Go to content Go to navigation Go to search
Hamilelik&Doğum ile ilgili bilgi ve oneriler...

Gebelik (Hamilelik) Belirtileri

Aralık 27th, 2007 yazan admin

Bu yazimizda gebelik (hamilelik) belirtileri hakkinda bilgileri paylasacagiz.

Gebeliğin ilk onemli belirtisi adet gecikmesidir. Ama her adet gecikmesi gebesiniz anlamına gelmez. Yaşam tarzındaki herhangi bir değişiklik, çeşitli rahatsızlıklar, diet, psikolojik durum değişiklikleri, stres gibi pek çok faktör adet gecikmesine neden olabilir.

Bebek sahibi olmak için bir kadının en uygun olduğu yaş dilimi 18-35 yaşlar arasıdır.Bu dönemin başlangıcında kadının kendi vücudu gelişimini tamamlamıştır ve bir bebek gelişimi için uygun hale gelmiştir.

Yaşınız ya da pozisyonunuz ne olursa olsun gebe kalmak istediğinizde ya da gebe olduğunuzu düşündüğünüzde mutlaka uzman bir hekime müraacat etmelisiniz.

Gebelik ne zaman başlar ?
Gebelik erkekten gelen spermin kadının yumurtalıklarından atılan yumurta hücresini döllediği anda başlar.Bu andan 8.haftanın sonuna kadar olan dönem ebryonik dönem olarak adlandırılır. Sekizinci haftadan doğuma kadar olan süreye de fetal dönem denir.

Gebelik yaşı nasıl hesaplanır ?
Gebelik yaşı hesaplanırken gebe kalındığı düşünülen ilişkinin gerçekleştiği gün kriter olarak alınmaz. Tüm dünyada ve terminolojide bir standart sağlayabilmek amacıyla son adet kanamasının ilk günü (SAT, son adet tarihi) gebeliğin başlangıcı olarak alınır. Gebelik yaşı hesaplanırken ay kullanılmaz. İnsanlarda gebelik 280 gün sürer. Bu 40 haftaya denk gelmektedir. Sonuç olarak gebelik hafta olarak tanımlanır ve başlangıcı olarak da son adet kanamasının ilk günü esas alınır.

Bebeğin doğum tarihi nasıl hesaplanır ?
Bebeğin beklenen doğum tarihini (BDT) hesaplamak için oldukça basit bir yöntem vardır: 7 gün ekle 3 ay çıkart. Negele yöntemi adı verilen bu sistemde SAT’ne 7 gün eklenir ve 3 ay geriye gidilir. Bir örnekle açıklayacak olursak son adet kanamasının ilk günü 7 Temmuz olan bir anne adayını ele alalım.

Bu hasta için beklenen doğum tarihi 14 Nisan’dır. Ancak bebeklerin sadece %5′i bu tarihte doğar. 38 hafta ile 42 hafta arası doğan bebekler normal kabul edilirken 38 haftadan önce doğanlar preterm 42 haftadan sonra doğanlar postterm olarak adlandırılır. Prematürite ise bebeğin yaşını değil gelişimini anlatan bir ifadedir. Örneğin 36 haftalık doğan bir bebek preterm olmasına yani erken doğmasına rğme eğer akciğer gelişimini tamamlamış ise prematür değildir.

Gebeliğin belirtileri
Gebeliğin en önemli bulgusu adet gecikmesidir. Ancak her adet gecikmesi gebelik anlamına gelmez. Yaşam tarzındaki herhngi bir değişiklik, çeşitli rahatsızlıklar, diet, psikolojik durum değişiklikleri, stres gibi pek çok faktör adet gecikmesine neden olabilir.

Gebelik testleri
Gebe olduğunuzu ne kadar erken öğrenilirse , gebelik ile ilgili bakıma o kadar erken başlanabilir. Bu nedenle adet gecikmesi olan her kadın vakit kaybetmeden gebelik testi yaptırmalıdır.Gebeliğin oluşması ile birlikte gebelik ürününüden bazı hormonlar salgılanmaya başlar. Bu gebeliğe özgü hormonlar kadının adet siklusunu kesintiye uğratır ve kadın gebelik süresince adet görmez. Kanda ve idrarda bu hormonların tayini ile gebelik teşhisi konabilir. Kanda bakılan hormon daha henüz ortada bir adet gecikmesi olmadan önce bile gebeliği gösterebilir. İdrarda ise sıklıkla 7-10 günlük bir gecikmeden sonra gebelik saptanabilir.

Piyasada satılan ve kişinini kendi kendine uyguladığı testlerin güvenilirliği labovatuardakilere oranla biraz daha düşüktür. Bu nedenle adet gecikmesi olan ve kendi kendine yaptığı test negatif çıkan kadınlar da hekimlerini konu hakkında bilgilendirmeli ve onun tavsiyelerine uymalıdırlar.
kaynak:mumcu.com

Bu konu ile ilgili aramalar: gebelik belirtileri, hamilelik, hamilelik belirtileri, gebelik, hamilelik, hafta hafta gebelik, gebelik oncesi, gebemiyim, gebelik, gebelik testi, gebelik takibi, gebelik kesesi, dusuk, gebelik takvimi, hamilelik ve düşük, ikiz gebelik, gebelik takibi, gebelik ve hastaliklari, dış gebelik, mol gebelik, bos gebelik

Hamileyken Rejim Yapmak Tehlikeli

Aralık 17th, 2007 yazan admin

Son yıllarda vücutlarının bozulmaması için hamilelik dönemini birkaç kilo alarak sonlandırmaya çalışan gebelerin sayısı artıyor. Jinekologlar kendilerine bu istekle gelen anne adaylarını, “Vücudunuzdan önce çocuğunuzun sağlığını düşünün” diye uyarıyor. Jinekologlar, “Hamilelikte diyet olmaz” diye ısrarla vurgularken, diyetisyenler de, “Salata veya kivi yiyerek hamilelik geçmez” diyor. Hamilelik dönemi boyunca en az 10 kilo alınması gerektiğinin üzerinde duran doktorlar, “Hamile bir kadın diyet yaparsa erken doğum, çocukta gelişme geriliği, süt eksikliği ve düşük, bunun yanında bebeklerde kalp hastalığı riski yükselir” uyarısında bulunuyor.

Beslenmenin önemi artıyor
Prof. Dr. Teksen Çamlıbel’in verdiği bilgilere göre; gebelik, beslenmenin öneminin arttığı bir dönemdir. ‘İki kişilik yeme’ düşüncesi, hamilelikte doğrudur. Bebeğin anneden istediği ekstra kalori, günde yaklaşık 300-500 kaloridir. Gebelik süresince toplam ağırlık artışında, hamilelik öncesi kilo önemli bir rol oynar. Zayıf ya da çok genç bir anne adayı, 13-18 kilo alabilecekken, hafif şişman olan gebe 12 kilo almalıdır. Ortalama ağırlık artışı, 10-12 kilogramdır. Yani kişisel özellikler ağırlık artışına etki etmektedir.

Kalp hastası olabilir
Zayıf hamilelik sonucu düşük kiloda doğan bebeklerde ileri yaşlarda hipertansiyon, ‘Tip 2′ diye bilinen insüline dirençli şeker hastalığı ve kalp-damar hastalıklarının diğerlerine göre 18 kat daha fazla gözlemlendiği ortaya çıktı. Hamilelik döneminde diyet yapmadan dengeli beslenmek önemlidir.

Erken doğum riski
Prof. Dr. Mustafa Bahçeci’nin verdiği bilgilere göre; Gebelik boyunca ideal olarak 10 ila 14 kilo arasında bir artış iyidir. Bu artışın yaklaşık yarısı bebek, bebeği çevreleyen su kesesi ve bebeğin plasentasından kaynaklanmaktadır.

Geri kalan kısmı ise kan hacmi artışı ve yağ dokusu artışıdır. Kan hacminin artışı, gebeliğin sağlıklı bir şekilde devam etmesi açısından oldukça önemlidir. Bu artış sayesinde, rahim içerisinde bulunan bebeğe kan akışı yeterlice sağlanmaktadır. Yağ dokusundaki artış ise, bebeğin ihtiyaç duyacağı enerji için gelişmektedir. Sadece tek yönlü besinlerin tüketimi ve kilo alma kaygısının devamlı ön planda olması, sağlıklı bir bebeğin doğmasını tehlikeye sokar.

Kaynak: ekolay.net/kadin/

Aserilen Hersey Yenmelimi?

Aralık 17th, 2007 yazan admin

Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümran Sevil ve Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Ayten Taşpınar tarafından, evli 400 kadınla gerçekleştirilen araştırma, hamilelerde görülen aşermede de geleneksel inançların etkili olduğunu ortaya koydu.

Katılımcılardan 220´si, “gebenin canı ne isterse alınıp yedirilmesi gerektiğini ve bunun sevap olduğunu” söyledi. Ayrıca kadınlar, “arzulanan yiyeceklere göre de çocuğun değişik özelliklere sahip olacağını” belirttiler. Bunlar arasında “tatlıya aşeren oğlan, ekşiye aşeren kız doğurur” ve “patates aşerenin çocuğu kötürüm”, “balık eti yenirse çocuğun ağzı açık ya da vücudu kemiksiz”, “ayvaya aşerenin çocuğunun zeki” olacağı gibi inanışlar ilk sıralarda yer aldı.

Her istediğini yemeli mi?
Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Doç. Dr. Sevil, hamile kadınlarda bazı besin ve besin dışı maddelere karşı dayanılmaz bir istek meydana geldiğini, bunun da psikolojik nedenlerden ya da temelde vücudun gereksindiği maddelere karşı bir belirti olarak ortaya çıktığını söyledi. Doç. Dr. Sevil, “Aşerme, tatlı ve ekşi yiyeceklere karşı olabileceği gibi kireç, toprak, kibrit, diş macunu ve nişasta gibi birbiriyle ilgisiz madde isteği de ortaya çıkabiliyor. Bu tür maddelerin yenilmesinin sağlık açısından tehlikeli olabileceği unutulmamalı. Gebenin canının istediği her şeyi değil, sağlığa zararlı olmayan maddeleri yemesine izin verilmeli” dedi.

Araştırma sonuçlarının, sağlık hizmetinde çalışanların, kültürün sağlık üzerine etkilerini göz önüne alarak, hizmet götürdükleri bölgenin geleneksel inanç ve uygulamalarını belirlemelerinin ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha gösterdiğini vurgulayan Doç. Dr. Sevil, şunları kaydetti: “Bu doğrultuda, toplumun kültürel ve değer yargılarına karşı tavır almadan ılımlı bir yaklaşımla iyi ilişkiler kurulmalıdır. Kadınlarla daha iyi iletişim kurulabilmesi ve çağdaş sağlık bilgilerinin daha kolay kabul görmesi bakımından, kadınların anne-çocuk sağlığını olumsuz yönde etkilemeyecek türden geleneksel uygulamalarına saygı gösterilmelidir.”

Kaynak: milliyet.com.tr

Hamilelikte Vucut Bakimi

Aralık 17th, 2007 yazan admin

Kadın vücudu gebelik sırasında diğer zamanlardan daha fazla bakım ister. Bu dönemde bedeninize gösterdiğiniz ilgi hem sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmenizi hem de doğum sonrasında vücudunuzun eski haline kolayca dönmesini sağlar. Bu yüzden hamilelik döneminde vücut temizliğinize ve bakımınıza gerekli ilgiyi göstermelisiniz.

Banyo
Gebelik sırasında günlük yıkanma alışkanlık haline getirilmelidir. Çünkü bu dönemde ter bezleri normalden aşırı bir çalışma gösterir.

Yıkanırken kullandığınız su 37-38 derece olmalıdır. Aşırı sıcak su sağlığınız açısından zararlıdır. Ayrıca banyo süresinin 15 dakikadan fazla olmamasına dikkat etmelisiniz. Aksi takdirde kanama geçirme riskiniz artacaktır.

Banyo yaparken kapınızı hiçbir zaman kilitlemeyin. Hatta evde kimse olmadığı zamanlarda banyo yapmamaya özen gösterin.

Göğüslerin bakımı
Hamilelik döneminde en çok dikkat ve özen gösterilmesi gereken yer göğüslerdir. Bu dönemde şişen göğüslerde çatlak oluşmaması için ılık bir duştan sonra nemlendirici kremlerle göğüslere masaj yapılmalıdır. Aksi halde göğüslerde çirkin bir görüntü oluşturan çatlaklar oluşabilir.

Göğüs sarkmalarını engellemek için göğüsler günde iki defa soğuk suyla yıkanmalıdır.

Kalça ve göbek bakımı
Karın çizgisinin yerleşip iz bırakmasını en aza indirmek ve kalçalara gerekli özeni göstermek için bu bölgeler badem yağıyla her gün ovulmalıdır.

Cilt bakımı
Cildin sağlıklı bir şekilde nefes alması hamilelik döneminde her zaman olduğundan daha önemlidir. Bu yüzden bu dönemde yatmadan önce makyajınızı mutlaka temizlemeli, yüzünüze ve ellerinize besleyici krem sürmelisiniz.

Saç bakımı
Gebelik döneminde saçlara istenilen şekli vermek her zamankinden daha zor olabilir. Saçlar parlaklıklarını, canlılıklarını yitirirler. Saçların sık sık yıkanması ve saç tipine uygun bakım yapılması bu sorunu büyük ölçüde giderecektir.

El ve ayak bakımı
El ve ayak tırnakları gebelik sırasında donuk bir renk alır ve kolayca kırılır. Tırnakların katmanlarının ayrılmaması için güçlendiricili parlatıcılardan kullanabilirsiniz.

Tırnaklarınızı üç günde bir havalandırmalısınız. Çünkü bu dönemde oje sürmek tırnağın kurumasına neden olur.

Ağız bakımı
Hamile kadınların tükürüklerinde bulunan ve diş minelerini etkileyen maddeler, bu dönemde diş çürümelerine sebep olur. Ayrıca dişlerin sağlamlığında rol oynayan fluor maddesi de yeterince sağlanamaz. Bu nedenle hamilelik döneminde hiçbir ağrı duyulmasa bile diş doktoruna düzenli olarak görünülmelidir.

Arada sırada dişleri bir antiseptikle çalkalamak da mikropların dişlerde yuvalanmasını önleyecektir.

Kaynak: e-kolay.net/kadin

Genital Herpes

Aralık 17th, 2007 yazan admin

Herpes simpleks tip 1 ve tip 2 olarak adlandırılan uçuk virüsünün neden olduğu genital herpes, kronik bir enfeksiyon olması nedeniyle kadınlar arasında seksüel yolla geçen hastalıklar içinde en yaygın görüleni. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Nuri Ceydeli genital herpesin, küçük ama tedavi edilmediği takdirde büyük sonuçlara yol açabilen bir hastalık olduğunu söylüyor.

GENİTAL HERPES NEDİR?
Genital herpes; herpes simpleks tip 1 ve tip 2 olarak adlandırılan uçuk virüsü nedeniyle genital bölgede oluşan viral enfeksiyondur. Genellikle tip 2 herpes virüsü ile olan genital herpeste son yıllarda artan bir şekilde tip1 de etken olmaya başlamıştır. Tip 2 ile infekte olanlarda enfeksiyonun ilk yılında ortalama 4 kez tekrarlarken , tip 1 etken olduğu zaman bu sayı birdir. İlk yıldan sonra tekrarlama oranı; tip 2 infekte olanlarda yavaş yavaş azalırken, tip 1 ile infekte olanlarda nadirdir. İlk enfeksiyonlarda tablo daha ciddidir. Primer infeksiyonların %75’i hasta tarafından anlaşılamaz. Bazen mantar enfeksiyonu, idrar yolu enfeksiyonu, genital bölgedeki alerjik lejyonların tedavisi esnasında rastlantı sonucu tanı konur.

AĞRILI KABARCIKLAR OLUR
En klasik belirtisi; genital bölgede ağrılı kabarcıklar ve ülserlerdir. Bu kabarcıklar kaşıntılı, içinde su toplamış izlenimi veren minik ağrılı lezyonlardır. Bazı kadınlarda ise sadece yüzeyel yaralar, çatlaklar ve kaşıntı olabilir. Cinsel ilişki veya idrar yaparken ciddi yanma şikayetlerine yol açabilir.

VİRAL KÜLTÜRLE TEŞHİS EDİLİR
Hastalık esnasında yapılan viral kültür spesifiktir ve birçok merkezde yapılmaktadır. Bazen virusu izole etmek zor olabilir. Herpese bağlı menenjit ve beyin zarı iltihabı gibi durumlarda örneklerden PCR ile viral kültür yapılabilir. Bunun dışında kanda herpes tipleri için antikor bakılabilir. Kuluçka dönemi 4 gün gibi kısadır. Antikorlar enfeksiyondan 2-12 hafta sonra tespit edilir ve kanda kalır. Partnerinde tip 2 enfeksiyonu olan ama kendisinde hastalık olmayan kadınları tedavi etme gerekliliği konusunda yeterli tıbbi bilgi yoktur.

AĞIZDAN ALINAN İLAÇLAR YETERLİ OLUR
Normal infeksiyon tedavisinde asiklovir, famsiklovir, valasiklovir gibi antiviral ilaçlar güvenle kullanılır. Genital herpes hafif seyretse bile ilk döneminde tedavi önermek gerekir. Böylece lezyonlar, viral yayılma, semptomlar azalır ama uzun dönemde hastalığın izleyeceği doğal süreç değişmez. Genellikle ağızdan kullanılan ilaçlar yeterlidir, bazen hastayı hastaneye yatırmak ve damar içi tedavi vermek gerekebilir. Yüzeyel ilaçlar ise hiçbir işe yaramamaktadır. Gerekirse ağrı kesiciler önerilebilir. Hastalığın ilk günlerinde ılık su banyoları işe yarayabilir. Yüzeyel ağrı kesiciler faydalı olabilir.

Genital herpesin tekrarlama olasılığı günlük baskılayıcı ilaçlar veya hastalığın başlayacağı hissedildiği anda belirli aralıklarla kullanılan antiviral ilaçlarla engellenebilir.

CİDDİ HASTALIKLARA NEDEN OLUR
Bazı hastalarda çok yaygın infeksiyon, pnömoni, hepatit, menejit veya ensafalit gibi çok ciddi hastalıklar ortaya çıkabilir, bu durumda da hastayı hastaneye yatırmak ve damar içi tedavi yapmak gerekir. Gebelikte izlenen genital herpesler gebeliğin ilk yarısında ise ciddi problemlere yol açmaz. Çünkü bu dönemde bebeğe geçiş olasılığı çok azdır. Genital herpesi olan kişiyle cinsel ilişkiye girilecekse kesin önlem olmamakla birlikte mutlaka prezervatif kullanılmalıdır.

Kaynak: ntvmsnbc

Dogum Kontrol Yontemleri

Aralık 17th, 2007 yazan admin

Kişi için ideal bir korunma yöntemiyle istenmeyen gebelikler, kişinin sağlığına zarar vermeden engellenebilir. “Doktorunuzun önerisiyle sizin için en uygun olabilecek yöntemi seçmeli ve benimsemelisiniz” diyen Dr. Cem Çıtlak, korunma yöntemleri ile ilgili şunları söyledi.

İdeal korunma yöntemlerini sıralayan Çıtlak, rahim içi araç, kombine doğum kontrol hapları, hormon enjeksiyonları, norplantlar (Hormon İmplantları), cerrahi sterlizasyon (Ameliyatla Kısırlaştırma), prezervatif gibi artık büyük bir çoğunluğun haberdar olduğu yöntemlerin yanı sıra teknolojinin ilerlemesiyle birlikte alternatif doğum kontrol yöntemlerinin de varlığından bahsediyor.

RAHİM İÇİ ARAÇ ( SPİRAL )
Günümüzde plastikten yapılmış, bakır ilaveli rahim içi araçlar en ideal olan ve en çok kullanılanlardır. Bunların dışında aktif vaginal enfeksiyonu olanlara uygulanmaması gereken progesteron hormonu ilaveli rahim içi araçlar da vardır. Adet kanamasının hemen sonrasında veya kadın gebe olmadığından kesin eminse herhangi bir günde doktor tarafından rahime uygulanır. İdeal koruyuculuk süresi, bakırlı olanlarda beş yıl, hormonlu olanlarda bir yıl olan rahim içi araç kullanan kadınların mutlaka yıllık doktor muayenesinden geçiyor olması gerekir.

Hiç doğurmamış olanlar ve çok eşliler için fazla önerilmeyen rahim içi araca bağlı olarak;
- Aşırı adet kanamaları
- Ara kanamalar
- Kasık ağrıları görülebilir.
- Progesteron hormonu içeren rahim içi araçların, standart olanlara üstünlüğü kanama problemlerine yol açmamasıdır.

KOMBİNE DOĞUM KONTROL HAPLARI
Günümüzde gelişmiş ülkelerde en sık kullanılan, östrojen ve progestoron hormonu içeren, etkin ve güvenilir yöntem olan doğum kontrol hapları seçilmeden önce kadın genel bir jinekolojik değerlendirmeden geçmeli, PAP smear’i yapılmalı ve uygun ilaç doktor tarafından önerilmelidir. Hapa adetin ilk günü başlanır ve 21 gün süreyle ara vermeden günde bir tablet alınır, 7 günlük arayı takiben tekrar hapa başlanır. Kadın ara verdiği 7 günlük dönemde adet görür. Kadın ilacı korunmayı düşündüğü süre boyunca 21 gün ilaç, 7 gün ara şeklinde kullanır. İlaç kullanılırken en önemli olay günlük tabletleri unutmamaktır çünkü unutulduğunda koruyuculuk etkinliği azalır. İlaç bırakıldıktan kısa bir süre sonra kadın ilaç öncesi doğurganlık kapasitesine ulaşır. Sigara içen 35 yaş üstü kadınların kullanması pek tavsiye edilmez.

HORMON ENJEKSİYONLARI
Aylık ve üç aylık enjeksiyon olarak uygulanır. Aylık iğneler 28 günde bir uygulanır ve östrojen ve progesteron hormonu içerir. İlaç kullanımının ilk aylarında düzensiz kanamalarla karşılaşıla bilinir. Etkileri kombine doğum kontrol haplarına benzer, günlük hap alımını unutabilecek olanlara önerilir. Üç aylık iğneler sırf progesteron hormonu içerir. Kullanımları esnasında adet düzensizlikleri ve tamamen adetten kesilme gibi şikayetler görülebilir. Bu ilaç daha çok emziren anneler için uygun bir seçenektir. Her iki ilaç da bırakıldıktan kısa bir süre sonra kadın normal doğurganlık kapasitesine ulaşır.

NORPLANTLAR (HORMON İMPLANTLARI)
Lokal anasteziyle kolun iç yüzüne yerleştirilen ve prgesteron hormonu salan kapsüllerdir. Ara kanamaları ve adetten tamamen kesilme görülebilir. Etkinlik süreleri beş yıldır. Çıkartılmaları için de cerrahi müdahale gereklidir.

CERRAHİ STERLİZASYON
Cerrahi kısırlaştırma hem erkek, hem de kadın için uygulanan ancak geri dönüşümsüz olarak kabul edilmesi gereken bir yöntemdir. Çocuk sayısını tamamlamış olan ve ileriki hayatında kesinlikle çocuk düşünmeyen kişiler için uygun olan bir yöntemdir. Kadınlar için uygulanan yöntem tubal sterlizasyon (tüplerin bağlanması), erkekler için ise vasektomi (üreme kanalının bağlanması) ‘dır.

PREZERVATİF
Erkekler için, günümüzde mevcut tek geri dönüşümü mümkün olan yöntem. Doğum kontroluna ilave olarak cinsel yolla bulaşan hastalıklardan koruyucu etkisi de vardır. Her ilişki sonrasında prezervatifin yırtık yönünden kontrol edilmesi önemlidir.

PERSONA DİGİTAL KONTROL
Bilinen tüm doğum kontrol yöntemlerinde vücuda yerleştirilen bir araçtan, ilaçtan, cerrahi müdahalelerden bahsettik. Persona, vücuda içeriden veya dışarıdan bir ilaç alınmadan ya da herhangi bir madde kullanılmadan çözüm sunan ve bu özelliği ile “dünyanın en doğal doğum kontrol yöntemi” olarak tanımlanan doğum kontrol yöntemidir. Prezervatif, rahim içi araç ve doğum kontrol haplarını kullanmadan sadece stick’lerinin üzerinde idrar testi yaparak sonuca ulaşır.

Normal Laboratuarların yaptığı doğum kontrol için çok önemli olan iki hormonu ( LH ve Östrojen) günlük idrar testleri ile ölçebilen Persona, laboratuarda yapılan testlerle % 99,7 oranında benzeşir. Tehlikeli gündeyseniz kırmızı, serbest gündeyseniz yeşil ışık yakarak şüpheye yer bırakmadan “konforlu bir cinsel hayat” olanağı sağlar. 35 yaş üzeri ve sigara kullanan kadınların doğum kontrol haplarını kullanmaları sakıncalı. Bu noktada da persona önemli bir yer teşkil ediyor.

Kaynak: ntvmsnbc

Hamilelik ve Seks

Aralık 8th, 2007 yazan admin

Seks, çiftler için hamilelik esnasında yakın kalmaları için harika bir yoldur. Bazı ana noktalar izlendiğinde genellikle güvenlidir:

Kadının üstte olduğu veya yan yattığı pozisyonlar hamilelik ilerledikçe daha rahat olabilir.

Derin penetrasyon annen için nazik ve rahat olmalıdır.

Hamilelikte vajinanın içindeki su veya hava (veya başka yabancı maddeler) seks oyunun bir parçası olmamalıdır. Şırınga etmek hamilelik sırasında asla yapılmamalıdır.

Anlayış, empati, yaratıcılık ve mizah hamilelik esnasında aşk yapmak için iyi nitelikler olabilirler.

Bir kadın her zaman “hayır” diyebilmeli.

Eğer bir kadın doğum öncesi dönemde yüksek risk altındaysa, orgazm ve cinsel birleşme doktorunuz veya ebeniz güvenli olduğunu söylemedikçe önlenmelidir. Böyle durumlarda meme uçlarını tahrik etmekten de kaçınılmalıdır.

Eğer doktorunuz önerdiyse cinsel birleşmeden (veya cinsel aktiviteden) kaçının.

Eğer amniyotik sıvı sızıntı yapıyorsa, yırtılmışsa veya sızıntı yapabileceği şüphesi varsa cinsel birleşmeden kaçınılmalıdır.

Eğer kadın veya partneri doğrulanmış veya ortaya çıkmış seks yoluyla geçen bir hastalığı veya HIV’si varsa herhangi bir cinsel birleşmeden kaçınılmalıdır.

Eğer cinsel birleşmeden kaçınılamıyorsa prezervatif veya sperma öldürücü kullanılması tavsiye edilir.

Dönem ilerledikçe, doğum sonrasında doğum kontrolü tartışmaya başlayın.

Kaynak: ivillage.mynet.com

Hamilelik ve Seyahat

Aralık 8th, 2007 yazan admin

Hamilelikte seyahat genellikle bir sorun oluşturmuyor. Ancak uzun seyahatler yorucu olabiliyor. Sema Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Gülnihal Bülbül, “ilk üç ay içinde mide bulantısı, kusma, sık idrara gitme, yorgunluk gibi şikayetler nedeniyle hamile bayanların seyahatte rahatsız olabilir. Uzun seyahat bir seyahate çıkacak hamile bayanlar ise ikinci trimestr denen 4.-5.-6. ayları tercih etmelidir” dedi.

Hamilelere yolculuk tavsiyeleri

• Sizi rahatsız etmeyecek, pamuklu, sentetik olamayan kıyafetler giyin.

• Yanınıza mide yanmasını bastıracak hafif, sağlıklı yiyecek ve içecekler alın.

• Elinizi yıkayamayabileceğiniz için anti bakteriyel el bezleri, kolonyalı mendil bulundurun.

• Uzun yolculuklarda sık sık kısa molalar verin, kısa yürüyüşler yapın.

• Yolculuklarda ayakların şişme ihtimaline karşı rahat topuksuz ayakkabılar giyin.

• Yurtdışına çıkacaksanız, doktorunuzla görüşün, aşı yaptırmanız gerekiyorsa yaptırın. Sıtma. Kolera, tifo, sarılık gibi bulaşıcı hastalıkların yaygın olduğu ülkelere gitmeyi hamilelik sonrasına erteleyin.

Uçak yolculuklarında nelere dikkat edilmeli?
Uçak yolculuklarında doktorunuz öneriyorsa hamileliğin 8. ayına kadar hiçbir sakınca bulunmuyor. Tabii ki bazı durumlarda uçak yolculukları tavsiye edilmiyor. Dr. Gülnihal Bülbül,

• İkiz ya da çoğul hamileliklerde

• Daha önce düşük yapmış hamilelerde

• Kalp-damar hastalığı olan hamilelerde uçak yolculuğunun tavsiye edilmediğini kaydetti.

Uçak yolculuğu yapacak hamileler,

• Uçağa biniş sırasında sorun yaşamamak ve hatta uçuşu kaçırmamak için doktorunuzdan “uçak yolculuğu yapmanızda bir sakınca olmadığına” dair bir rapor alıp bunu tüm uçuşlarınız sırasında yanınızda taşımanız uygun bir davranış olacaktır.

• Uçakta hareketsiz durmamanızda yarar uçakta zaman zaman küçük yürüyüşlere çıkın.

• Uçakta koridor tarafında oturmanız hareket kolaylığı sağlayacaktır.

• Uçaktaki kabin basıncı ayaklarınızda şişmeye de neden olabilir,

bu nedenle rahat bir ayakkabı giymeniz rahatlamanıza yardımcı
olacaktır.

• Hava yolculukları vücudun su kaybetmesine neden olur bu nedenle yeterli miktarda sıvı tüketmelisiniz.

• Bel ağrısına karşı yanınıza yastık almanızda fayda var.

Özellikle uzun yolculuklarda tuvalet ihtiyacı ve uzun süre oturmanın zararlarından korunmak için sık aralıklarla mola vermenin önemini vurgulayan Dr. Gülnihal Bülbül, otobüs ve tren yolculuklarında, uzun süre oturmanın kan dolaşımını etkilediğini bu yüzden her 2 saatte bir koridorda yürünmesi gerektiğini belirtti.

Hamile bayanlar araba kullanabilir mi?
Hamile bayanların araba kullanmalarında sakınca olmadığı söyleyen Dr. Gülnihal Bülbül, emniyet kemeri kullanımının çok önemli olduğunu ifade etti.

Karnın üstüne takılan bir emniyet kemeri bebek ve anne için kaza anında tehlikelidir. Bu nedenle, en güvenli emniyet kemeri karın altından ve göğüs arasından geçmelidir, dedi.

Hamileliğin son aylarına gelindiğinde, karın büyüdüğü ve direksiyona daha yakın olduğu için, kaza durumunda direksiyona çarpma bebek açısından riskli olabiliyor. Trafiğin yoğun olduğu zamanlarda araba kullanmak, hem yorucu olduğundan hem de mola verme imkanı olmadığından tavsiye edilmiyor.

Araba ile yolculuk yapacak hamile bayanların koltuklarını hava yastıklarından mümkün olduğunca uzağa çekmelerini öneriliyor.

Kaynak: ivillage.mynet.com

Hamilelik ve Cilt Bakimi

Aralık 8th, 2007 yazan admin

Hamilelik her yönüyle dikkat ve bakım isteyen bir süreç. Sağlıklı bir bebek sahibi olmanın yanında, annenin de kendine özen göstermesi arzulanan ve gözardı edilmemesi gereken bir nokta. Hamilelikte ve sonrasında anneleri en fazla üzen konuların başında ise fazla kilolar ve cilt problemleri (çatlaklar) geliyor.

Hamilelik sırasında vücudun her geçen gün genişlemesiyle birlikte gerginliğini kaybeden ciltte kuruma, elastikiyetin kaybolması ve hassasiyet görülür. Özellikle göğüsler, karın ve baldırlar en fazla etkilenenlerdir.

Doğumdan sonra vücudun deforme olmaması için hamilelik sırasında çok uzun süren ve çok sıcak banyolardan kaçınmak gerekiyor. Eğer bundan vazgeçemiyorsanız, hiç olmazsa çıkmadan önce ılık bir duş alıp bebeği rahatlatın. Aslında yalnızca ılık bir duş en uygunudur. Duş sırasında cildi fazla gerip parlatmamaya çalışarak, hafif yağlı bir sabun ve on beş günde bir gomaj’la (gomaj, vücut için bir tür keseleme görevini yerine getiren bir kremdir; bu kremi vücuda uyguladıktan sonra masajla oğuşturarak, eski, ölü hücrelerin atılması sağlanır) cildi yumuşatmak gerekir. Arada bir yapılacak hafif kese, kan dolaşımını arttırır. Daha sonra kol ve bacaklara vücut sütü de tatbik ettiğinizde günlük vücut bakımınız bitmiş demektir.

Çatlaklar alt derinin elastikiyetini ve hormonal dengesini kaybetmesiyle oluşur. Fakat gerçekte henüz hiç kimse çatlak olgusunun gerçek sebebini ve bazı kişilerde niçin oluşmadığını bilmemektedir. İşin ilginç yönlerinden biri de eğer sık hamilelik söz konusu değilse, çatlakların 25 yaşından genç olanlarda daha sık rastlanmasıdır.

Ani ve çok kilo almalar, durumu daha da kötüleştirebilir. Çatlaklara esmer ve kumrallarda daha az rastlanır. Önce kırmızı, daha sonra sedefimsi bir cilt altı yarası oluşumu ile belirginleşen çatlakların özellikle oluştuğu yerler göğüsler, karın bölgesi ve kalçalardır. Çatlakların her ne kadar daha ziyade hamileliğin son üç ayında oluştuğu söylense de, bu ancak kann bölgesi için geçerli olup, ilk haftalardan itibaren büyümeye başlayan göğüsler için değildir.
Tabii ki tüm bunlara karşı önlemler de yok değildir.

Mücadeleye ne kadar erken başlanırsa o kadar iyi sonuç alınır. Hamileliğin ilk aylarından itibaren söz konusu vücut bölgelerine çatlak kremlerini tatbik etmeye başlayın. İyice nüfuz ettirecek kadar vakit ayırın ve bunu doğuma kadar sürdürün. Bir tek gün bile atlamayın. Kremden tasarruf etmeyin.

Alt deri lifleri ne kadar yumuşak olursa, o kadar kırılgan olurlar. Bu yüzden fazla ve çabuk kilo almamaya çalışın. Şansınızı daha da arttırmak için üçüncü aydan itibaren, her altı haftada bir vücut masajı yaptırın. Bu hücrelerin daha iyi beslenmesini sağlayıp artıkların atılmasını kolaylaştıracaktır. Yalnız dikkat! Masaj mutlaka elle yapılmalıdır.

Kaynak: milliyet.com.tr

Hamilelikte Sorulan Sorular

Aralık 8th, 2007 yazan admin

“Sen 2 canlısın, 2 kişilik yemelisin!” “Saç boyatmak mı? Kesinlikle olmaz!” “Aman ultrasona girmeye falan kalkma, bebeğe zararlı!”…

Bu sozler tanıdık geliyor, değil mi? Haklısınız, ortada bu kadar yasak ve kısıtlamadan soz edilirken ürkmemek elde değil.

Sağlıklı ve huzurlu bir hamilelik donemi geçirmek için en iyisi işin iç yüzünü oğrenmek. Bu konuda kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Doç. Dr. Teksen Çamlıbel en çok merak edilen soruları yanıtlandırdı.

Vajinal akıntılarımın artması normal mi?
Evet: Hormon salgıları ve genişleyen damarlar lokore adı verilen akıntıya neden olur. Bu, oldukça bol miktarda gelen, beyaz ve kokusuz bir akıntıdır. Tek yapılması gereken, ozenli bir hijyenik temizliktir.

Kaşıntı, yanma ya da kotü koku olursa, vakit kaybetmeden jinekoloğa başvurulmalıdır.

Dişçide uygulanan lokal anestezi sorun yaratır mı?
Hayır: Verilen uyuşturucunun miktarı o kadar azdır ki, ne gebeye ne de bebeğe zarar vermez. Ancak, bazı durumlarda kullanılan ve rahimde kasılmalara neden olan kuvvetli maddelerden kaçınılması için, diş hekimine, hamilelik durumu mutlaka bildirilmelidir.

Havayolunu tercih etsem daha mı güvenli olur?
Evet: Uzun mesafeler soz konusuysa, havayolunu kullanmak, tüm diğer karayolu ulaşım şekillerine gore daha avantajlıdır. Daha kısa mesafe için otomobil ve tren yolculuğu tercih edilmelidir. Boylece, hareketsizlikten uyuşan vücudu mola vererek dinlendirmek mümkün olabilir. Otobüs ve gemi ise, ozellikle hamileliğin ilk aylarında, mide bulantılarını artırır.

Radyografiden kaçınmalı mıyım?
Evet ve hayır: Gebeliğin ilk doneminde, ya da gebelik şüphesi varsa, X ışınlarından kaçınmak gerekir. Aslında, hamile olduğundan şüphe edenlerin, adet doneminin ikinci yarısında rontgen çektirmemesi daha iyi olur. İlk 3 ayın ardından risk azalır. Ancak, yine de rontgen çektirirken karnın korunması yerinde olur.

Hamileliğin son günlerinde cinsel ilişkiye girmek doğumun erken başlamasına neden olur mu?
Evet: Dol sıvısı, prostaglandin içerir. Bu da, rahimle temas halinde, kasılmaları başlatır. 8. ayın ortalarından itibaren prezervatif kullanılmalıdır.

Bebeğin hareket etmesi herşeyin yolunda olduğu anlamına mı gelir?
Evet: Hamileliğin 28. ayından itibaren, herşeyin yolunda gittiğine dair bir güvenlik tedbiri olarak, fetüsün hareketlerini düzenli olarak sayma yoluna gidilebilir. 12 saat içinde, en az 10 yumruk ya da tekme hissetmeniz gerekir. Azaldığını ya da durduğunu hissederseniz hemen doktora başvurmalısınız.

Sezaryenden sonra, bir daha normal doğum yapılabilir mi?
Evet: Dünyada sezaryenle doğum yapmış kadınların yüzde 70′i ikinci kez normal doğum yapabilmiştir. Bunun ilk şartı, bebeğin duruşunda anormallik, kasıkta şekil bozukluğu gibi cerrahi müdahaleyi gerektirecek bir neden bulunmaması. İkinci şart ise, vajinal yolla doğumun kasılmalarına dayanması için, rahimdeki kesiğin tamamen iyileşmiş olması.

Küçük goğüslü kadınların yeterince sütü olur mu?
Evet: Goğüsün boyutlarının süt verme kapasitesiyle hiç ilgisi yoktur. Goğüslerin iriliği, bu bolgedeki yağlı dokuya, süt üretimi ise süt bezlerinin etkinliğine bağlıdır.

Miyoplar süt verebilir mi?
Evet: İlke olarak, ne doğum, ne de süt vermek miyopluğu artırmaz. Yine de, goz kusurunun 8 dereceden yüksek olduğu durumlarda, kontrolden geçmek ve gerekirse emzirmemek gerekir.

Biranın süt yaptığı doğru mu?
Hayır: Biranın süt üretimini artırdığı bilimsel olarak kanıtlanabilmiş değildir. Hatta, yapılan son araştırmalar, fazla bira içenlerde bebeğin daha az emmesine neden olabilecek şekilde sütün tadında bozulma olduğunu ortaya koymuştur.

Kaynak: milliyet.com.tr

« Önceki Konular