Hamilelikte oluşan kanama riskleri

Hamilelik en büyük zevk aldığımız zamanların başında gelir. Kadınlar için hamilelik çok özeldir. Bu günlerinde kadınlar hassaslaşır, duygusallaşır ve her şeye alınganlık göstererek ağlayabilmektedirler. Bu durumda karşılarındaki kişiler anlayış göstermeli ve hamilelik sonlanıncaya kadar biraz anlayışlı ve sabırlı davranmalıdırlar.

hamilelikte oluşan kanamalar

hamilelikte oluşan kanamalar

Hamilelik süreci kadınlarımızda değişkenlik gösterebilmektedir. Çok kolay ve rahat bir hamilelik ortamı geçiren kadınlarımızın yanı sıra bol aşermeli, sıkıntılı bir hamilelik süreci geçiren kadınlarımıza da rastlanmaktadır. Hamilelikte bazı kadınlarımızda görülen kanama riski düşük tehlikesi yaratabilmektedir. Düşük oluşmasına sebebiyet vermemek için doktorumuzun kontrolü altında bulunmalıyız onun görüşlerine ve tıbbi yardımlarından faydalanmalıyız. Kanama riski bulunan hamilelerin kendilerine dikkat etmeleri ve bol bol istirahat etmeleri gerekir.

hamilelikte oluşan kanamalar

hamilelikte oluşan kanamalar

Bu süreçte etraflarında kendilerine yardım edebilecek annelerinden ya da yakınlarından yardım almalıdırlar. Kanamanın oluşturacağı risklere sebebiyet vermemek için hamilelik sırasında kendimizi ve bedenimizi zorlayacak, yoracak işlerden kaçınmalı bebeğimizin sağlıklı ve elverişli bir ortamda dünyaya gelmesini sağlamak için bu özel günlerimizin kıymetini bilerek ona göre yaşantımızı sürdürmeliyiz. Hamilelik sürecimizin rahat ve sıkıntısız geçmesi için gerekli fedakarlıklardan kaçınmamalıyız.

Doğum kontrolü

Doğum kontrolü demek bir kadının hamile kalmasını önlemek demektir. Genellikle gebelikten korunma denildiği zaman ilaçlar ve koruma yöntemleri düşünülür. Doğum kontrolü ise kişinin gebelikten korunmada, bu yöntemlerin uygulanmasında aldığı tavırlar gibi başka yönleri de kapsar. Bazı insanlar hala hap ve prezervatif gibi önlemlere karşıdır. Karşı çıkılmasının nedeni ilişki sırasında çeşitli sorunlar yaratmasından dolayıdır.

Günümüzde herkes çocuk sayısını kısıtlamak için çeşitli yöntemler kullanmaktadır. İki veya üç çocuk ideal olmaktadır. Beş veya altı çocuklu ailelerin sayısı giderek azalmaktadır. Yeni evlenen çiftler de evliliğin ilk yıllarında bebek yapmayı düşünmedikleri için çeşitli yöntemler kullanmaktadırlar.

Günümüzde gebeliği önleyici birçok araç ve kontrol edici yöntem olduğu halde kadınlardan bazıları korunamamakta, istemeden gebe kalmakta ve kürtaja başvurmaktadır. Bu da doğum kontrol biçimlerinden biridir fakat her seferinde çok fazla müdahaleye ve duygusal karışıklıklara yol açmaktadır. Birçok insan da gebeliği önleyici yöntemleri yanlış kullanmaktan dolayı hamile kalmaktadır.
Gebeliği önleyici yöntemlerden bazıları şunlardır:

Hap: Kadının normal adet dönemini etkileyen haplar gebelikten korunmada en yaygın yöntem olarak kullanılmaktadır. Haplardan bazıları yumurtanın olgunlaşmasını bazıları da döllenmenin olarak zigotun döl yatağına yerleşmesini engeller. Hapların çeşitli yan etkileri olmaktadır. Sigara içen ve bununla birlikte doğum kontrol hapı kullananların hipertansiyon ve diğer dolaşım bozukluklarının daha yaygın olduğu görünmektedir.Bu nedenle hapların kullanımında tıbbi müdahaleler gerekmektedir. Reçeteyle satılmasının da nedeni budur. Herkes için uygun olmayabilir. Cinsel ilişkiden 48saat sonra bu haplar alınmalıdır. Bu döllenmiş yumurtanın döl yatağına yapışmasını engelleyecektir.

Doğum kontrol hapları

Doğum kontrol hapları

Kısırlaştırma: Erkek ya da kadının kısırlaştırılması çok güvenilir bir yöntemdir ve bunun dışında ekstra olarak başka yönteme gerek yoktur. Ancak böyle bir adımın geri dönüşü yoktur. Cinsel yaşama yan etkisi yoktur. Cinsiyet hormonlarına etkisi olmamaktadır.

Spiral: Spiral bazen bakır bir tel ile de olan plastik bir alettir. Doktor tarafından dölyatağı içine yerleştirilen spiral, Döllenmiş yumurtanın dölyatağına yapışmasını engeller. Spiralin dölyatağında tahrişe neden olup olmadığını anlamak için düzenli olarak doktor kontrolünde olmalıdır.

Sağlık sektöründe ilaç firmaları

İlaç sektörünün günümüz dünyasının en fazla cirolarına ulaştığını hepimiz iyi biliyoruz.Gelişmiş ülkelerdeki cirolarının 30 milyar dolarlarla ifade edildiğini okuyoruz. İlaç sektörü elbette sağlığımızın önemli sigortalarından biridir.Birçok hastalığımız onların hazırlamış olduğu ilaçlarla tedavi edilir.Son iki yüzyıldır hastalıklarımızda iyileşmemize onlardan aldığımız ilaçlarla kavuşuruz. Birçok hastalığı bu ilaç sektörünün ürettikleriyle bertaraf ederiz.Aspirin denilen mucize ilacı neredeyse yüzyıla yakın kullanıyoruz.

sağlık sektörüsağlık sektörü

Tüm bu faydalarının yanında son dönemlerde ilaç firmaları dünyanın en önemli doktorları ve onların bağlı bulundukları firmaları tarafından eleştirildiklerine tanıklık ediyoruz.Son zamanlarda kolestrol merkezinde ve onun etrafında yapılan tartışmalar bu tartışmanın fitilini iyice ateşledi.Ülkemizin ve dünyanın en önemli kardiyologları kolestrol ilaçlarının hiç bir faydası olmadığı gibi çok fazla yan etkisinden de bahsetmektedirler.

Kolestrolun ilaç firmaları tarafından uydurulan bir hastalık olduğu ve kendilerine yakın olan doktorlar vasıtasıyla bu yalanın tüm insanlığa anlatıldığını söylemekteler.Bunların başını da ülkemizde prof.dr Canan Karatay çekmektedir.Onun ateşlemiş olduğu bu tartışma hepimizin kafasını karıştırdı.

Bu tartışmalar sadece kolestrol merkezli devam etmiyor.Aynı şekilde milyarlarca dolar pazarı olan menopoz ilaçlarına da sıçramış vaziyette.Kimi önemli uzmanlar menopoz ilaçlarının hiç bir şekilde menopoz dönemine katkısı olmadığını iddaa etmekteler.

Bu tartışmalara kimileri de kanser ilaçları üzerinden yüklenmeye başladı. Bazı kanser ilaçlarının adedinin milyarlı rakamlarla satılıyor olması kimilerimiz tarafındanda ilaç fırmaları ve doktorlar arasındaki menfaat ilişkilerini sorgulamamıza neden oluyor.Yine bazılarımız tarafından iddaa edildiği gibi kanser ilaçlarının bulunduğu veya bulunabilmesi için hiç bir sebebin olmadığı ifade ediliyor.

Bu ifade sahiplerinin dayanak noktası ise insanın dnasını bile çözmüş hatta klonlamayı bile gerçekleştirmiş olan tıp dünyasının kanser karşısında neden bu kadar çaresiz kaldığıdır.Bu iddaayı mantık çerçevesinde düşündüğümüzde hakikaten bizimde kafamız karışmıyor değil.İstediği canlıyı klonlayabilen ve bu teknolojiye ulaşmış tıp neden acaba kansere çare bulamamaktadır.

Alternatif tıp yöntemleri nelerdir?

İlaç firmaları ile ilgili son yıllarda yaşanan olaylar ilaç firmalarına kuşku ile bakmamıza sebebiyet vermektedir.Bu son günlerde yaşanan güncel tartışma olan koletrol ilaçlarının da sağlığımıza hiç bir faydası olmaması gibi popüler tartışmalar alternatifin tıbbın son dönemlerde yıldızını iyice parlatmaya başlamıştır.Bir de buna yıllardır kullanılan menopoz ilaçlarının da boş yere kullanıldığı iddaaları ortaya çıkınca insanlar sağlıkları ile ilgili endişe duymaya başladılar.Dolayısıyla bu da değişik tedavi yöntemlerinin birden çok popüler olmasını sağladı.

alternatif tıp yöntemleri

alternatif tıp yöntemleri

Alternatif tıp çok değişik kategorilerle adlandırılabilir.Onunda kendi içinde çok alternatifleri vardır.Mesala akapunkturlu tedavi yöntemleri, spa sağlık merkezleri,su ile yapılan fiziksel ve ruhsal tedaviler,bitkisel ilaçlarla yapılan tedaviler gibi çok değişik kategorilere sokulabilir.Su ile yapılan tedavinin eski roma uygarlığına,oradan osmanlıya kadar gelişe gelişe geldiğini tarih kitaplarımızda yazmaktadır.

Modern tıbbın gelişmediği dönemlerin vazgeçilmez yöntemlerinden biri olmuştur.Osmanlı döneminde ise bu alternatif tıp dediğimiz yöntemin çok sıklıkla uygulandığına tanıklık ediyoruz.Özellikle selçuklu ve osmanlı kültürüne ait olan hamamların sadece yıkanmak ve temizlenmek amacıyla değil aynı zamanda tedavi amaçlı yapıldıklarını günümüze kadar gelmiş yapılarda veya kalıntılarında net bir şekilde görüyoruz.Zaten tedavi amaçlı yapılmış kaplıcaların ve hamamların, yer altı kaynakları zengin olan bölgeler seçilerek yapılmış olması bu savımızı güçlendiriyor.

Uzak doğu kültüründe ise akapunkturun yüzyıllardır kullanıldığını görmekteyiz.Türkiye de çok fazla bilinmese de çin, tayland gibi ülkelerde en az modern tıp kadar rağbet gören bir sağlık tedavi yöntemidir.Hatta akapunktur yöntemi ile cerrahi müdahaleler ve ameliyatlar yapılması da çok yaygın bir yöntemdir.Bu ameliyatların başarı oranının çok yüksek olduğu da bir gerçektir.

Modern tıp bu alternatif tıp uygulamalarına bilimsel veri eksikliğinden ötürü soğuk da baksa göz ardı da edememektedir.Aynen anneannelerimizden kalma bitkisel tedavi yöntemlerinde olduğu gibi.O anneannelerimizin tedavi yöntemi olan zamanında koca karı ilaçları olarakda adlandırılan bu alternatif tıp günümüzde devasa bir sektör haline gelmiştir.

Hamilelik kıyafet seçiminin önemi

Hamileyken dikkat etmeniz gereken birçok konu vardır. Bunlardan en önemlisi de hamileyken giydiğiniz giyeceklerdir. Hamilelikte kıyafet seçimi oldukça önemlidir.

hamilelik kıyafeti seçimi

hamilelik kıyafeti seçimi

Gerek bebeğinizin sağlığı , gerekse sizin sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmeniz için kıyafet seçimine dikkat etmemiz gerekir. Hamilelikte kıyafet seçiminde en önemli husus size uygun olan ve kendinizi rahat hissedebileceğiniz kıyafetleri seçmektir. Kıyafetin nasıl olduğu , kimin yaptığı veya kimden aldığınız hiç önemli değildir.

Dikkat etmeniz gereken nokta o kıyafetin sizi rahat tutmasıdır. Ancak bu hususta bir önemli konuda kıyafetin vücut ısınızı dengelemesidir. Hamileliğin getirdiği nedenlerden dolayı vücut ısınız zaten normalden daha fazladır. Bu yüzden hamilelikte seçeceğiniz kıyafetler vücut ısınızı dengelemelidir. Bundan dolayı daha çok kısa şortlar veya pamuktan yapılmış kıyafetler tercih sebebi olmalıdır.

Ayrıca eklemek gerekirse kar kat giyinmek ve sıcak ortamlarda bunları çıkarıp soğuk ortamlarda geri giymek de diğer bir seçeneğiniz olmalıdır. Son olarak söylemek gerekirse, elbise almadan önce mutlaka komşularınızdan, tanıdıklarınızdan elbiseleri deneyin. Onların elbiselerini de giyerek maddi yönden tasarruf edebilirsiniz. Eğer daha önce gebe olmuş bir tanıdığınızdan yardım alırsanız gebelik dönemi sizin için daha kolay geçebilir.

Evliliklerde Mutluluğun Sırları

İnsan yaradılışı gereği sosyal bir varlıktır ve diğer insanlarla sürekli bir iletişim halindedir. Yalnız bir insan düşünülemez ve yalnızlık hiçbir insanın kaldıramayacağı bir yüktür. Bu yüzden insanlar yaşamlarının her döneminde beraber yaşayabilecekleri ve yalnızlığını paylaşabilecekleri kişilerle beraber olmak ister.

evlilikte mutluluğun sırları

evlilikte mutluluğun sırları

Bu insanın doğumundan ölümüne kadar süregelen ve asla vazgeçemeyeceği yapısal özelliğidir. Bu yüzdendir ki insan hayatını beraber sürdürebileceği ve yeni yaşamlara yelken açabileceği bir eş ister yanında. Bu yüzden evlilik insan hayatının en önemli evrelerindedir. Ancak evlilikler doğru bir şekilde idare edildiği zaman insanı mutlu edebilir. Aksi halde insan kendini daha yalnız ve mutsuz hissedebilir.

evlilikte mutluluğun sırları

evlilikte mutluluğun sırları

Mutlu evliliklerin yolu temelde doğru bir hayat arkadaşı seçmekten geçer. Kişi her koşulda anlaşabileceği, her türlü zorluklara beraber göğüs gerebileceği, birlikte olmaktan her zaman mutlu olabileceği ve hepsinden de önemlisi kendini eşinin yerine koyabilecek ve eşini anlayabilecek bir hayat arkadaşı ister.

evlilikte mutluluğun sırları

evlilikte mutluluğun sırları

Yalnız tüm bu durumlar tek taraflı olmamalıdır. Eğer iki insan birbirine saygı duyabiliyorsa ve evliliklerinin üzerinden yıllar geçmiş olsa da hala ilk günkü gibi birbirlerine karşı olan aşklarını, heyecanlarını, sevgi ve saygılarını kaybetmiyorlarsa o evliliği mutsuz kılabilecek hiçbir neden kalmayacaktır.

Ve tabi empati kurabiliyorlarsa, çok büyük görünen sorunlar bile halledilecektir. Evliliğin her döneminde eşlerin birbirlerine değer vermesi, ufak sürprizlerle hayat arkadaşını sevindirmesi birbirlerine
olan bağlılıklarını daha fazla arttıracaktır.

Anne sütü ve inek sütü

Anne sütü dünyadaki en besleyici madde olarak kabul görür. Anne sütü bebeğin sağlıklı bir şekilde büyüyüp gelişmesi için en ideal besindir. Bebeğin gerek zihin gelişimi gerek bedensel gelişiminde anne sütü kullanılması, şüphesiz bebeğini düşünen her ebeveynin alması gereken ilk ve en önemli tedbir olacaktır.

Yeni doğmuş bir bebeği, ona zaten doğa tarafından sunulan en faydalı besinden yoksun bırakmak, bebeğe yapılacak en büyük haksızlıktır. Bebeğin zekâ gelişimini ve bağışıklık sistemini güçlendirilmesini, hayata daha güçlü hazırlanmasını sağlar.

Anne sütü ve inek sütü

Anne sütü ve inek sütü

Anne ve bebeğin tensel teması, anne ve bebek arasındaki bağın kuvvetlenmesinin en gerekli yoludur. Bebek psikolojisinin kuvvetlenmesi bu temasla çok alakalıdır. Örneğin yetimhanelerde ani bebek ölümleri görülebilmektedir ki nedeni anneyle olan bağın bebek üzerinde yaptığı kuvvetli etkinin olmamasıdır.

İnek sütü, tüm süt türlerinde olduğu gibi zengin besin içeriğine sahip olmasına rağmen asla anne sütünün yerini alamaz. Anne sütü bebeğe özel üretilmiştir. Aynı şekilde ineğin sütü de esasında kendi yavrusu içindir. Bebeğin inek sütünden aldığı besinler anneden aldığı besinlere göre her zaman daha eksik olacaktır. Eğer herhangi bir sebepten zorunlu olarak anne sütü kesiliyorsa, çocuğa verilemiyorsa hekim tavsiyesiyle tam adapte bebek mamaları kullanılabilir.

Doğum sonrası cinsel yaşam

Doğum sonrasında çiftler uzun ve sıkıntılı hamilelik döneminin sorunlarının geride kaldığını düşünerek rahatlayabilirler. Fakat doğumdan sonra çiftler, bebek bakımı ve cinsel yaşamda değişiklikler gibi yeni ve farklı problemlerle karşılaşmaktadırlar.

Doğum sonrası cinsel sorunsal hormonsal ve bedensel değişimlerden dolayı ortaya çıkmaktadır. Bu değişimler en çok kadınları etkilemektedir. Bu sorunlar arasında öncelikli olanı cinsel isteksizlik olarak görülmektedir. Bunların yanında vajinismus (vajinal kasların penisin vajina içerisine girmesine engel olacak şekilde kasılması), disparoni (kadında genital bölgede ağrı) gibi rahatsızlıklarda ortaya çıkabilmektedir. Erkeklerde de yeni oluşan cinsel koşullara adaptasyon sorunu oluşmaktadır.

Doğum sonrası cinsel yaşam

Doğum sonrası cinsel yaşam

Cinsel isteksizliğin başlıca nedeni kadında anne sütünün üretilmesi için salgılanan prolaktin hormonu vajinal kuruluğa ve isteksizliğe neden olan başlıca etmendir. Ayrıca kadında annelik rolünün getirdiği kutsallık düşüncesi psikolojik olarak cinselliğe karşı soğuma oluşturabiliyor. Kadınlarda vücut yapısında meydana gelen değişmeler estetik kaygılar da cinsellikten soğumanın ağrı bir sebebi. Erkeklerde ise en önemli tahrik unsuru olan vajina ve göğüsler, artık bebeğin doğumu ve beslenmesi görevi olan organlar şeklinde algılandığı için isteksizlik oluşturuyor.

Bebeğin bakımı, emzirilmesi, uykusuz geçen geceler, çiftler arasında birbirine karşı olan ilginin başka yöne kaymış olması cinsel yaşamı olumsuz etkiler. Bu ve benzer sorunlar için çiftlere cinsel terapi önerilmektedir.

Emzirme pozisyonları

Bebek emzirmenin kesin kurallarla belirlenmiş tek bir pozisyonu yoktur. Her anne adayının kendi durumuna uygun olarak seçebileceği pek çok pozisyon türü vardır. Doğum sonrası bebeğin ilk günlerinde emzirilmesi için genelde beşik pozisyonu tavsiye edilir.

Anne oturur pozisyonda sırtını bir yere yaslamalıdır ve sırtı bebeğe doğru hafif eğik olmalıdır. Anne rahat edebilmesi amacıyla kolunu dayaması için bir koltuk kenarına oturması, ayaklarını uzatmak istiyorsa uygun ortam veya dizlerini kırmak istiyorsa yastı benzeri yumuşak cisimler kullanılarak otur pozisyona geçmelidir. Anneni bir koluna veya yastığa bebek uzatılmış şekilde bebek alınır. Anne memesine yaklaşık 45 derecelik açı ile yaklaştırılır. Bebeğin elleri serbest bırakılmalıdır.

Emzirme pozisyonları

Emzirme pozisyonları

Bunun amacı bebeğin anne memesine teması ve meme başını kendisinin bulmasıdır. Anne de diğer
eliyle orta ve işaret parmaklarıyla meme başını bebeğin ağzına götürürken başparmağını kullanarak memesini yukarıdan aşağıya doğru sıvazlayarak sütün gelmesini sağlayabilir. Bebek yatar pozisyonda tutularak emzirilmemelidir. Çünkü bebek memeyi ağzına aldığı zaman sütün gelmesi için ağzıyla vakum yapar. Eğer yatar pozisyondaysa süt bebeğin soluk borusuna kaçabilir veya genzinden kulak boşluğuna girerek enfeksiyona neden olabilir.

Bebeklerde kulak iltihaplanmalarını en büyük sebebi yanlış emzirmedir. Anne kendisi yatar pozisyonda emzirirse hem sütün gelmesi engellenir hem de tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabilir.

Gebeliğin 3 ila 6. ayları arasında neler olur

Hamileliğin başlamasından itibaren yaklaşık olarak on altı hafta boğunca annenin dış görünümünde belirgin bir değişiklik meydana gelmez. Bu döneme kadar geçen süre annenin yorgunluk, halsizlik, mide bulantısı, baş dönmesi gibi şikâyetleri ile doludur. On altıncı haftadan itibaren bu şikâyetler artık geride kalmıştır. Bundan sonraki dönem doğum için hazırlıkların yapılmaya başlanması için uygundur.

On ikinci haftadan itibaren rahim kalça kemiklerinden yukarıya doğru çıkmaya başlar ve yirminci haftada rahip tepesi göbeğe ulaşır. Ama yinede dışarıdan belli olmayabilir. Bu aralıkta belde biraz kalınlaşma olması yeni kıyafet ihtiyacını hissettirmeye başlar.

Gebeliğin 3 ila 6. ayları

Gebeliğin 3 ila 6. ayları

Anne vücudu ikinci bir canlı taşımanın verdiği ekstra sorumluluktan ötürü daha çabuk yorulur. Bu dönemde unutkanlık ve sakarlık çok sık görülebilir. Bu durum sizi endişelendirmesin. Ara sıra gaz sıkışması sorunu ve geğirmeler meydana gelebilir. Hamilelik esnasında anne vücudu fazlaca progesteron hormonu üretir ve bu da sindirim sistemi faaliyetini yavaşlatır. Mide ve yemek borusu arasındaki kasların gevşemesiyle mide asidi yukarıya doğru çıkarak mide ekşimesi yapabilir. Aynı soruna büyüyen rahmin mideye baskı yapması da neden olabilir.

On sekiz ve yirmi dördüncü haftadan itibaren kasık ağrıları, burun tıkanıklığı, burun ve diş eti kanamaları, karın altında deride çizgi oluşumu ve yüz ve yanakta koyulaşmalar doğaldır hamilelik oluşumlarıdır.

Sitemiz wordpress alt yapısını kullanmaktadır...