIYORUZ”
Normal yollardan gebe kalamama süresi çok uzun olmasa bile, 38 yaşından sonra ayların hesabını yaptıklarını anlatan Yaralı, bu nedenle bu yaş grubundaki kadınlara öncelikle tüp bebeği düşünmeleriniönerdi. Yumurtalık rezervini anlamak için kan testi yapılabildiğini ve ultrasonda “antral folikül” denilen küçük yumurtaların sayılabildiğini ifade eden Yaralı, bunun kendilerine çok iyi yol gösterebildiğini, ama antral folikül sayısının az olması ve kan tetkiklerinin olumsuz olması halinde bu hastaların vakit geçirmeden tüp bebeği düşünmelerinde yarar olduğunu bildirdi. Yaralı, 38 yaşındaki bir kadının normal yollarından hamile kalmak için kendisine ne kadar bir süre tanıması gerektiği sorusu üzerine, “Bunda bir dolu parametreye ihtiyaç bulunduğunu” yanıtını verdi.

Yaralı, bu kişilerin ne kadar süredir evli olduğu, daha önce bir gebelik öyküsünün olup olmadığı gibi parametrelere bakılarak, diğer faktörlerde de bir problem yoksa beklenebileceğini kaydederek, şöyle devam etti:

“Tüp bebek öncesi yumurtlatma, aşılama gibi basit, kolay, ucuz ama başarı şansı sınırlı tedavi seçenekleri denenebilir. Ama sadece şunu söylemek istiyorum, aylar, yıllar boyu yan yollarda dolaşmasınlar. Acil, hemen bu ay, gelecek ay tüp bebek demiyorum ama bu hastalarda 38 yaş sonrasında ayların hesabının yapıldığını, çok fazla yan yollarda dolaşma lüksü olmadığını ifade etmek istiyorum.”

Yaralı, ancak yaşla ilgisi olmayan, tüplerde ağır zedelenme ya da ağır sperm probleminin bulunması gibi hallerde, tüp bebek tedavisine yönelmenin şart olduğunu söyledi.
ntvmsnbc.com